Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın Çiçeği: Hz. Fâtıma Radiyallahü Anha Hazret-i Fâtıma Radiyallahü Anha annemiz; İslam tarihinin en müstesna, en zarif, en asil ve en örnek şahsiyetlerinden biridir. O, Hazret-i Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem'in en küçük kızı, Ehl-i Beyt'in mukaddes öncüsü ve soyunu kıyamete kadar devam ettiren mübarek bir neslin anasıdır. Ahlakı, sabrı, derin ibadet hayatı, mütevazı aile yaşantısı, ilmi kişiliği ve zühdüyle tüm İslam alemine rehber olmuştur. Manevi mertebesini simgeleyen iki büyük lakabı vardır: Yüzündeki benzersiz nur ve parlaklık sebebiyle "Zehra" (bembeyaz, nur yüzlü, parlak çiçek); dünya zevklerinden tamamen el-etek çekip kendini ibadete ve Allah'a adadığı için de "Betül" unvanlarıyla anılmıştır. Ehl-i Sünnet kaynaklarının ve sahih rivayetlerin ışığında, onun aziz, bereketli ve mucizelerle dolu hayatını şu şekilde hülasa edebiliriz: 1. Çocukluğu, Gençlik Yılları ve "Ümmü Ebîhâ" Mertebesi Hazret-i Fâtıma Radiyallahü Anha, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem'e nübüvvet (peygamberlik) vazifesinin verilmesinden kısa bir süre önce, Mekke-i Mükerreme'de dünyaya gözlerini açtı. Annesi, mü'minlerin annesi, sadakat ve fedakarlık timsali Hazret-i Hatice Radiyallahü Anha'dır. Çocukluk yılları, İslam’ın Mekke sokaklarında yayılmaya başladığı ve müşriklerin Müslümanlara en ağır, en acımasız baskıları uyguladığı çileli bir döneme denk geldi. Henüz küçük bir kız çocuğuyken, Kabe'de huşu içinde namaz kılan babasının üzerine müşrikler tarafından haince deve işkembesi atıldığında, feryat ederek ve ağlayarak koşan o olmuştur. O ağır pislikleri babasının sırtından kendi küçük elleriyle temizlemiş, ardından zalim müşriklere karşı dimdik durmuştur. Annesi Hazret-i Hatice Radiyallahü Anha'nın vefatıyla evde büyük bir boşluk
Din İslam
Ne zaman şiir yazmak istediysem Seni yazdım, senden öteye gidemedim Suçluyum, umutsuzluğum hiç geçmeyecek Seni buldum artık bırakmayacağım Seni asla bulamayacağımı sanıyordum Rüya da olsa yalan da olsa şimdi Ve daha nice yıllar bütün yazdıklarım Seni anlatacak. Allah'a inandığım kadar sana'da inanıyorum. İnan.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bazen yok olmak isteyeceğin kadar yalnız ve çaresiz hissetmek... Ama Allah'a sığınmak en karanlık anları bile aşmanın tek yoludur.
13 Mayıs 1915 gecesi, Çanakkale Savaşında Osmanlı Donanması'na ait, halkın bağışlarıyla temin edilen torpido gemisi Muâvenet-i Milliye, attığı torpidolarla İngiliz zırhlısı HMS Goliath'ı vurmuştu ve gemi kısa sürede batmıştı. "Goliath" ismi, Kuran-ı Kerim'de geçen Calut'un Batı dillerindeki adıdır. Kuran-ı Kerim'de Davud a.s., Calut'u tek bir taşla yenmiştir ve bu nedenle Goliath'ın batırılması bu kıssa ile bağdaştırılır... Muâvenet-i Milliye ile Goliath'ın özelliklerine bakıldığında daha net anlaşılıyor.. Muâvenet-i Milliye "Goliath"a kıyasla daha zayıf bir yapıya sahipti. "Goliath" ise adı gibi devasa, ağır zırhlı ve ateş gücü çok yüksek bir "deniz devi"ydi... Calut da kendi büyüklüğüne güvenmiş, ancak Davud a.s.'ın hamlesi karşısında o dev cüsse, Allah'ın yardımı ile hiçbir anlam ifade etmemiştir.. Tarihte her zaman Davudlar ve Calutlar tekerrür eder...
Gülistan olabilmek duası ile…
Benim bu eserim gül bahçesine gül ve Hindistan'a karabiber götürmeye benzer. Yazım ve sözüm hurma gibidir. Üstü, yâni kabuğu tatlı, fakat içi çekirdektir... Bostan - Gülistan - Altın Küpeler
Tasavvuf
Yavrum sevgiyi de , aşkı da , taklik ediyorsunuz bunu daha anlamadınız mı , a - z kadar .