Hapiste kaldığım tüm bu süre içinde, çevremde yüzlerce tutuklu bulunmasına karşın, nasıl son derece yalnız olduğumu ve sonunda bu yalnızlığı yenmeyi nasıl başardığımı da anımsıyorum. Kendi kalbim, ruhumla başbaşa kalınca, tüm geçmiş yaşamımı gözümün önünden geçirdim, en küçük ayrıntısına kadar onu belleğimin süzgecinden geçirdim ve kendi kendimi gaddarca ve merhametsizce yargıladım. Bu yalnızlığı bana bahşettiği için bazen kaderime şükrettiğim de oluyordu, eğer bu yalnızlığı yaşamasaydım ne kendimi yargılama olanağını bulabilirdim ne de geçmişe böylesine acımasız bir dönüş yapabilirdim. O anlarda yüreğim nasıl da umutla çarpardı! Gelecekteki yaşamımda bu tür hatalara meydan vermeyeceğime, geçmiş yıllardaki düşüşleri bir daha yinelemeyeceğimi düşünüyordum –karar vermiştim– yemin etmiştim. Gelecekte beni bekleyen yaşamımla ilgili bir taslak oluşturdum ve bunu kesinlikle izlemeye karar verdim. Bu taslağı uygulayacağıma, onu harfi harfine izleyebileceğime dair içimde sanki kör bir inanç doğmuştu... Bekledim. Bir an önce özgürlüğüme kavuşabilmeyi diliyordum. Kendimi bir kez daha, yeni bir mücadele içinde kendimi denemek istiyordum.