Ah biz eşekler. ah biz eşek milleti... Aaaa-i. aaa-i. aaa-ii!.. Herşey gözlerimizin önünde oluyor. Yıllardanberi herşey gözlerimizin önünde olup bitiyor. Hiçbişeyi gizli kapaklı yapmıyorlar.
Bazen böyle olur, siz kendiniz bile fark etmeden birini bırakıverirsiniz. O da sizin gibi bunu anlamaz ve gittiğiniz her yere yanınızda gelmeyi sürdürür. Hayatınızın ışık kaynağından karanlık gölgesine dönüşür. Böyle zamanlarda birinin çıkıp, birinin diğerinden önce ayılıp, “Aaaa, biz aslında ayrılmışız. Fark etmemişiz ama baksana düpedüz ayrıyız. E o zaman hadi artık buna uygun davranalım" demesi gerekir.
"Bütün bu "siz"ler , "iz"ler , "uz"lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana. İkinci konuşmamda "sen" diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin(iz) ?"
“Meryem!”
“Evet!”
“Dünyaya ışık nereden gelir?”
“Güneş’ten!”
“Peki Ay’a?”
“O na da Güneş’ten!”
“Peki öteki gezegenlere?”
“Mars falan mı yani?”
“Evet Mars, Merkür, Jüpiter ve diğer gezegenlere.. onlara ışık nereden gelir?
Nereden alırlar o gezegenler ışığı?”
“Onlar da Güneş’ten..”
“Peki Güneş ışığını nereden alır?”
“Aaaa.. Güneş ışığını bir yerden almaz. O zaten Güneş olduğu için kendinden ışıklıdır...”
“İşte aynen bunun gibi Meryem. Bizim Allah’ımız da, her şeyi yarattığı halde, O’nu yaratan yoktur. ‘Lokomotifi kim çeker?’ ya da ‘Güneş ışığını nereden alır?’ gibi sorulara nasıl cevap verdiysek, Allah’ı kim yarattı sorusuna da öyle cevap vermeliyiz: Hiç kimse!”
Meryem yine güzel bir soru sormuş ve karşılığını, güzel bir cevap olarak almıştı...
“Anladın mı Meryem?”
“Çok iyi anladım!”