Matmazel Anjel Fransa'da fahişelik yaparken birlikte yaşadığı Mösyö Maksim'in İstanbul'a işleri için gidecek olması üzerine onunla beraber payitahta gider. Maksim'i başka bir kadınla yakaladıktan ve onun tarafından terk edildikten sonra Anjel, İstanbul'daki varlıklı ve saygın bir Fransız ailesine kendisini namuslu olarak gösterip Maksim tarafından tecavüze yeltenildiğinden bahisle kendisine yardımcı olmalarını ister. Fransız aile, Anjel'i Dehri Efendi'nin mürebbiye olarak tutmasına araç olur; ancak burada da geçmişteki huyundan vazgeçmeyen Anjel, Dehri Efendi'nin kambur ve yampiri kardeşi Amca Bey ile Dehri Efendi'nin kalın kafalı oğlu Şemi, bir de Dehri Efendi'nin damadı Sadri Bey'i kendine ram ettirip onlarla gününü gün etmektedir.
Gel zaman git zaman aşık beyler birbirlerinden haberdar olup kimin Anjel'e sahip olacağına dair fikir yürütürlerken aşkından daha çok çıldırmış olan Şemi, Anjel'i öldürmek için odasına baskın yapınca ummadığı bir durumla karşı karşıya gelecektir.
Akıcı ve öğretici bir eser. Kitabın öğreticiliği Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yazarlar ve bilimlerle ilgili bilgilere romanında değinmesi yoluyla gerçekleşiyor. Kimi zaman roman bütünlüğünü bozacak kadar uzatılmış olsa da bu öğretici konular, yine de kitabın akıcılığını pek etkilemiyor. Herkese iyi okumalar...
Hepinize günaydın ballarım.Bugün çoğu kişinin yani okuduğunu gördüğüm çoğu kişinin beğenmediği bir kitabın incelemesini yapacağım.Öncelikle bu kitap da eleştireceğim çok şey var.Yani benim gibi insanın bile beğenmediği bazı şeyler oldu.Bunların en önemlisi ile başlıyorum.
Benim şuan elimde olan kitap Caraval Holiday Edition ile gelen Spectacular.Bu kitabın yurt dışında zaten iki baskısı var.Birisi benim elimde olarak diğeri de ilk baskı yani kapağında yeşil çizgiler de olan.Bilmiyorsanız yurt dışındaki iki baskıda da karton kapak seçeneği yok.Yani ikisi de exclusive edition dediğimiz ozel baskıyla geliyor.Elimdeki baskıyı anlatacak olursam normal kitap uzunluklarından biraz daha uzun bir baskı,şömizi oldukça kaliteli ve iç kapağı oldukça kalın bir kartondan yapılmış.Sayfaları bizim normal sayfalarımızın üç katı kalınlıkta.Yan baskısı da kırmızıya boyanmış.Turkiye baskısına gelecek olursak ciltli seçeneği yok ve sayfaları oldukça ince.Yani gerçekten de bu kadar ozensiz bir baskı bizlere hiç yakışmıyor.Ozellikle de Dex gibi pahalı bir yayinevinden çıkmışsa.Ayrıca asıl sinirimi bozan nokta Dex'in kapağı satın almayip aynısını yapmaya çalışması.Yani bunu aynı yayinevinden çıkan baska kitaplarda da çok gordum.Kapağı alacak kadar paranız yok desek tüm kitaplarinizi piyasadaki degerinin çok ustunde satiyorsunuz.Bu para nereye gidiyor ya?
Dex çoğu okurun bağımlı olmak zorunda olduğu bir yayınevi cunku yurt dışında populer olan çoğu kitap bu yayinevinden çıkıyor.Ama bağımlılığımız ve sevgimiz bu kitapta da gordugunuz gibi husranla sonuclaniyor.Biraz ozenseler eminim çok guzel şeyler çıkacak.Paraya para demiyorsunuz ancak su yaptığınıza bakın.
Bu kitap ile ilgili eleştirmek istedigim bir baska şey Tella'nın kişiliğinin biraz karıştırılması.Gerçekten Tella bir kitaba gore
İliklerime kadar yaşadığım bir kitap oldu. Geçmişime gittim, yaşadığım duyguları dejavunun ötesinde yeniden çok güzel bir şekilde hissettim. Bu kez daha olgun bir kadın olarak daha farklı düşünerek o duyguları hissetmek bana çok iyi geldi. Bunu sağlayan yazarımız Birim Hanım'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Kitabın devamı gelecek bir seri olmasına ayrıca sevindim. Benim için yeri ayrı olacak bir kitaptı artık serinin yeri ayrı olacak.
Sare için bir şarkı sözü o anki soruya cevap olabiliyor ve Mehmet ile aşkı Grup Gündoğarken'in "Ben Hep Senin Yanındayım" şarkısı ile başlıyor. Ve bu aşk güzel bir aileye dönüşmüştü ki Mehmet yol çantasına -mor battaniye- yi de alıyor. Ardından "Haklısın." cevabı. Sonrası beyaz ceset torbası.
Kaza mı, cinayet mi? Sare'nin kafasını karıştıran, aklına yatmayan noktalar ve tanımadığı insanlar var karşısında. Sonrasında yardım alınan bir öğretmen, bir medyum, bir dedektif ve bir avukat. Olayların arkasında, arkasına bakılamayacak kadar büyük (!)ler var. Sare'nin ise Mehmet'ten kalan bir oğlu ve Mehmet ile bir kızı.
"Sare, aşk, cinayet/kaza, dava, çocuklar ne olacak?"
"Mehmet gerçekten Sare'ye "Ben hep senin yanındayım." mı diyor? sorularının cevapları için kitabı okumak yeterli mi? Belki de seriyi tamamlamak. Ben de merakla bekleyeceğim.
Yazmaya devam edecektim. Durmayacaktım. Bunu onun için yapacaktım, geride kalan herkes için yapacaktım.
Ve yeniden, parmaklarım tuşların üzerinde dans etmeye başlarken bir ses kulağıma fısıldadı: ölümsüzlüğü merak ediyor musun?
Ölümü benim için büyük bir yıkım olsa da bu ölümlü ve iki yüzlü dünyada saf ve gerçek aşkı bana yaşatmış olmasından ötürü ona sonsuza dek minnettar kalacağımı biliyordum.
Geçenlerde Algernon'a Çiçekler’i bitirdim ve dürüst olmak gerekirse günlerdir etkisinden çıkamıyorum. Kitap dışarıdan bir bilimkurgu gibi duruyor ama alakası yok; bu tamamen kalbe dokunan, insanı hıçkıra hıçkıra ağlatan çok derin bir hikaye.
Ana karakterimiz Charlie o kadar temiz, o kadar nahif bir insan ki... Zekası ameliyatla dahi artsa, dünyanın en akıllı insanı olsa bile içindeki o sevgi dolu çocuk hep orada kalıyor. En çok canımı yakan şey de ne oldu biliyor musunuz? Çevresindeki insanların ona yaptığı onca kötülüğe, acımasızlığa rağmen Charlie’nin kimseden nefret edememesi. Herkesin kendince haklı bir yanı olduğunu düşünmesi, o kadar büyük bir saflık ve asalet ki insan kendi acımasızlığından utanıyor.
Tabii bir de kader ortağı, minik dostu fare Algernon var. Aralarındaki o vefa, o kelimesiz dostluk insanı bambaşka bir yerden vuruyor. Kitabın sonlarında Charlie'nin o mezara çiçek koyma hassasiyeti ve sonrasındaki o küçük vasiyeti... Gerçekten boğazımda kocaman bir düğüm bıraktı.
Bu kitap bana zekanın, bilginin, başarının eğer içinde empati ve sevgi yoksa hiçbir şey ifade etmediğini çok net gösterdi. İnce elenip sık dokunmuş, ağlatırken bile insanı daha iyi biri olmaya zorlayan muazzam bir hikaye. Kesinlikle okuyun, okutturun.
Bu Kitapları Alabilecek olduğunuz ücretsiz olarak Bir site var Okur Arkadaşlarıma Yardımcı olmak isterim Ben Kullanıyorum Düzenli olarak özellikle Dinləri Araştırmayı seven Kişiler Daha çok sevecek.
Tıpkı hayat gibi bir kitap
Biz insanlar da doğarız en saf en temiz günahsız halimizle sonra gelişmeye yetişmeye değişmeye başlarız zaman geçer çalışır didinir herşeyi öğrenmek bilmek isteriz işimizi olan olmayan herşeyle ilgili bilgi ediniriz
Sözüm ona gelişmiş oluruz hayatta bi yerlere geliriz ama kendimize gelemeyiz
Ve hep yarışta olduğumuz Algernonlar vardır hayatımızda farkında olduklarımız ve olmadıklarımız hep iç sesimizle konuşuruz bunları ama sonra kendiniz bile unuturuz
İşte charlie gibi tekrar zirveden aşağıya inmeye başladığımızda hem baş hem en yükseği kıyas yapa yapa vakit tamamlamaya başlıyoruz
Ama hiç bir zaman en saf temiz halimize en ilk halimize dönemeyiz çünkü bir kere saf düşüncemizin içine bilmek anlamak gibi bazen iyi bazen kötü sayılabilecek kavramlar girmiştir
Artık katıksız değiliz
Ve ömrümüzün sonuna doğru daha bilgili değil
En saf halimizde ki hislerimizi aramaya başlayacağız
Tabi burda deney var ama biz insanlık olarak da deney içindeyiz
Denenen
Bilimsel gelişmeler
Teknolojik gelişmeler
Hepsi bizim tavır ve davranışlarımızdan aldıkları sonuçla gelişmiyorlar mı
İlk yap iyi sizin için derler
Sonra yapma olmaz kötü derler
En sonunda da yapmasaydın derler
Siz de içiniz deki algernonlara çiçek bırakmayı unutmayın