Kitabı okurken birçok farklı duygu yaşadım. Okurken utanmasam ağlayacağım, kimisine ise katıla katıla güleceğim satırlar var. Bir savaşın birden çok yüzünü gördüm bu kitapta. Ezenler ile ezilenlerin arasındaki eşitsizliğin savaşı nasıl daha da zor kıldığını okudum bu satırlarda. Size ağlamamak için kendimi tuttuğum ve güldüğüm iki alıntıyı da buraya ekleyeceğim:
"İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:
- Benim Ahmet'i gördünüz mü? diyor.
Hangi Ahmet'i? Yüz bin Ahmet'in hangisini? Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor:
- Bu tarafa gitmişti, diyor.
O tarafa? Aden'e mi, Medine'ye mi, Kanal'a mı, Sarıkamış'a mı, Bağdat' a mı?
Ahmet'ini buz mu, kum mu, su mu, iskorpit yarası mı, tifüs bitimi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmet'ini görsen ona da soracaksın.
-Ahmet'imi gördün mü?
Hayır... Hiç birimiz Ahmet'ini görmedik. Fakat Ahmet'in her şeyi gördü. En âlâsından cehennemi gördü."
Bu kısım içimi acıttı, beni çok üzdü. Okurken birkaç defa daha okumak istedim. Bir diğer alıntı ise şu:
" Dolaşan nöbetçilerimizden biri bir gece arkasını dönüp duran bir İngiliz nefer'i görmüştü. Kendi kendine şu iki hâli düşündü: Bunu tüfekle vursa bütün İngiliz siperinin ve Türk siperinin kurşunları bu şüpheli sesin üstüne yağacaktı, süngüle vurup öldürse diri ve esire vaat edilen beş altından beyhude mahrum kalacaktı.
Aklına garip bir çare geldi: Kim bilir nerede giydiği çorabını ayağından çıkarıp sol avucunu gizledi ve evvela ensesine bir yumruk vurup şaşırttıktan sonra erin ağzına bu bezi soktu. Esir ayrıldıktan sonra şöyle diyormuş:
-Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım."
Bu da kahkaha ile okuduğum bir bölümdü.
Bir aralık irkilip durdum. Bir kuyunun içinden gibi, o kadar derin, bir ruhun içinden gibi, o kadar acılı bir inilti dalgası geliyor. Sokak inlemektedir. Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan, karınları bağırsaklarının içine karışmış, sürüne sürüne kaldırım üstüne çıkan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk.