“Asıl suç bize Türklüğümüzü unutturan sebeplerde...” diyordu. Bu zavallı subayların ‘Turan’ın ne demek olduğunu birbirlerine soracak kadar milliyetlerinden haberleri yoktu. Türk tarihinin bir harfini bilmiyorlardı. Oysa düşmanlarımız kendi milliyetlerinin ruhundan aldıkları ideallerle ileri atılıyorlar, tarihlerinin onlara söylediği büyük görevi yerine getiriyorlardı.
[...]
Fakat Türkler... Türkler’in hiçbir fikri, büyük değil küçük emelleri bile yoktu... Böyle ortak bir amaca, bir vicdana, bir ruha sahip olmayan bir milletin fertleri şoven, bencil, hodgam olurlardı. Ortak bir milliyet hayatını, örneğin Türklük diye yüce, yüksek, büyük bir şeyi anlayamadıklarından özel ve kişisel hayatları değerlenir, canlarını kolaylıkla feda edemezlerdi.
Seviyorum zannettiği bu siyah gözlü hoş kadın, gerçekte, aslıyla, esaslarıyla, aidiyetliğiyle kendisine ne kadar yabancı, ne kadar uzaktı. Ve hatta düşmandı...
Throughout the process of driving, you always have a clear idea of where you're going. If you're commuting to work, you don't give up because there's a detour in the road or you made a wrong turn. You remain thoroughly focused on getting to your destination.
Türk ekonomisindeki en geniş kesim hâlâ tarım kesimiydi. Bu kesimde savaş sonrasının ilk yıllarındaki iyileşme çarpıcıdır (1923-1926 yıllarında %90). 1925’te âşarın kaldırılıp yerine satış vergisinin konulmasıyla çiftçiye kolaylık sağlanmıştı. 1927 ve 1928 yıllarındaki uzun bir kuraklık dönemi tarımı sarstı ve 1927-1930 dönemi boyunca tarım kesimindeki büyüme ancak %11 oldu.