Kitsune

Puan vermedi·169 syf.··
2026 3. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 00:12
İşte İnsan (Behold the Man) zamanda yolculuk fikriyle, M.S. 29 yılına gidip İsa’nın son zamanlarına tanıklık etmek üzerine bir kitap. Zamansal karmaşa denilecek geçişlerle dolu bir anlatımı var. Anlatım açık ve kaba diliyle yer yer rahatsız ediciydi. Ana karakter, Karl Glogauer isimli nevrotik bir adam. O karmaşık anlatımda Karl’ın baba figürünün en baştan yokluğunu, çocukken bir kilise rahibinin tacizini, haçlara olan saplantısını, annesiyle olan sorunlu ilişkisini ve Jung’a olan ilgisini görüyoruz. Kitap o dönem yahudi gruplarından Esseniler’e dair önemli bilgiler veriyor. Esseniler mistik, kapalı, herşeyi ritüellere bağlayan bir topluluk. Vaftizci Yahya’yı da kitapta bir karakter olarak görüyoruz. Hirodes’ten, Salome’den de bahsediliyor. Karl’ın kendisinden 10 yaş büyük, katı bir ateist ve başarısız bir psikiyatrist olan sevgilisi Monica karakterini sevemedim. Monica’nın Jung’u bu kadar yermesinin temel nedeni bana göre Jung’un dine olan olumlu bakışıdır. Bir agnostik bile olsa kendisine bir cevap bulmak için zamanda yolculuk yapıp İsa’yı arayan Karl’ın esas amacıysa bence kendisine bir baba figürü bulmaktı. Kitabın bilimkurgu yönünü zaman yolculuğu oluşturuyor. Bilimkurgu teması biraz yüzeysel kalsa da romanda esas olan din ve bilimin çatışması, dinle cinselliğin karışması, dinin temelinin korku olduğunu söyleyen görüşün aksine bireye göre bu temelin değişebileceği, kimliğini oluşturamayan bireyin kendine başka kimlik bulması gibi şeylerden bahsediliyor. Bu ikinci okuyuşumdu. İlkine göre daha anlamlı bir okuma oldu.
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,850 okunma
Reklam
8/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 23:48
Kitapta sekiz adet öykü bulunuyor. Bunlar bilimkurgu, korku, masal, distopya türlerinde öyküler. Huni öyküsündeki gerilimi fazlasıyla hissettim. Öyküde en baştan itibaren tekinsizlik hissi vardı. Sonuna ise yorum bile yapamıyorum. Dinamoların Tanrısı, diğer bir korku öyküsüydü. Sonları okurken insan gerçekten bir tuhaf oluyor. Yıldız isimli öykü, evrensel felaketin veya felaket ihtimalinin bilimkurguya dökülmüş haliydi. Duvardaki Kapı, fantazyanın çocukken açtığı kapılar ve o kapılardan bir daha hayat telaşından girmeye cesaret edemeyen bir adamın öyküsünü okudum, sevdim. Körler Ülkesi, "Körler Ülkesinde Tek Gözlü Adam Kral Olur" lafına cevap bulan bir adamın hikayesi. Hem biraz efsane gibi başladı, kendi mantığıyla devam etti ve bitti. Kitaptaki çoğu öyküyü sevdim.
Edebiyat
Ay Işığı MasallarıH. G. Wells · Mitra Yayınları · 201841 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 17:41
2026’dan okuduğum ilk kitap H.G.Wells’ten “On İki Hikaye ve Bir Rüya” oldu. Benim için keyifli bir okuma yolculuğuydu. Epey bir zamana yayarak okudum, öyküleri hemen bitirmek istemedim. İyi de oldu. Bilimkurgunun babalarından biri olan yazarın, fantastik öyküler yazmış olmasına biraz şaşırdım. Fantastik olduklarından o öyküleri daha bir beğendim desem yalan olmayacak. “Sihir Dükkanı” isimli öyküde; bir baba ile oğlunun sihir dükkanı tabelalı bir dükkandan içeri girmesiyle başlarından geçen olaylar işleniyor. “Bay Skelmersdale Periler Ülkesi’nde” diğer beğendiğim fantastik öyküydü. Adı üstünde bir adamın periler ülkesine gidişini anlatıyor. “Pyecraft’ın Sırrı” içinde epey garip bir zayıflama tarifi barındırarak fantazyaya göz kırpan absürt bir öyküydü. “Yeni Hızlandırıcı” daha evvel başka bir kitaptan okuduğum, beğendiğim bilimkurgu öyküsüydü. “Tanrı Jimmy Goggles” ismine bakıp başta yadırgasam da sonradan, garip bile olsa mantığa bürünen trajikomik bir öyküydü. “Bay Ledbetter’in Tatili” erdemli, her zaman dürüst davranan bir adamın çılgınca bir davranışa sürüklenip bir çeşit suç işlemesiyle başına gelen olaylar zincirini anlatıyor. “Çalınan Beden” astral seyahati başına bela olan, kendini bir tür başka bir dünyada veya diyarda bulan bir adamın hikayesiydi. Dikkatimi çeken şey kitapta sonlara doğru olan anlatım ve yazım hatalarıydı. Anlatım bozuklukları /tekrarları kafa karıştırıcı olsa da okuma zevkimi elimden alamadı. Künyede H.G. Wells’in biyografisini de görmek isterdim. Böyle içeriği benim için cılız, eksik kaldı. Çalınan Beden isimli öykünün adınıysa içerik listesinde nedense göremedim. Ayrı bir öyküyü sanki başka bir öykünün devamı gibi göstermiş yayınevi. Yani ben okuyana dek öyle sandım.
On İki Hikâye ve Bir RüyaH. G. Wells · Maya Kitap · 0105 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 21:39
En sevdiğim kitabı bulmuşum gibi hissediyorum. Michael Ende bu kitabı iyi ki yazmış, okuduğuma çok ama çok sevindim. Fantazya'nın kalbine gidip geri dönenlerden olmak istiyorsanız siz de bu kitabı seversiniz. Kendinizi sayısız yolculukta, maceralarda bulabilir, hatta Fantazya'da arkadaşlar bile edinebilirsiniz. Ve orada daha anlatılmamış birçok öykünün izlerini de bulabilirsiniz. Kitabın konusundan bahsederek sihrini bozmak istemiyorum. Son olarak şunu diyebilirim: Atreju'yu, Beyaz Uğur Ejderhası Fuchur'u ve Çocuk İmparatoriçe'yi çok sevdim. :)
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Pegasus Yayınları · 20172,657 okunma
8/10
·144 syf.··
2025 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 17:52
Daha önceden okuduğum bir kitap ama not almadığım için kitabın çoğu aklımdan uçup gitmişti. Alman Romantizmini, peri masallarını seviyorum. Bu yüzden yeniden okumaya karar verdim. İlk kez 1819 yılında yayımlanan bu eser için yetişkinlere yönelik bir peri masalı demek daha doğru olur. Hicivsel, ironik, düşündürücü öğelerle dolu, aynı zamanda sihirle gerçekliğin iç içe geçtiği ve hangisinin diğerine baskın çıktığı pek belli olmayan bir hikayeye sahip. Kitaba ismini veren Zaches, absürt derecede mini boylu (2 karış boyunda), tuhaf ve son derece sevimsiz, yaşına göre aşırı obur, yürümek için yetersiz cılız bacaklı, kamburu olan ve annesine yük olmaktan başka bir özelliğe sahip olmayan bir çocuktur. Bir insandan çok adamotuna benzeyen, yarılmış turbu andıran ve “hilkat garibesi” olarak isimlendirilen biri. Ama kitabın orijinal dilinde onu tanımlayan isim başkadır: “Wechselbalg” Wechselbalg, Ortaçağ Avrupasında görülen bir halk inanışıdır. Bu inanca göre yeni doğum yapmış kadınların bebeklerini kötü cinler, ruhlar veya periler kendi çocuklarıyla değiştirirler. Değiştirilen çocuğun özellikleri tıpkı Hoffmann’ın Zaches’ine benzer. Yani tuhaf, sevimsiz, aşırı obur, yürümekten ve konuşmaktan aciz, kısacık boylu, adeta bir adamotu… Masalda, bir peri anne gibi hikayeye dahil olup Zaches’e hak etmediği bir tılsım bahşeden Rosabelverde’nin etkisiyle Zaches çoğu insana bundan sonra pek sevimli görünür ve çevresindeki bazı insanların başarılarına konar. Çok az kişi bu tılsımdan etkilenmez ve Zaches’i olduğu gibi görür. Bu arada ülkeye aydınlatma ithal etmek isteyen ve bunun için sihri ve şiiri yasaklayan prens hazretlerini okuruz. Prens doğa olaylarını bile etkisi altına almak isteyen absürt bir tiptir. Hikayeye dahil olan başka karakterlerle olaylar gelişmeye başlar… Masalda
Edebiyat
Küçük Zaches Namıdiğer ZinnoberE. T. A. Hoffmann · Can Yayınları · 2018214 okunma