görülmek
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:06
Birkaç ay önce almıştım bu kitabı. İlk birkaç sayfayı okumak istedim ancak devam edemedim; sanırım hazır değildim. Okuyunca ağlarım, çok üzülürüm diye endişe etmiştim. Bu sefer okumaya başlayınca çok hızlı aktı, bırakamadım. İlk olarak yazım yanlışları o kadar doğal ki canım Charlie'nin sesini duyuyor gibiydim. "Charlie’nin IQ’su 68’dir; bu sayı onun ‘eksik’ değil, sadece toplumun ölçüm sistemine göre tanımlandığını gösterir.” Tavşan ayağı, uğurlu para, at nalı... Bunların şans getirdiğine inanıp yanında taşıması, ona sarılmak istememe neden oldu. Akıllı birisi olmak isteyen, aslında çevresini gözlemleyen, çok çalışan ve çabalayan bir karakter. Sadece istediği şey: "Beni görün, ben varım." İlk görülmeyi istediğimiz yer ailemizdir. Eğer bu orada gerçekleşmiyorsa, arayışımız hayat boyu devam ediyor. Çok bilmek, tüm bilgiye ulaşmak bizi mutlu eder mi? Bunun bir sonu var mı? Herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabul edebilmeyi başarsak, hayat herkes için daha güzel ve yaşanılır bir hâl almaz mı? Neden bunu başaramıyoruz? Kitapta yapılan deney sadece bir bilimsel süreç gibi görünmüyor; insanın “ne olduğu” sorusunu da ortaya atıyor. Charlie'nin yaşadıklarını düşününce; İnsan bazen sadece farklı olursa kabul göreceğini sanıyor. Ama aslında en temel ihtiyaç, olduğu hâliyle görülmek ve anlaşılmak. Hayvanlar bile bu sürecin dışında kalmıyor; deneyin kendisi, yaşamın ne kadar kolay araçsallaştırılabildiğini gösteriyor. Sonuçta kitap bende tek bir yere bağlanıyor: İnsan olmak, sadece “akıllı olmak” ya da “başarılı olmak” değil; görülmek ve varlığının kabul edilmesidir.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:29
Algernon’a Çiçekler Geçen ay kitap kulübümüzde okuduğumuz kitaptı. Aradan zaman geçmesine rağmen zihnimde dolaşmaya devam ediyor. Sanırım onun hakkında bir şeyler yazmanın zamanı geldi. Bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi takip edersiniz. Bazıları ise sizi takip eder. Sayfayı kapattıktan günler sonra bile bir cümlesi aklınıza gelir, bir karakteri içinizden çıkmaz. Algernon’a Çiçekler benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru kaldı: Bir insanı değerli yapan şey gerçekten zekası mı? Charlie ameliyat öncesinde daha mı az insandı? Daha mı az sevilmeye layıktı? Bence Daniel Keyes’in cevabı çok net: Hayır. Charlie’nin hikayesini okurken kendimi sık sık rahatsız hissederken buldum. Çünkü kitap yalnızca Charlie’yi anlatmıyor; bizim insanlara nasıl baktığımızı da gösteriyor. Toplum olarak çoğu zaman başarıyı, eğitimi, zekayı ve yeteneği ön plana çıkarıyoruz. İnsan olmanın değerini ise çoğu zaman bunlarla ölçüyoruz. Oysa Charlie bize başka bir şey öğretiyor. İnsan olmanın başlangıç noktası zeka değil. Şefkat. Anlayış. Merhamet. Sevgi. Belki de bu yüzden Charlie’nin en saf hali kitabın en unutulmaz hali olarak kalıyor. Algernon’a Çiçekler benim için bir bilim kurgu romanından çok daha fazlasıydı. İnsan ruhunun yalnızlığını, kabul edilme ihtiyacını ve sevilmek için ne kadar çabaladığımızı anlatan bir yolculuktu. Charlie’nin zekasının yükselişini değil, kalbinin kırılışını okudum. Kitap bittiğinde geriye yalnızca bir hikaye Algernon'a Çiçekler kalmadı. Bir insanın anlaşılmak istemesinin ne kadar evrensel bir duygu olduğunu yeniden hatırladım. Ve son sayfayı kapattığımda içimden yalnızca şu geçti:
Duygu ve Düşünce
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·400 syf.··
2026 43. kitabı
Yazarın bu #neverafterseries in ilk üç kitabını okumuştum. Ben ilk üçü arasında en çok ikiyi sevmiştim ama Yasaklı onu geçti bence. Çok keyif alarak ve duygularını hissederek okudum. Yasmin Karam, Sultans elmasları imparatorluğunun sahibinin kızı, tek çocuk doğal olarakta tek varis. Ne kadar işlerden uzak yetiştirilse de her şeyin farkında. Araba kullanmasına bile müsaade edilmemiş her yere özel şoförüyle giden, çok fazla da arkadaşı olmayan ve yakında kaybedeceği bir babaya sahip biri (babası kanser). Bundan ötürü babasının da tek isteği, seçeceği biriyle -aç gözlü olmayan- Yasmin'i evlendirip işleri de onunla yürütmesine izin vermek. Ama gelin görün kiiii Yasmin, çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Aiden'le yasak bir aşk içinde, çünkü Aiden evde çalışan bir kadının oğlu. Aiden onu sevdiğini söylerken, Yasmin cesaret edipte babasına bir türlü durumu açamaz ve son günlerinde de onu asla üzmek istemez. O sebeple de babasının uygun gördüğü taliplerle görüşmeyi kabul eder. İşteeeee benim yeni adamım Julian Faraci'de buralarda devreye giriyor. Julian'ın malesef kötü bir çocukluğu olmuş. Ayyaş bir baba, sorumsuz bir anne. Babası annesine her zarar verdiğinde annesi de hırsını küçük Julian'dan çıkarmış. En sonunda da harika evcil hayvanıyla babasının hayatını sonlandırmış. Dişiyle tırnağıyla girdiği Sultans elmaslarında da şu an Yasmin'in babasının sağ kolu ve o öldüğünde verdiği emeğin karşılığı olarak şirketi kendine istiyor, bu yüzden de yapacağı her yol ona mübah. Bir gece tesadüf Yasmin'le Aiden'i yakalıyor, onları bir güzel izliyor. Böylelikle de eline bir koz geçiyor. Hemen bir plan yapıyor. Yasmin'le evlenecek zaten babası da ölecek, sonra kızı öldürecek ve tüm miras (vasiyet bile hazırlatıyor) Julian'a kalacak. Ama işte her şey plana uygun gitmiyor, çünkü AŞK
YasaklıEmily McIntire · Ren Kitap · 202620 okunma
10/10
·412 syf.··
2026 111. kitabı
Ayşen B. Ateşten Düğüm 2 Dram ve duygusal yoğunluğu olan eserleri okumayı sever misiniz? Ben çok severim.Bir de karakterler geçmişleriyle ve birbirlerine adeta kördüğümle bağlandıklarına şahit olduğum da daha bi keyifle okuyorum.Seriye kaldığımız yerden devam ederken Baran ın,o nişan gecesi gölün kenarında gördüğü yasemin kokulu,peri kızını ararken peri kızından geri kalan bilekliğin çalınması benim bile canım sıktı.Baran bilekliği ha buldu ha bulacak derken halbuki aradığı peri kızı yanı başındaydı..Çünkü kader,kendi nişanlarından kaçan iki genci yeniden birbirini buldurmuştu arkadaşlar… Yazarımızın kalemi aşırı akıcıydı.Ben eseri toplamda dört saatte bitirdim.Kitap çok tatlı bir yerde bitti.Beni mutlu eden o bitişten sonra neler olacağını aşırı merak ediyorum.En yakın zamanda devamını okumak dileğiyle Her daim yıkılmaz duvarları olan Baran,aşırı otoriter ve iş kolikti.Çalışkanlığı nam salan Baran,öyle bir iftiraya uğradı ki..Kanada ya çekip gidecek diye aklım gitti.Benim bildiğim Baran çekip gitmez,üzerine atılan iftirayı temizler dedim.Elif in de yardımıyla Baran beni yanıltmadı. Baran ın ablasına olan sevgisi,koruma içgüdüsü çok kıymetliydi.Baran gibi güçlü bir adam,eniştesi olacak cibilliyetsizin hakkından on defa gelirdi. Eniştesinin gerçek yüzüne karşı şimdilik sessiz kalması hastalık ile mücadele eden ablasının dünyasını başına yıkmak istemediği içindi. Kesin üçüncü kitapta Baran eniştesine dünyayı dar eder. Bitmez tükenmez sırlar,intikam ateşi,ortada dolanan yalanlar ve tarafların birebirine olan hislerinin bir türlü kabul edemedikleri satırlarla harmanlanan eser bittiğinde ben,üçüncü kitabı nasıl bekliycem derken buldum kendimi Bu kitapta en çok mutlu olduğum bölümler,Baran ın vesilesiyle Elif’in yeniden öğretim hayatına donmesi olurken Maran olacak vasıfsızı
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 3. kitabı
Bugün bir anne olarak kendimi çok tükenmiş hissettiğim bir gündü. Çocuğumu, arada sırada onun bir diğer ebeveyni olduğunu hatırlayan canım eşime bıraktım (eşimi seviyorum ama bu cümleyi tüm anneler anladı bence) Biraz kendimle kalmaya ihtiyacım vardı; kitabımı kaptığım gibi kendimi doğaya attım. ​Ve tam 14. sayfada bu cümle karşıladı beni: ​"Çocuğun olduğu yerde sessizlik olmaz." ​Bu kitap resmen benimle konuştu! Sizce de bu sihir değil de ne? En derin yalnızlığımızda rehberlik eden kitaplara öyle ihtiyacımız var ki... Bu bölümü bitirdiğinizde, çocuklarınızın hayatınıza kattığı her bir ses için içinizden binlerce kez şükretmek gelecek, eminim. ​ Hadi gelin, birlikte okuyalım! ​Bu kitabı okudunuz mu veya listenize aldınız mı? Bizimle konuşan bu sayfaların içinden kalbinize en çok dokunan cümleleri yorumlara yazın, harika bir anne-baba dayanışması başlatalım. ​Çocuklarımızı büyütürken yalnız olmadığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var. İzin verelim kitaplar elimizden tutsun, izin verelim el ele verelim. Hem kendimiz hem de yetiştirdiğimiz nesiller için birlikten kuvvet doğsun! Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Bir Garip Hikaye'de canım AHT
Puan vermedi·376 syf.··
2026 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:21
Tanpınar'a Huzur Yok kitabını büyük bir heyecan ve beklentilerle okudum. Kitabın pek çok okur tarafından övülmesi merakımı artırmıştı. Ancak benim için oldukça hayal kırıklığı yaratan bir okuma deneyimi oldu. Murat Menteş in kurduğu absürt dünya ve sürekli hareket halindeki anlatım, birçok okura eğlenceli gelebilir. Fakat ben bu absürtlüğün bir noktadan sonra yorucu ve anlamsız hale geldiğini düşündüm ( s. 120 civarı itibariyle ). Kitap boyunca karşıma çıkan sıra dışı olaylar, beklenmedik benzetmeler ve bitmek bilmeyen aksiyonlar beni hikayenin içine çekmek yerine son hız uzaklaştırdı. Bitsin diye uğraştığım bir okuma oldu, ne yazıkki. Yazarla tanışma kitabım idi, bilemiyorum dili, tarzı, kurgusu hep bu yönde ise kendisini daha fazla okuyacağımı da sanmıyorum .
Edebiyat
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026762 okunma