Ah bu boşluk! Göğsümün içinde şurada hissettiğim bu korkunç boşluk! Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsen, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.
İnsanların birbirleri için pek az şey ifade etmesi bende genellikle göğsümü parçalamak, beynimi dağıtmak isteği uyandırıyor. Ah, karşındakine geçiremediğim sevgi, sevinç, şefkat ve hazzı karşımdaki de bana sunamaz, tüm kalbim mutlulukla dolup taşsa bile, karşımda kılı kıpırdamadan duran soğuk birini mutlu edemem.
Çocukluğunuzu düşünür müsünüz hiç?
Ben, yulaf lapasının kokusunu aldığımda düşünürüm.
Mutluydum, ancak “mutlu” yetişkinlere özgü bir sözcük. Mutlu olup olamadığını sormazsınız bir çocuğa, çünkü görürsünüz. Ya mutludur ya değildir. Yetişkinler mutluluktan söz ederler, çünkü mutlu değildirler. Bu konuda konuşmak, rüzgarı yakalamaya çalışmak gibi bir şeydir.
Yalnızca tutkuya yabancı olan insanlar, bu duyguyu sadece bir kere tattıklarında belki de böylesine çığ gibi ani ve kasırgaya benzer parçalanmalar yaşarlar. O anda kullanılmayan güçlerle harabelere dönmüş tüm o yıllar kalbime baskı yapıyordu.