Gün gelicek yaşadığımı bile unutacağım belki. Ben unutacağım, peki ya unutulacak mıyım? Arkamdan beni hayırla mı yad edecekler, güzel bir şekilde anılacak mıyım? Arkamda insanlığa güzel bir şey bırakabilecek miyim? Çocukların yüzlerindeki gülümseyişte beni görebilecekler mi? Yoksa, elinde bir balonla arnavut taşlı kaldırımmdan geçen bir çocuğun istemsizce gözlerine takıldığım bir mezar taşından ibaret mi olacak benim bu dünyadaki hatırlanışım?
Kitabı genel olarak beğendim. Karmaşık bir olay örgüsü vardı. Bölüm bölüm zamanlar arası keskin geçişler yapılıyordu. Karakter isimleri de birbirine oldukça benzediğinden anlatılanları kendi iç dünyamda oturtmakta zorlandım. Kitabın konusuna gelecek olursak ana karakterimiz olan Rukayye'nin İsrail'in işgali ile başlayan hem fiziksel hem de içsel olarak sürüklenişine kendi dilinden şahitlik ediyoruz. Savaş, göç, zulüm, gurbet, değer gibi birçok kavramın yansımasını Rukayye'nin gözünden görebiliyoruz. Kitap sadece Rukayye'nin değil birçok karakterin hayatına da ışık tutuyor.