"Beş dakika sonra hastaneden çıkıyorum. Son not. Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstümden çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde, ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta.
"Annem, Mithat Bey ve arkadaşım içeri girdiler:
"-Haydi..."
"Dış kapının garip mandalı" idim sanki. Onlara ulaşamıyordum. Gerçekten değişmemiş olabilirlerdi ama benim gözümde erişilmez hale gelmişler, ulaşabileceğimden öteye gitmişlerdi. Her geçen gün onların yaşam yörüngesinden uzaklaşıyor gibiydim. Bir yandan onların yanındayken, bir yandan onlardan, çabalarından ve inançlarından ne kadar uzak olduğumu görüyordum.
Kalasın üstünde oturdum; kendimi gecenin sessizliğine ve huzuruna bıraktım. Ay ışığı hayalinde kaybolmuş gibiydim; günlük yaşantımı cehenneme çeviren her şeyden uzaklaşmıştım. Bir an için kendimi mutlu hissettim. Sonra hatırladım. Gelecek önümde bir kara delik gibi bekliyordu. Kapana kısılmış, zincire vurulmuş gibiydim.
"Neyim ben ?" diye sordum kendime orada otururken. Tanrı'nın şakalarından biri sadece!
Hayatım şekilsiz, amaçsız, değersiz, görünüyordu. Büyüdükçe etrafımda oluşan duvarların arasına hapsolmuştum. Özgür olmayı çok özlüyordum. Zincirlerimden kurtulup kaçmak için can atıyordum.