Yazarın Kibrine Kurban Giden Bir Hikaye
7/10
·244 syf.··
2026 10. kitabı
Güzel hikaye, çöpe atılmış karakter gelişimi. Yazarı az çok tanıyorsan, onun kendi kibrini Ruth'un ruhuna üflediğini anlarsın. Hikaye de bunun üzerinden gidiyor zaten. 19. ve 20. yüzyıllarda bir kadından beklenen evlenip çocuklarına bakmasıdır fakat karakterimiz Ruth, okuldaki arkadaşlarının aksine, zihninde çok daha başka dünyalar dönen ve bambaşka zevklere sahip olan bir kız. Yazma yeteneği de oldukça yüksek. Eric ise Ruth'un öğretmeni. Ruth'taki bu ışığı görüp onu kendi elleriyle şekillendirmek istiyor. Kendi evine alıp eğitmeye başlıyor. Bu eğitim sırasında aralarında hafif romantik anlar yaşanıyor. Eric, eşine rağmen Ruth'a aşık oluyor ve Ruth da buna karşılık veriyor hatta daha doğrusu teslim oluyor. Bu teslimiyet bir süre sonra Eric'in tanrı kompleksine girmesine neden oluyor ve Ruth'u kısıtlamaya başlıyor. Buraya kadar klasik bir 19. yüzyıl romantizmi diyebilirsin ama asıl saçmalık bundan sonra başlıyor. Ruth bir süre sonra kendisini kısıtlanmış hissediyor ve evden ayrılıyor. Gittiği yerdeki genç bir askerle durup dururken öpüşüp evlenme kararı alıyor. Erkekleri parmağında oynatmaktan zevk alan bir kız nasıl oluyor da bir anda evlenme kararı alıyor? Özgürlüğüne bu kadar düşkün olan ve aşık olduğu adamın evinden özgürlüğü uğruna ayrılan bir kız, nasıl oluyor da kendinden yaşça küçük, dümdüz bir adamla daha doğru dürüst tanımadan evlenmeye kalkıyor :D Karakter gelişimi saçmalığı bitmiyor bu arada. Ruth'a aynı zamanda Eric'in oğlu da aşık, adı Jonas. Jonas döneme göre duygusal, naif/feminen görünen ve kitap boyunca ailesi tarafından aşağılanan bir karakter (gerçi hak etmiyor da değil :D). Ancak bu kadar naif olan Jonas karakterinin, hikayenin sonunda Ruth'a saldırıp elini ısıran ve kalçalarını avuçlayan birine dönüşmesi tamamen yazarın narsist kişiliğinden
1000Kitap
RuthLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,393 okunma
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024436 okunma
Reklam
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:47
Algernon'a Çiçekler, zihinsel engelli olan Charlie Gordon'un zeki bir insana dönüşmek uğruna yaşadıklarını anlatıyor bizlere. Geçirdiği ameliyatın tüm tehlikeleri ve bilinmezliklerine rağmen "normal bir insan" olabileceğinin düşüncesi hemen ikna ediyor onu. Çocukluğunun puslu hatıraları ameliyat sonrasında yavaş yavaş netleşmeye başlıyor. Bugünkü davranışlarının nedenlerini, normal algıladığı davranışların aslında nasıl olduğunu, çevresindekilerin gerçek yüzlerini görmeye başlıyor. Dünyadaki en zeki insan olmaya yaklaşmışken zeki olmadan önceki haliyle insanların onu daha çok sevdiğini düşünmeye başlıyor. Sanki zekası arttıkça sevdiği insanlarla arasına kilometrelerce mesafe giriyor. Kitap da tam bu noktada insanın aklına şu soruyu getiriyor: İnsan gerçekten anlaşılmadığı yerde mi yalnızlaşır, yoksa fazla şey görmeye başladığında mı? Charlie’nin değişimi boyunca en etkileyici şeylerden biri de günlüklerinin diliydi bence. Kitabın başında yazım hatalarıyla dolu, çocukça görünen cümleler zamanla karmaşık düşüncelerle dolmaya başlıyor. Öğrenmesi gereken şeylerin çokluğu onu heyecanlandırırken geçirdiği değişimin boyutu da heyecanını artırıyor. Ama bu değişim yalnızca zekânın gelişimini değil, Charlie’nin kaybettiği saflığı da hissettiriyor. Başlarda dünyaya daha basit ama daha sıcak bir yerden bakarken, zamanla her şeyin ağırlığını fark etmeye başlıyor. Ayrıca deney hayvanı olan ve kendisiyle aynı yollardan geçen fare Algernon'u her gün gözlemlemeye çalışıyor. Başlarda zekasıyla kendine bir rakip olarak gördüğü bu fare, zamanla onun için bir yoldaş oluyor. Belki de onu kaybettiğinde bir parçasını kaybetmiş gibi hissetmesinin bir nedeni de onda kendisini, kendi geleceğini görüyor olmasıydı. Başına gelecekleri onda gözlemledikçe geldiği zeka düzeyiyle yapabilecekleri ve
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Kitabı Mukaddes
7/10
·1380 syf.··
2026 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:03
Not: Bu incelemede İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur, özellikle de İslam'a. Bu inceleme Hristiyanlık ve Yahudilik hakkındadır. Yani konunun İslam'la alakası yok, biz burada onları eleştireceğiz. Kitabı Mukaddes Nedir: Kitabı Mukaddes Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere 66 farklı kitapçıktan oluşan 1400 sayfalık ve uzun bir süreçte yazılan metinlerdir. Bu metinler ayrı ayrı değerlendirilmeli ancak bir o kadar beraber değerlendirilmelidir. Zira bu iki metinler topluluğu birbirleriyle bağlantılıdır. Kitabı Mukaddes'teki Eski Ahit 39 kitapken, Yeni Ahit ise 27 kitaptır. Eski Ahit'in ilk 5 kitabı Tevrat, Mezmurlar adlı bölümü ise de Zeburdur. Ancak bunlar dışında da farklı metinler vardır. Eski Ahit'te 5 adet yasa kitabı (Tevrat), 12 adet tarih, 5 tane bilgelik( Zebur kitabı bu kitaplar arasındadır.) 17 tane de peygamberlik kitapları vardır. Yeni Ahit'te ise 4 incil kitabı( Müjde Kitapları), Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektubları, genel mektuplar ve Yuhanna'nın Görümleri vardır. Şimdi bu metinlerde ne anlatılıyor, bunu inceleyeceğiz. Eski Ahit'te Adem'den başlayarak Malaki'ye kadar uzanan bir hikâyeler bütünü görürüz. Eski Antlaşma şu olayla imzalanır. Tanrı, İbrahim'e baba evi olan Ur kentinden ayrılmasını ve Filistin bölgesine göç etmesini buyurur. Zamanla İbrahim'in torunu Yakup, hilecilik yaparak Tanrı'nın desteğini ardına alarak ilk oğulluk hakkını alır ve daha sonra, Yehova'yla yaptığı güreşte Yehova'yı yener. Buradan da İsrail lakabını alır. Onun soyunu da İsrailoğulları denir. Yakup'un 12 oğlu vardır. Bunlar İsrail'in on iki kabilesenin atalarıdır. Musa'yla beraber Mısır'dan çıkan İsrailliler, ilk kitaplarını Musa devrinde yazmaya başlar. Bu kitaplara yasa kitabı denir. Bu kitabı eleştireceğiz ancak önce içerikten bahsedelim. İlk kitapta Musa'dan önceyi
Din
Kutsal KitapKolektif · Yeni Yaşam Yayınları · 2016514 okunma
Elfhame Ayaklarımın Altında
Puan vermedi·360 syf.··
2026 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:51
Bana bir şey oluyor serilerin devam kitaplarına da inceleme yazmaya başladım. :) İlk kitapta Jude yönetimi ele geçirmişti ve Cardan'ı 1 yıl 1 gün boyunca kontrol edebilecekti. Kitapta buradan devam ediyor. Aradan 5 ay geçmiş Jude kendini devlet yönetimi olsun, savunma açısından geliştirmiş. Ama saray entrikaları durur mu??? Durmaz. İNCELEMEM: Çeviri yine kötüydü! Lakin ilk kitaptaki kadar değildi. Karakterleri artık bu kitapta sevdim. Ama belirtmem gerekir ki kitapta romantik unsurlardan çok siyasi çatışmalar mevcuttu. Ki bu benim daha çok hoşuma gitti. Ama bir yandan da Cardan'la aralarındaki bağı tam oturtamadım. Evet birbirlerinden hoşlanıyorlar ama ilişkilerinin adını koyacağım sahneler pek yoktu. Cardan, Jude'u su altı krallığından kurtardı eyvallah. Ki onu sevdiği de belli ama Cardan'ın bakış açısını göremediğimden kopukluklar var. Şimdi ille çoklu bakış açısı mı olmalı diye soracaksanız? Hayır ille de olmamalı. Normalde bu tarz şeylere takılmam. Hatta uzun süredir çok bakış açılı kitap okuduğumdan yoruldum. Ama bu kitapta adlandıramadığım kopukluklar var. Onun dışında Jude'un gücünü, dayanıklılığını çok iyi gösteren bir kitaptı. Spoili kısma giriyorum!!!!!! Kitaptaki ters köşeler iyiydi beni tatmin etti. Jude'a suikast girişiminde bulunan kişinin Locke olmasını beklemezdim. Jude'a saygım o sahnede arttı BANA GÜÇLÜ KADIN KARAKTERLER VERİNNNNNN. Bu kitap Jude sevgimi katladı da katladı. Efsunlanma numarası, devleti o kadar iyi yönetmesi, zekici planlar oluşturması, kendi yarasını dikmesi... BA-YIL-DIMMMM. İhanet kısmına gelecek olursam Hayalet ilk kitapta zaten biraz garip davranıyordu ama onu karakterine verdim. Büyük bir hata yapmışım!! Hainin önde gideniymiş. Vivi'nin sevgilisini efsunlaması hiç hoşuma gitmedi. Kızı periler diyarına götürüyor ama
1000Kitap
Lanetli KralHolly Black · Dex Yayınevi · 20201,636 okunma
5/10
·667 syf.··
2026 8. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:00
Bu sefer olmadı.. İlk üç kitabını sevsem de bu kitap beni içine çekemedi. Cam Şato serisinin okuyanların yorumlarını incelediğimde dördüncü kitabın en iyisi olduğu bütün olayların burada başladığı söyleniyordu. Çoğu okurda en çok bu kitabı beğenmişti. Ama bende aksi bir durum oldu. Bu kitapta buram buram sıkıldım. 3 aydır elimde süründü, okuma isteğimi azalttı. Reading Slump'a girdim. İnanın hiç sevemedim. 5 puan verdim onu da neden verdim bilmiyorum daha düşük veresim vardı ama elimde gitmedi. Bu seriye burada ara vereceğim olurda bir gün Chaol, Dorian ve Manon'u okumayı özlersem, seriyi bitirmeye çalışırım. Şimdilik bu seriyi rafa kaldırıyorum. SPOİLERLI İNCELEME Bu kitapta beni en çok düşüren şey olayların bir türlü olamaması. Çok büyük bir konu var Celeane artık Kraliçe olduğunu kabul ediyor. Artık Aelin'im diyor ee hadi bir şeyler yapalım. Ama yok yapmıyoruz. Sürekli ne kadar büyük olaylar olacağıyla ilgili konuşuyoruz. Sözde(!) planlar yapıyoruz sonra yatıp uyuyoruz, Rowan'ı arzuluyoruz. Arobynn'i şişirdiler şişirdiler ne kötülükler bekledim ondan, onun ne kadar kötü olduğunu okuduk okuduk adam tam kötülük yapacaktı öldü. Tamam ölsünde daha sansasyonel mi olsaydı? Bu kadar basit ölüm yakışmadı. Kralımız var gaddar, güçlü, merhametten yoksun. Kıtalara hakimiyetini kurmuş, büyüyü yok etmiş, cadıları dize getirmiş askeri yapmış, Valgleri uyandırmış ordu kurmuş. Kölelerden oluşan ordusu, yok ettiği krallıklar var. Bu kadar güçlü bir kral böyle mi ölüyor cidden? Kitapta olaylar abartılıyor, savaş olacak aman Allah'ım Aelin kıyameti koparacak e sonra köprü yıktım da kralı öldürdüm. Olmadı ya bana geçmedi. Üçüncü kitapta Sorcha'nın ölüşü vardı, okuyanlar bilir. Sonradankitaba giren bir karakterdi ve o aynı kitapta da öldü zaten ama inanın onun ölümü bile beni daha
Gölgeler KraliçesiSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20182,304 okunma
Reklam
Reklam