Eğer Dilistan'ın insan davranışlarına ve hayat gerçeklerine dair biraz bilgisi olsaydı, hayat yolunda birdenbire karşısına çıkarak yolu kesenin, her türlü güzelliği ve yüceliğiyle muhabbet değil, her türlü şiddet ve hakaretiyle şehvet olduğunu anlardı.
Şu gerçeği itiraf etmeliyiz ki bizler çoğünlukla en uzak bir yerde bulunan bir ailenin özel hayatını bildiğimiz halde oyurduğumuz yerin bir saat ötesini bilmeyiz.
Meğer aklını başından alan bu tebessüm, kızın o küçük, o güzel ağzının bütün üst dudağının biraz kısa olmasından kaynaklanıyormuş. Meğer o eşitlikçi tebessüm kendisine değil, bütün aleme, bütün eşyaya aitmiş.