Hayvanları gördüğümde Allah'a daha çok bağlanıyorum. Her birinin farklı rengi, şekli ve gözlerindeki eşsiz güzellik, Allah'ın sonsuz kudretini bana hatırlatıyor..✨ Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.(Rûm,22)
OBJEKTİF OLAYIM DERKEN DİNDEN ÇIKILIR MI?
Hikmet-i Hûda, denk geldi, bu sıralar Kur'ân'ın âyetlerini kanunlar gibi görmeye dair birçok yazı karaladım. "Kanun" derken ne kasettiğimi de bir parça açayım: Efendim, kanun derken, "her zamanda nümûneleri bulunan hükümler" demeyi azmediyorum. Sözgelimi: Yerçekimi bir kanundur değil mi? Evet. Peki neden? Çünkü yer her zamanda çeker. Ve her mekânda bu çekimden dolayı çekilen/düşen bir şeyler bulunur. (Uzayda değilseniz tabii.) Ayağı kaydığı için havada uçmaya başlayanımız hiç olmamıştır. Hep düşülmüştür. Hep çekilinmiştir. İşte buna "kanun" denir. Yâni kanunlar sonuçları tekrarlanan hükümlerdir. Saded harici girecek ama söylemeden geçemeyeceğim: Benim evrim konusundaki itirazlarım da hep bu noktadan kaynaklanır: "Bilimsellik" dediğimiz bilgi alanının dayandığı "sonuçların tekrarlanabilirliği" ilkesi evrimde bulunmaz. Yâni, hangi şartlar bu katakulliyi tetikliyorsa, onların tesbit edilip laboratuvar ortamında tekrarlanmasıyla, bu evrim denen hakikati(!) görebilmemiz lâzımdır. Peki bize gösterilen bir şeyler var mıdır? Vardır. Ama bunlar hep tür içi çeşitlenmelerdir. Tür içi çeşitlenmelere hiç kimse itiraz etmez. Çünkü zaten şu dünyada kaç milyar insan varsa hiçbirinin yüzü, sesi, parmak izi, retina kalınlığı, DNA'sı, daha bilmem neleri neleri birebir birbirini tutmaz. Evet. Bu çeşitlenmedir. Haktır. Tekrarlanmaktadır. Her zamanda görülmektedir. Tamam. Fakat evrim hakkında asıl sorunumuz şudur: Bu türden tür içi çeşitlenmelerle türden türe atlamalar mümkün olabilir mi? Kardeşlerim, dostlarım, canlarım, bu konuda bencileyin derim ki: **Evrimciler gayba imânda Müslümanlardan daha ileridedirler. Hattâ dinlerinin haphalis Mü'minidirler. Meselâ: Müslümanlar, âyette buyrulduğu gibi, bahara bakıp tekrar dirilişin mümkünlüğüne kanaat getirirler. Nümûnesini görüp,
Reklam
Çölde yalnız oturan kadının sırrı
Hac dönüşü yolculuk esnasında Abdullah bin Mübarek, çölde yalnız başına oturan yaşlı bir kadın görür ve ona selam verir. Kadın selamı şu ayetle alır. "Çok merhametli olan Rabden bir söz olarak selam vardır." (Yâsîn, 58) İbni Mübarek şaşırır ve sorar: "Buralarda ne yapıyorsun, neden yalnızsın?" Kadın cevap verir: "Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için kılavuz voktur." (A'râf, 186) (Bu ayetle yolunu kaybettiğini anlatır) İbni Mübarek: "Nereye gidiyorsun?" diye sorar. Kadın "Bir gece kulunu Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtır." (isrâ, 1) (Bu ayetle de haccını tamamladığını ve Kudüs'e/evine doğru gitmekte olduğunu belirtir). İbni Mübarek: "Kaç gündür buradasın?" der. Kadın: "O da: 'Benim alametim, üç gün üç gece insanlarla konuşmamandır' dedi." (Meryem, 10) (Üç gündür orada yalnız olduğunu kasteder) İbni Mübarek bakarki kadının yanında yiyecek içecek yok "Yiyeceğin de yok, ne yiyip içiyorsun?" Kadın "O, beni yediren ve içirendir." (Şuarâ, 79) İbni Mübarek: "Peki, bu kurak çölde abdesti nasıl alıyorsun?" Kadın:"Su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin." (Nisâ, 43) İbni Mübarek kadına kendi bineğini teklif etmek ister ve "Bende yiyecek var, yemek ister misin?" diye sorar. Kadın "Sonra orucu geceye kadar tamamlayın." (Bakara, 187) (Oruçlu olduğunu ifade eder) İbni Mübarek: "Ama bu yolculukta oruç tutmamana izin vardı, ruhsat vardı)" deyince kadın: "Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara 184) dedi. İbni Mübarek kadının bu zekasına ve Kur'an'a olan bağlılığına hayran kalır. Kadını devesine bindirmek ister ve "Gel, deveme bin de seni kafileye yetiştireyim" der. Kadın bineğe yaklaşırken şöyle der: "Mümin erkeklere söyle, gözlerini harama dikmesinler..." (Nûr, 30) (Âlim hemen arkasını döner ki kadın
Alıntı
Tilavet secdelerinin sayısı: Kur'ân-ı Kerîm'de bulunan secde Ayetleri 14 tanedir. Bunlar şu sûrelerde bulunmaktadır: A'raf, Ra'd, Nahl, İsra, Meryem, Furkan, Neml, Secde, Fussilet, Necm, Inşikak ve İkra sûrelerinde birer secde; Hac sûresinde ise iki secde vardır. Keyfiyeti: Namaz haricinde tilâvet secdesini yapmak isteyen; niyet edip ellerini kaldırarak iftitah tekbirini alır, sonra ellerini kaldırmadan tekrar tekbir getirir ve diğer namazların secdeleri gibi, bir defa secdeye varır. Sonra oturup selâm verir. (p) Tilavet secdesinin rükünleri: Buna göre, tilâvet secdesinin rükünleri dörttür: 1. Niyet getirmek, 2. Iftitah tekbiri almak, 3. Bir secde yapmak, 4. Selâm vermek. Şartları ise; hadesten tahâret (temizlik) ve kıbleye yönelmek gibi namazın şartlarıdır.
Din

Tefekkürümevt

@Birmevta
·
Tilavet secdesi hakkına
Delili: Tilavet secdesinin meşru oluşunun delili şu hadislerdir: İbni Ömer (r.a) şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v) içinde secde âyeti bulunan bir sûre okuduğu zaman, secde eder ve biz de secde ederdik. Hatta (kalabalık yüzünden) alnımızı koyacak yer bulamazdık." (213) Diğer bir rivayette şöyle geçmiştir: "Peygamberimiz (s.a.v) bize Kur'ân okurdu, secde âyetine gelince tekbir alıp secde eder, biz de O'nunla birlikte secde ederdik." (214) Hükmü: Tilâvet secdesinin hükmü sünnettir. Nitekim Hz. Ömer (r.a) şöyle demiştir. "Ey insanlar, biz secde âyetini okuyup rastlarız; secde eden sünneti yerine getirmiş olur. Secde etmeyene de günah yoktur." (215)
Din
“Sen yine de af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A‘râf, 7:199)
Din
A'râf Sûresi(7) 89. Ayet
Kadi-fteraynâ ‘ala(A)llâhi keżiben in ‘udnâ fî milletikum ba’de iż neccâna(A)llâhu minhâ(c) vemâ yekûnu lenâ en ne’ûde fîhâ illâ en yeşâa(A)llâhu rabbunâ(c) vesi’a rabbunâ kulle şey-in ‘ilmâ(en)(c) ‘ala(A)llâhi tevekkelnâ(c) rabbenâ-fteh beynenâ vebeyne kavminâ bilhakki veente ḣayru-lfâtihîn(e) “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”
Din
Reklam
Reklam