İnsanlık tarihi insanın kendi vicdanını rahatlatmak için evrensel doğruları eğip bükme becerisinin tarihiyle doludur. Yaradan "oku" dedi. Fakat insanlığın büyük bir kısmı bu emrin sesini duyarken manasını kaçırdı. Kimisi gerçek manada okuyarak hakikatin peşine düştü ve insanoğluna ışık oldu. Kimisi bir diploma parçasına ulaşmak için okudu. Kimisi ise entelektüel bir surete bürünmek adına okuyormuş gibi yaptı. Emrin özünü kavrayan insanlığa kandil olurken, emrin kabuğuna tutunan insan kendi karanlığını başkalarına da yaydı.
Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in s.a.v o meşhur ve sarsıcı hadisinde karşımıza çıkar.
''İki günü eşit olan zarardadır''
Bu hadisin özü itibarıyla insana durmaksızın yukarıya doğru tırmanmayı emreden bir tekamül çağrısıdır
Buradaki zarar insanın yerinde sayması, dünkü aklıyla bugünkü aklını, dünkü ahlakıyla bugünkü ahlakını bir tutmasıdır
Hadis insanın her sabah yeni bir sayfaya uyandığını ve o sayfaya dünkünden daha güzel bir satır eklemesi gerektiğini fısıldar
Hedef nettir, her gün bir öncekinden daha derin bir anlayış, daha temiz bir kalp ve daha faydalı bir varoluş
Tıpkı bir ağacın her mevsim değişmesine rağmen köküne ihanet etmemesi gibi hakiki gelişim de insanın özünü terk ederek başka renklere bürünmesi değil aynı kökten daha güçlü dallar vermesidir
Ancak ne hazindir ki insanoğlunun kelimeleri kendi işine geldiği gibi yontma dehası burada da gecikmedi
Bazıları bu derin öğüdü o kadar yüzeysel o kadar pragmatik anladılar ki ortaya trajikomik bir insan profili çıktı
Onlar hadisteki iki günün eşit olmaması şartını biçimsel bir farklılık olarak algıladılar
Sırf iki günleri birbirine benzemesin diye bir gün iyi olup ertesi gün kötü olmayı, bir gün dürüst kalıp diğer gün aldatmayı birer