Sezin Kaza, anne ve babasının dayatmalarından kaçarak kendini ailesiz bırakır. Sadece babaannesi ile görüşür. Güzel olduğu kadar akıllı, her şeye rağmen toplumun değer yargılarını yıkıp tırnaklarıyla kazıyarak başarılı bir üsteğmen olur.
Keleş timinin başına getirilerek bir çok başarıya imza atar. En son verilen görevde üstlerinin isteği ile time eşlik eden gazeteci kızı hiç istememesine rağmen yanlarına almak zorunda kalır ve kız tecrübesizliğinden dolayı ne yazık ki hem operasyonu başarısızlığa uğratır hem de ölür. Bu durumun faturası tabiki Sezin’e kesilir ve timin başına alaya yeni gelen yüzbaşı getirilir. Vicdanı ve görevi arasında sıkışır kalır.
Yüzbaşı Turan Alp Akkurt, namı değer Dhib , düşmanlarının deli gibi korktuğu ölüm makinesi komutan. Onunla konuşurken herkes 2 kere düşünür. Gel gör kiiiiiii bizim Sezin ağzına geleni hatta fazlasını söyler.
Hani var ya bir şarkı 2 deli bir araya gelmemeliydi diye devam eden bence tam onlara yazılmış olmalı çünkü her şey çok iyi güllük gülistanlık giderken bir bakıyorsunuz ortalık saman alevine dönmüş her an her şeyden kavga etmeye hazırlar. Bu durumun her an yaşanabilme ihtimali timi de geriyor ne yazık ki.
Birbirlerine katlanabilmeyi öğrenecekler mi? Ortak bir payda ortaya çıktığında birbirlerini anlayabilecek duruma gelebilirler mi?
Turan’ın geçmişi ve Sezinin geçmişi ……
Sizce onları bir araya getirip yaralarını sardırır mı ?
Bunları öğrenmek için kitabı okumanız gerekir.
Aksiyonu, vatan aşkını, timin dostluğunu, bağlılığını ve aşkı harmanlayarak o kadar güzel kaleme almış ki yazarım ben anlatmayayım bence siz kitabı okuyun ne demek istediğimi anlarsınız. Aaaaaa son olarak ondan bahsetmeden gidemem çünkü ben kendisine bayıldım. Kim mi tabiki Seziş’in iç sesi bence bir efsaneydi. Bu güne kadar okuduklarımın en