Martin Eden'in kaybolmuş kardeşini buldum :D
Bol bol hayal ürünü romanlar okuyor ve hiç bitmeyen bir açlığı doyurmaya çalışıyorum.
Sayfa 78 - Charlie·Kitabı okuyor
Edebiyat
"Onlara ne verdin?" diye sordum sonra. Aklımda hâlâ Zaina'nın nerede olduğu düşüncesi geziyordu bir yandan. Soluğu huzursuzdu. "Ne?" "Kaçakçılara... Bizi Veymut'a götürmeleri karşılığında ne teklif ettiniz?" Nos'un dudaklarının uçları yeniden yukarı kalktı. İşin peşini bırakmadığıma şaşırmamıştı. Güldü. "Çok soru soruyorsun." "Hoşuna gitmiyor mu?" "Gidiyor." Derin bir nefes verdi. "Özellikle doğru soruları soruşun çok hoşuma gidiyor."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gustave Eiffel tıpkı güzel bir anıya bir öpücük gönderir gibi kendi kendine fısıldadı. “Kule A şeklindedir.”
"Krep yemeyecek misin?" "Cehenneme git." Mavis, Roarke'a, "Senin için deli oluyor," dedi. "Sevgisini belli ediş biçimi insanı utandırıyor."
Alıntı
Enes'ten (r.a)nakledilmiştir: Amcam Enes Ibn Nadr Bedir savaşında bulunmamıştı. "Ey Allah'ın Rasûlü! Müşriklerle savaştığın ilk savaşta bulunamadım. Allah benim müşriklerle bir savaşta karşılaşmamı nasip ederse yapacağım işleri elbette görecektir" dedi. Uhud savaşı yapılıp da Müslümanlar dağılınca "Allahım! Bunların (Müslümanları kastediyor) yaptığından dolayı senden özür diliyorum. Öbürlerinin (yani müşriklerin) yaptığından da sana sığınıyorum" dedi. Sonra ilerledi. Yolda Sa'd b. Muaz ile karşılaştı. "Sa'd!" dedi, "Nadr'ın Rabbine andolsun ki, cennet! Ben Uhud'un ötesinden cennetin kokusunu alıyorum" dedi. Sa'd (Hz. Peygamber'e olayı anlatırken) "Ey Allah'ın Rasûlü! Ben onun yaptığına cesaret edemedim" demişti. Enes diyor ki: O gün amcamda seksen küsür kılıç, mızrak ve ok yarası bulduk. Öldürülmüş ve müşrikler onun burnunu kulağını kesmişlerdi. Onu yalnızca kız kardeşi, parmak uçlarından tanıyabildi. Enes diyor ki: Biz biliyoruz -veya zannediyoruz- ki bu ayet o ve onun gibiler hakkında indi. "Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir." {Ahzâb, 23}
Sayfa 141 - Cilt 6, 2805.·Kitabı okuyor
Rosalind Franklin 1958'de henüz otuzyedi yaşındayken öldü. Kendisi hakkındaki ilk izlenimlerim, gerek bilimsel gerekse kişisel planda, (bu kitabın daha önceki sayfalarında da yansıdığı gibi) genellikle yanlış olduğu için, burada Rosy'nin başarılarına ilişkin bazı şeyler söylemek istiyorum. King's de yaptığı x-ışını çalışmalarına, giderek artan bir şekilde olağanüstü olarak bakılıyor. Yalnızca A ve B biçimlerini çıkarmış olması bile ününü sağlamaya yeter. 1952'de Patterson yöntemlerini kullanarak fosfat guruplarının DNA molekülü dışında olduğunu göstermesi daha da büyük bir başarıdır. Daha sonra bernal laboratuvarında geçtiğinde tütün mozaik virüsünü ele almış ve sarmal yapı konusundaki nitel görüşlerimizi kısa bir zamanda kesin bir nicel tabloya dönüştürmüştür. Temel sarmal parametrelerini belirlemiş ve ribonükleik zincirin merkezi eksenle molekülün dış kenan arasında yan mesafede olduğunu da yine o bulmuştur. O sıralar Birleşik Devletler'de olduğum için kendisini Francis kadar sık görmedim. Rosy, Francis'e sık sık akıl danışmak veya iyi birşey yaptığında, bunun Francis'in mantığıyla da uyuşup uyuşmadığını görmek için gelirmiş. Artık önceki didişmelerimizin tüm izleri silinmişti. İkimiz de Rosy'nin kişisel dürüstlüğünü ve soyluluğunu kabul ediyor ve akıllı bir kadının, kadınlan ciddi düşünce işlerinin dışında bir eğlence aracı olarak gören bir bilim dünyasına kabul edilebilmek için verdiği mücadeleleri yıllar sonra da olsa kavrıyorduk . Rosalind'in örnek cesareti ve sağlamlığı, kurtuluşu olmayacak derecede hasta olduğunu bildiği halde şikayet etmeyip ölümünden birkaç hafta öncesine kadar olağanüstü çalışmasını sürdürmesiyle hepimizi duygulandırdı