Aşk vardır ki tutkununu insanüstünlüğüne kadar yükseltir! Aşk vardır ki eserini şuursuzluğun ve hayvanlığın son basamaklarına kadar indirir.
 zavallı genç her çabalayışğında bir parça daha batıyordu ve bu batış da tuhaf bir baş dönmesi, tatlı bir felaket hissi vardı.
Necdet, sonu olmayan bir uçuruma doğru durmadan yuvarlanmak istiyordu.  onun için hayatın bütün kanunu, bütün manası bu başaşağı düşüşteydi.
……..
Çoğunluk, fuhuşa düşmüş kadınlarda görülen bu hastalıklı hal, bu düştükçe düşmek isteyiş, bu içte durmadan bir şeyin kayışı ve bu kayışın verdiği uyuşturucu zevk zaten pasif karakterli olan Necdet’te bir ikinci tabiat hükmüne girdi.
…..Modern hayatın gerekleri iki erkekte cinsiyetlerinin bu vahşi ateşini söndürmüştü. bunun üzerinedir ki, üçü de yan yana aralarında hiçbir şey olmamış gibi yalıya döndüler.
Bununla beraber Yalıdaki sarhoş ve dansçı topluluğun içinde hiç kimse bu yapma ve zahiri yatışmanın anlatmak istediği manaya inanmadı. Zira, hepsi de temiz, lekesiz ve düzgün elbiselerinin altında kaba ve gür hayvanlığın bütün ayıpların ve bütün perişanlıklarını gizlemekte onlar kadar usta idi.
Genç adam durdu, dinledi. Bir anda baştan aşağıya “ garizi” [içgüdüsel] bir mahluk halini almış, bir av hayvanından farkı kalmamıştı.
……
şu an duyduğu şey hayvanca bir öfkeyle bir çeşit ahlak düşkünlüğünden, bir çeşit karakter bozgunundan ibaretti. Öyle ki, bu öfkelenmiş onu birkaç adım öteki hain çiftin üzerine atılmaya sevk ederken bu düşkünlük ve bozgunluk bahtsız delikanlının bütün iradesini elinden alıyor; onu olduğu yerde çırpınan bir @ parçası haline sokuyordu