Annelik Sendromu :)
Öğretmenler odasında geçmiş yıllarda meslektaşlarımın bebeklerinin bezine varıncaya kadar konuşmalarına çok şaşırırdım. Neden eğitimden, kitaplardan, projelerden filan bahsetmiyorlar diye düşünürdüm hep. İkizlerim olunca anladım. Dünyanın merkezi kayıyor kadın anne olunca. Haklılarmış. 😅 Sürekli kendi çocuğundan bahsetmek istiyorsun. Bir de her bebeğin yaptığı şeyleri yapsa bile “Aaaa bunu bu ayda yapması çok erken, kesin dahi bu çocuk, bambaşka.” tribine giriyorsun. Herkesin çocuğu kendine özel, kendine zeki. Ama yine de benimkiler sanki daha bir zeki, daha bir güzel. Hahahaha. 😆
Aaaa! Bir tez kurarım, beğenmediğim anda direk o tezi çürütüyorum
1000Kitap
Reklam
Gün geçmez
youtu.be/IQc3AIuzu9A?si=... Gün geçmez yüreğimdeki acı amansız Yalnızlık yüzüme vurur geçer zamansız Sözlüm bile yoldum aaaa
944 Hasbihal
Her hâl geçiyor. Kahkahamız da kavgamız da. Yalnız, bizdeki etkisi birer hatıra olarak kalıyor. Güzel günlerinki bir yana; kederli günlerin içimizde bıraktığı kırılganlıklarından sonra, Hz. Ebubekir Sıddık (Allah ondan razı olsun)'ın bize kadar gelen: "Şikayetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki ağladığım günlere ağladım." sözü hayatımızda kendine yer bulunca insana gelen rahatlama hissi, iç huzur mu denir, tarif edilemez güzellikte oluyor. Bunu bire bir tanımlayabilir miyim bilemiyorum ama kelimelerimin yettiğince ifade etmek istiyorum: Yağmurdan sonra, sırtını masmavi gökkubbeye dayayan yedi renkli yarım halka var ya... Altından geçince her dileğimizin gerçekleşeceğine inandığımız. İşte ona doğru koşacak olmanın heyecanıyla kalbimiz küt küt atarken onu gördüğümüz andaki sevinç gibi bir şey: "Aaaa! Bakın, bakın. Gökkuşağı çıkmış." diyerek bu güzel anı herkesle paylaşarak çoğaltmak istediğimiz. Umarım anlatabilmişimdir. Sevil Şentürk 📝2.6.2026/Ö.S.6.09 📸23.6.2025
Hayata Dair
YA HER GÜNAHTA BİR KORONALIK VARSA?
Derler ki: Hakikat Çekirdekleri'nde geçen bu sözü, Bediüzzaman, dönemin Ankara hükümetinin içki yasağındaki (Men-i Müskirat Kanunu) başarısı üzerine söylemiştir: "Desâtir-i hikmet, nevâmis-i hükûmetle; kavânin-i hak, revâbıt-ı kuvvetle imtizaç etmezse, cumhur-u avamda müsmir olamaz." Aynı dönemde Bediüzzaman Yeşilay'ın kurucuları içinde de yeralmıştır. İşgalci İngilizlerin teşvik ettiği bu kem alışkanlığı nasihatle de gidermeye çalışmıştır. Fakat nihayetinde 1. Meclis'in aldığı karar daha etkili olmuştur. Çünkü hükümetin aldığı kararın arkasında müeyyide vardır. Nasihatin müeyyidesi yoktur. Koronayla bunu da tecrübe ettik sanıyorum. Aslında her şey bir parça imana bakıyor. İçimizdeki taşları doğru şekilde döşedikten sonra dışımızdaki en kadim alışkanlıklar bile yerinden oynatılabiliyor. Arşimed'in dünyayı zıplatmak için aradığı dayanak noktası bizde. İçimizde. Şundan birkaç ay önce kim sokakların bu hale geleceğini öngörebilirdi? Hele sokağa çıkma yasağını bizzat halkın talep eder hale geleceğini? Normalde isyan çıkarırdı böyle yasaklar. Şimdi hiç öyle bir hava yok. Hattâ uymayanları gördüğümüz zaman "Cık, cık, cık"lanıyoruz. Maske takmayanlarla kavga ediyoruz. Fazla yakınımızda duranlarla da. Bu îtikadın gücüdür. Lâkin, aman, sakın, aldanmayalım. İnsan îtikadından ibaret de değildir. [...] __Her ilim dalının terminolojisi aslında bir açıdan aksiyomudur. Kelimenin o ilim dalı konuşulurken/yazılırken "bundan sonra geleceği anlam" belirlenmiş olur. Lûgatçeden kopulur. Hatta bazen zıtlaşılır. "Ağacın kökü"nden bahsedilirken anlaşılanla bir "sayının kökü"nden bahsedilirken anlaşılan aynı şey değildir. Yine halk arasında kullanılan "tevatür" kelimesiyle hadîs ilminde kullanılan "tevatür" kavramının karşılıkları aynı değildir. Hatta bu ikisi neredeyse zıttırlar.
İtikad ve İmân
Sırf yazarı bilindik diye
Ne çok kitap okuyoruz,yada kitap bilindik diye.Beğenmedim o kitabı diyorum aaaa nasıl beğenmezsin,bakıyorum içeriğine,sanatsal yönüne bana zayıf geliyor.Ama öyle derin anlamlar yüklemiş o kitaba sırf herkes beğeniyor diye.Herkesin beğenme sebebi de ya yazar bilindiktir yada kitabın tanıtımı güzel yapılmış oluyor genelde.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam