...
göz açıp kapayana dek yaşlanıyor insan. Bedenlerimiz geri dönüşü olmayan şekilde anbean bozuluyor. Gözlerimizi kapayıp bir süre sonra tekrar açınca pek çok şeyin yok olup gittiğini anlıyoruz. Gece yarısı esen şiddetli rüzgâra kapılıp her şey adı ister bilinsin ister bilinmesin ardında tek bir iz bırakmadan uçup gidiyor. Geriye kalan tek şey belli belirsiz hatıralar sadece. Hayır, hatıraya da güvenilmez. O zaman bize gerçekten ne olduğunu kim net bir şekilde ifade edebilir ki? Eğer şanslıysak bazı sözcükler bizimle birlikte kalır. Gece yarısı bir tepenin üzerine tırmanırlar, bedenlerinin şekline göre kazılmış küçük deliklere girer, kendilerini gizler, zaman rüzgârının esip geçmesini beklerler. Sonra nihayet sabah olur, şiddetli rüzgâr diner, yaşamaya devam eden sözcükler kendilerini göstermeye başlar. Sesleri kısıktır, çekingendirler, genelde çok anlama gelebilen ifadelerden başkasını kullanmazlar. Ancak böyle sabırlı sözcükleri oluşturmak ya da bulup geride kalmalarını sağlamak için kişi yüreğindekileri koşulsuz bir şekilde ortaya koymalıdır. Öyle; boynumuzu kışın ay ışığının ışıldattığı taştan yastığa koymak zorundayız.
Bu dünyada onu ve beni birbirine bağlayan tek bir şey yok aslında. Bir caddede karşılaşsak ya da bir restoranda yan yana masalara otursak bile birbirimizin yüzünü ayırt etmek olasılığı (sanırım) hiç yokken hem de. Biz iki doğru çizginin kesişmesi gibi bir noktada bir anlığına buluştuk sonra kendi yollarımıza gitmek üzere ayrıldık.
gecelerim sensizliğin gölgesinde yetim.
kimsesiz gibiyim seninle uyumadığımda.
bana bakmadan sen,
iyi geceler gün ışığım demeden,
istemiyorum ne iyiyi ne geceyi.
sensizlik orucu tutuyorum artık geceleri,
ama dayanamıyorum sevgilim.
yapamıyorum dinindeki bu ibadeti.
kaldıramıyor ne bedenim ne iradem.
taparcasına severken seni,
gözlerini, ellerini...
sesini duymazsam gelmiyor uyku gözlerime,
değmiyor rahat yüreğime.
"alıntıdır"
Sevinç ve üzüntünün nasıl hisler olduğunun farkındaydım. Ama sevinç ve üzüntü arasındaki çeşitli hisleri, aralarındaki karşılıklı ilişkileri henüz düzgün ayıramıyordum. Ve bu durum karşısında fena halde huzursuz ve güçsüz hissediyordum.