-Yürekte gizlenen acı, hüzün ve coşkuyu, mükemmel terbiyenin ve resmiyetin kalın şalıyla örtmeksizin bir topluluğa katılmak, tüm görgü ve kıyafet kurallarına aykırı değil midir? Görgü kurallarının hep hazırda bulundurduğu yangın söndürücüler her zaman, her yerde işe yarar mı, söndürmeye çalıştıkça coşan alevlerle başa çıkmaya yeter mi? İstediğiniz kadar çaylar, şekerli sular akıtın, istediğiniz kadar hoş sohbetler, hafif müzikler dinletin, gene de çılgın bir kundakçının bu ortamın içine fırlattığı Congreve roketi birden bir alev gibi yükselir, parlar, hatta yakar, oysa saf ay ışığı bunu hiçbir zaman başaramaz! -
“ Öğlenleri uyuyorsunuz demek, ne hoş” deyiverdim. Cevabıyla beni şaşırttı: “Chamfort’un da dediği gibi “Uyku, acıları yalnızca hafifletir. Kesin çare ölümdür.”