Puan vermedi·270 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:28
Zamanda Asılı Kalan Çocukluk: Alex Schulman’ın "17 Haziran" Romanı Üzerine Kişisel Bir Değerlendirme Alex Schulman’ın 17 Haziran romanı, ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu içine çeken, gizemini ve temposunu belli bir noktaya kadar çok yüksek tutan, 270 sayfalık son derece akıcı bir eser. Kitabı elime aldığım ilk anlarda, daha 40-45. sayfalardayken bile hissettiğim o saf heyecan ve hayranlıkla, vaktim olsa iki günde bitirebileceğimi düşünerek çevremdeki herkese bu kitabı büyük bir coşkuyla tavsiye etmeye başlamıştım. Bir öğretmenin, çocukluğunun geçtiği eski evinin numarasını şans eseri bulup araması ve hattın ucundaki çocuk benliğiyle konuşmaya başlaması, edebiyatta eşine az rastlanır türden, çok farklı ve sarsıcı bir merak unsuru sundu bana. Yetişkin bir adamın, küçük çocuğun ne zaman üzüleceğini, ne zaman ağlayacağını saati saatine bilip, sırf onun o derin hayal kırıklığını ve acısını bir nebze olsun dindirebilmek için zamandan önce davranıp onu araması, kitabın beni en çok sarsan ve içimi acıtan yönlerinden biriydi. Ortak Hafızanın Nesnesi ve Çözülemeyen Kopukluk Romanın felsefesini sırtlayan en güçlü sembollerden biri, şüphesiz ki müzede sergilenen o eski telefon ve kahramanın onu alıp ablasına göndermesidir. Bu telefon, aslında ortak bir çocukluk hafızasının, paylaşılan acıların ve belki de en çok ablasının içini kemiren o gizli suçluluk duygusunun somut bir nesneye dönüşmüş halidir. Çağdaş dünyada ablası onun normal mesajlarına veya aramalarına muhtemelen yanıt vermeyecekti; aralarında yetişkinliğin getirdiği soğuk duvarlar vardı. Ancak o geçmişe ait nesne, donmuş bir ilişkiyi çözebilen tek anahtar oluyor ve geçmişle yeniden bağlantı kurmalarını sağlıyor. Fakat tüm bu bağ kurma çabasına rağmen, kitabı okurken temeline bir türlü inemediğim, zihnimde çözümsüz
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026829 okunma
Puan vermedi
TEHANU.URSULA K.L.GUIN .23 NISAN 2020 MALATYA yerdeniz serisinin 4.kitabi TEHANU dil olarak diğer serilerine göre oldukça farklıydı. Konu olarak daha durağan fantastik öğelerin daha az kullanılması ve üstü kapalı diyaloglar sanki bir plani olmadan daldan dala atladığı olaylar ilk üç kitabındaki ritmi yakalayamadığı gibi oldukça bulanık da kalmış. Yanık yüzlü kız therru Tenarin koruması altında incitilmis, tecavüze uğramış bir ejdera kızıdır. Kadınların sosyal yasamdaki yerini her firsatta sorgulamayi kendine görev bilmiş Ursula k.l. guin bu konudaki hassasiyetini Therru nun içinde gizlediği o yakıcı ejderhanın gücüyle anlatırken " aa evet biz değerleyiz, güçsüz olduğumuz sürece " diyaloğu erkeklerin kadınlara bakış açısını ursulanin gözünden özetler. Ötelenmiş, örselenmiş therru ile onu koruması altına almış Tenar in sevgiyle iyileştirdiği Therru erkek olarak bir tek Ged den korkmaz çünkü ; GED Tenar için de Therru için de , Ursula için de bir erkekte bulunmasını ıstediği sevgi, şefkat kadına üstün değil eşit bir ruhtur.
TehanuUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20172,701 okunma
Reklam
Öteki’nin Aynasında Parçalanan Benlik
Puan vermedi
Fanon, dünyaya bir özne olarak geldiğini ama beyazların dünyasında kendisini diğer nesneler arasında sadece bir eşya gibi keşfettiğini söyler. İnsanların bakışı onun kişiliğini değil sadece dış görünüşünü görür. “Aa anne zenciye bak” bir çocuğun sözüyle, o an’a kadar kendisini insan olarak hissederken, çocuğun ona korku dolu bakışını ona siyah ve korkutucu olduğunu hatırlatır. Fanon maruz kaldığı bu ırkçılığa karşı akıl ve bilimle karşı koymaya çalışmaktadır. Siyah bir çocuk kendi ailesi içinde normal ve huzurlu bir çocukluk geçirebilir. Ancak ne zaman ki beyazların dünyasına temas eder, işte o zaman ona kendisinin farklı olduğu hissettirilir. Çocuk beyaz olanı iyilikle siyah olanı ise vahşilikle özdeşleştirir. Kendi siyah ailesini ve kimliğini zihninde kötü ve yabancı yere koymaya başlar. Toplumsal baskıların sonucu olarak siyah insan, beyaz adamın bakışını içselleştirir. Bu durum siyah insanın ruhunu ve kimliğini parçalayan bir psikopatolojik durumdur. Siyah insan kendi siyahlığını bir eksiklik olarak görmeye başlarsa beyazlaşma tutkusuna kapılmış demektir. Bu kişinin kendi gerçekliğinden kaçarak beyaz dünyaya sığınma çabasını gösterir. Siyah insanın sadece beyaz adam tarafından tanınmak için verdiği mutsuz çabayı eleştirir. “Ben geçmişin kölesi değilim” diyerek insanın bugününü ve geleceğini kendisinin kurması gerektiğini savunmaktadır. Eda Siyah Deri Beyaz Maskeler Frantz Fanon
İnsan ve Duygular
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Metis Yayınları · 2020688 okunma
Puan vermedi
Gerilim severleri böyle alalııımmm Chloe Davis, herkes gibi normal bir çocuktu.. Onu çok seven anne ve babası, bir de kendinden birkaç yaş büyük abisiyle mutlu mesut yaşıyordu.. Ta kiii Chloe ebeveynlerinin dolabında bir kutu bulana kadar.. Yaşadıkları bölgede bir ara ergen diye tabir edebileceğimiz ‘kız çocukları’ ortadan kaybolmaya başlar.. Birkaç gün ardından da cesetleri bulunur.. Chloe’nin bulduğu kutudan bu kurbanlara ait eşyalar çıkınca küçük çocuk ve ailesi için geri dönüşü olmayan olaylar yaşanmaya başlar.. Kutu babasına ait bölümden çıktığı için tüm gözler ona çevrilir ve babası ömür boyu hapse yatmak üzere hapse atılır.. Bu olaylar 20 sene öncedir.. Günümüzde ise Chloe bir psikolog olur ve kendi gibi yaralı insanlara yardımcı olmaya başlar.. Davis ile nişanlıdır, annesi bir bakım evinde,babası hapiste,kardeşi de işinde gücündedir.. Ancak kayıp kız vakaları tekrar ortaya çıkmaya başlar.. Aa bir de gazetecimiz var.. Her şeye maydonoz Aeron.. Gazeteciler gerçek hayatta da bu kadar gıcık mı bilmiyorum.. Neyse, Chloe bu olanlar karşısında polise yardımcı olmaya çalışırken bir yandan da geçmişle yüzleşir.. 20 yıllık bir hesaplaşmaya girer.. Katil mi? İşte o Chloe için belki de darbelerin en büyüğü olur.. Ters köşe severler toplanıııınnnnn.. Çünkü bu kitap tam sizlik.. Kitabı ilk başta okurken Freida McFadden’ın Kilitli Kapı kitabının aynısı mı acaba dedim.. Çünkü kurgular birbirine çok benziyor.. Teması benziyor ama bu kitabın finali bence çok daha can sıkıcı.. Bu kitapta çok daha dramatik bir son bizi bekliyor..
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026189 okunma
7/10
·129 syf.··
2026 9. kitabı
Aylin Balboa, “Bu Hikâye Senden Uzun Osman” ile bir ilişki bitiminin ardından yaşanan o sancılı ve gel gitli dönemi anlatıyor. Bunu ise sevdiğiniz bir arkadaşınızın kolunuza girip size hararetle bir şeyler anlatması gibi içinizi ısıtarak yapıyor. Kitapta ayrılık sonrası oluşan ağlak bir durum yerine olması gerektiği gibi bir başa çıkma mücadelesine tanık oluyoruz. Yazarın içinden çıkılmaz anlarda bile mizahi bir dille olaylara çözümler bulması, bu süreci sağlıklı atlatıp, hayatının başrolünde direksiyonu eline alması ders çıkarılacak nitelikte. Okurken çoğu yerde okurların ‘aa aynı ben’ dediğine eminim. Neticede hepimizin hayatından geçen Osman’lar oldu. Osman’ı sadece bir sevgili olarak değil, geçmişte bıraktığımız bir anımız, bir hayalimiz ya da bir alışkanlığımız olarak düşünebiliriz. Yazarın okurla konuşur gibi içtenlikle yazması, sorular sorması ve sorularına yine kendi kendine cevaplar vermesi beni kitabın içine çekmeye yetti. Kendisi kısa bir kitap olmasına rağmen içinde uzun anlamlar barındıran bu kitapta herkesin kendinden izler bulacağına eminim. Kitapla kalın
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,5bin okunma
Hayat Çok Kısa
5/10
·364 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:47
Herkese merhaba, Herkesin bayılarak okuduğu kitabı malesef ben beğenmedim, hemde hiç beğenmedim. Bu yazarın benlik olmadığını anlamış olduk... spoiler olucaktır... İlk önce ALS Hastalığının ne olduğunu ne zorluklar yaşandığına dahil bilgi almış olduk... o konu hakkında yazara tşk ederiz. Ama bence konu hakkında üstten bir anlatım olmuş.. karakterin bu dahil bir anısı fılan okumadık... neysee Şöyle anlatayım ; benim için aşırı durağan bir kitaptı, herkes duyguların cok iyi olduğunu filan söylemiş ama bana asla geçmedi. Şimdi evet kadın karakterin bir ölümcül kas hastalığı olduğunu düşünüyor, işte zaten ölücem hastalığımı öğrenmeye ve sonrada olucak tedavi sürecine girmemek için , kendinde ne olduğunu öğrenmıyor öyle hayatı yaşamaya calışıyor. Yani hayat sevince güzel filmi vardı yaa, işte ordaki kız gibi burdaki başrol kadın... kendisi pek sevmedim ama ailesi için yaptıklarını taktir ediyorum. Kızın ailesi asla katlanacak kişiler değildi. Güya üzüntüden o haldelermiş fılan yaa bir get yaaa, gel bunu külağıma anlat... kız karakteri gereksiz sevgi dolu olması beni irite etti, duygusal olarak hiç bir etkileşim olamadı. Gelelim herkesin hayran olduğu başrol erkeğimize; ben anladım ki green flag adam hiç benlik değilmiş, yani evet aşırı yardımsever, kibar fılan ama bu kadar vermek için yaşayan bir adamı bende bir etkılenme yaratmadı malaesef yani ben tabikide hayran olmadım aksine salak bence hahahaha neden mi? İlk önce kendisi bir ceza avukatı hemde baya başarılı bir avukat; nasıl biri beklersiniz böyle adamı cin göz, böyle insanları iyi tanıyan fılan ama daha 9 aylık sevgisilinin evli olduğunu kadın ona söyleyınce anladı... yuh dedim hiç mi? Bir şey anlamazsın yani aşırı trajekomik geldi... diğer bir konu ise; başrol kızla olan ilişkisi, bakın adrian gibi bir adam
Romantizm
Hayat Çok KısaAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 202626 okunma
Reklam
Reklam