İstediğim tek şey somut bir örnek yoluyla okura, yaşamın, her durumda, hatta en acınası durumlarda bile potansiyel bir anlam taşıdığını anlatabilmekti.
Şimdi bize, insanın kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır
O ana kadar çok iyi öğrendiğim tek şeyi biliyordum: Sevgi, sevi len insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi en de rin anlamım, kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevi len kişinin gerçekte orada olup olmaması, yaşayıp yaşamaması, bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.