Gerçek: İnsanın özleyebile ceği nihai ve en yüksek hedef, sevgidir. O anda, insan şiirinin ve insan düşünce ve inancının vermesi gereken gizin anlamım kav radım: İnsanın sevgiyle ve sevgi içinde kurtuluşu. Dünyada hiç bir şeyi kalmayan bir insanın, kısa bir an için de olsa, sevdiği in sana ilişkin düşüncelerle ne kadar mudu olabileceğini anladım. Tam bir yalnızlık konumunda, insan kendini olumlu eylemle di le getiremediği, çektiği acılara doğru bir tavırla -onurlu bir tavır- la- katlanmaktan başka yapacak hiçbir şeyi olmadığı zaman, sev diği insana ilişkin içinde taşıdığı imgeye sevgiyle yoğunlaşarak doyuma ulaşabiliyordu.
Mizah duygusu geliştirme ve olaylan mizahi bir ışık altında görme çabası, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile dir. Ama her an her yerde acı bulunmasına karşın, bir toplama kampında bile yaşama sanatını uygulamak olasıdır. Bir benzetme yapacak olursak, bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildi ği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanm tamamı na yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, acı da in sanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır. Dolayısıyla insanın çektiği acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir.
Hayatta bazı anlar vardır ki, yaşamımızın, karakterimizin dönüm noktaları oluverir. Biz o anlar geçti sanırız. Zaten her şey teknik olarak geçer. Zaman her şeyin ilacı zannederiz ama zamanın faydası olsa da her şeyin ilacı değildir. Çünkü bilinçaltı hem geçmiş, hem şu an hem de gelecekte yaşar. Onun için tüm zamanlar aynıdır ki zaten onun zaman kavramı yoktur. Siz geçmişte yaşanılan çok kötü bir olayı hatırlamasanız, hatta kendinizi zorlamanıza rağmen aklınıza bile getiremeseniz de beyniniz olayların duygusal etkisini yaşamaya ve yaşatmaya devam eder.