Bizde novellalar şaşırtıcı bir şekilde iki kitapta birleştirilip basılmış (Bana Dokunma - Novellalar ve Bana Dokunma - Novellalar 2). Serinin popülerliği nedeniyle satış potansiyelini düşünerek aynı bastıklarını düşünmüştüm ama yayınevi beni şaşırtmayı başardı. Ben de ara kitapları oradan okuyorum ama yorumları ayrı ayrı girmek istedim. Zaten hepsi aralarda okuyacağı için bu kitapları bir oturuşta bitiremiyorsunuz.
Bu novellayı (Beni Yık Bana Dokunma - Novellalar ) ikinci kitaba geçmeden önce okumanız gerekiyor. Böylece asıl baş karakter olan erkeği filtresiz, ön yargısız yani gerçekten tanıyabilirsiniz. Çünkü Juliette'in bakış açısında çok fazla ön yargı ve çevre manipülasyonu var. O yüzden bu ara kitapların doğru sıralamada okunması hikayenin oturması ve karakterlerin gerçek kişiliklerini tanımamız açısından çok önemli.
Juliette ve Adam hikayede bambaşka bir yöne gittikten sonra Warner'a olanları okuyoruz. Kitap uzun değil ve yine ilk kitap gibi çok akıcıydı. Kitap bitince kendimi Warner'ın gözünden daha çok bölüm okumak isterken buldum.
Warner, baba sorunları olan genç bir oğlan. Annesine olan düşkünlüğü de okuyucuya çok duygusal bir yerden dokunuyor. Juliette ilk kitapta Warner'ı zalim bir katil olarak tanımladığı ve olayları kendi perspektifinden anlattığı için doğal olarak okurlar da ondan nefret ediyor. Fakat olayları ve davranışlarının sebeplerini bir de Warner'ın bakış açısından okuyunca bu nefret yerini merak, ilgi ve sevgi alıyor.
Warner hatalarını ve yaptığı kötülükleri de kabul eden bir adam. Hiçbir zaman kendisini aklamaya çalışmıyor. Neyi neden yaptığını kendi gözünden anlatıyor. Yine olsa yine yapacağını da söylemekten çekinmiyor. Juliette'e olan takıntısını da kabul ediyor. Kendisi de anlam veremiyor Juliette'e duyduğu çekime fakat her dakika aklına onun gelmesini de engelleyemiyor. Juliette'in
Size bakış açınıza göre fikrinizi değiştirecek bir romanla geldim.
Bir aydan uzun süredir elime tek bir roman alamadım. Hiçbiri ilgimi çekmedi, başlamaya çalıştıklarımda değil bir bölüm ikinci sayfaya bile geçme isteği bulamadım. Bu romana şans verme sebebim de öylesine gördüğüm bir video yüzündendi. Dün arkadaşımla kitap hakkında konuşurken bana bu kitaba yıllar önce şans verdiğimi ama devam etmediğimi söyledi. Muhtemelen Efsane serisini okuduğum dönemlerdir diye düşünüyorum çünkü iki seri birbirine karakterlerin yaşları ve distopya temaları bakımından benziyor. Zaten aynı dönemde popüler olmuşlardı. Neden devam etmediğimi anımsamasam da devam etmeme sebebimi az çok anladım gibi. Bu seri bana "her romanın bir vakti saati vardır" düşüncesini tekrar kanıtlamış oldu. Çünkü gerçekten benden beklenmeyecek bir hızda okudum ve okumaya devam ediyorum. O yüzden reading slump dönemleri için bu serinin çok iyi bir kurtarıcı olduğunu düşünüyorum.
Bana Dokunma uzun bir seri için gerçek bir giriş kitabıydı. İlk başladığımda evreni anlamadım. Anlamayınca baştan başlamayı düşündüm. Şu an size üçüncü kitaptan seslenerek şu uyarıyı geçmek istiyorum. "Sakın geri dönüp baştan okumayın. Evreni anlamayan siz değilsiniz, yazar anlatmıyor. Evrene dair sorularınıza bu kitapta cevap aramak yerine akışa güvenin ve sakin bir şekilde okumaya devam edin."
Bir çeşit okuyamama durumunda olduğum için başa dönmek bana çok zor geldi ve anlamadığımı düşünsem de okumaya devam ettim. Şimdi iyi ki üşenmişim diyorum çünkü tekrar başa alsam muhtemelen seriye devam edemezdim.
Bakış açınıza göre seriye dair düşünceleriniz değişecek demiştim. Kitapta alternatif bir evrende herkese umut vadederek başa geçen ve tüm dünya düzenini bozarak kendi rejimlerini dayatan bir yönetim var, adı Yeniden Kuruluş.
İlk kitaba göre çok daha güzel bir kitaptı. Bir de şu Juliette'nin ikisini de aynı anda seviyorum halleri olmasa çok daha güzel olabilirdi. Neyse biraz kitaptan bahsedeyim sonrasında yorumlarıma döneceğim. Juliette'nin, Warner'ın yanında kaçışını okumuştuk. Adam ve Kenji ile birlikte Omega Noktası’na sığınmıştı. Burada ise kendisi gibi özel güçlere sahip diğer insanlarla tanıştı. Ancak Juliette güçleri sebebiyle hâlâ yalnızlık çekmeye devam etti. Yeni öğrendiği gerçeklerle sarsılıp Adam ile ilişkisini başka bir boyuta taşımak zorunda kaldı. Aaron Warner'a karşı olan karmaşık hisleri güç yüzüne çıktı. Karakter odaklı yerleri olsa da aynı zamanda olay bakımından da güzel sahneler gördük. Özellikle açığa çıkan yeni sırlar dikkat çekiciydi. Adam ve Juliette'nin dramı bana hiç geçmedi açıkçası. Aaron karakteri kesinlikle daha iyi çekici. Ama başta da söylediğim gibi Juliette'nin kararsızlıklarından aşırı rahatsızım. Bir öyle diyor bir böyle bu da beni sıkıyor. Evrendeki karakterlerin güçleri ve Aaron hakkında daha fazla şey öğrendiğimiz bir kitap oldu, bunu da çok sevdim.
Selaam^^ nasılsınız umarım iyisinizdiiir! Bugün sizlere bana okurken kriz geçirten Bana Dokunma kitabının incelemesine yapacağım. Önden hazırlık, biraz gömeceğim:D
İlk öncelikle kitabın konusundan bahsedeyim biraz:
Yine dünyanın mahvolup, kötü bir rejimin olduğu bir distopya da insanlara dokunuşu ölümcül olan Juliette'in yeni düzen için silah olmasının istenildiğini okuyoruz.
ŞİMDİİİİ, gelelim benim yorumuma:
Kitaptan çok beklentim vardı çünkü hem distopyaydı (distopya en sevdiğim türlerdendir) ve ayrıca booktokta da baya övülmüştü. Hep editlerine bakıp yükselmiştim öandkfjf.
Ama okuduğumda büyük bir hayal kırıklığına uğradım çünkü bence baya kötüydü. Neden? Hemen kitabı sevmeme nedenlerimden bahsedeyim:
Karakterler:
Kitapta okuduğumuz üç temel karakter var bunlar; Juliette, Adam ve Warner. Şahsen üçünü de sevmedim. Juliette'i sevemedim ve nedeni yok, açıkçası sevmek için neden bulamadım. Juliette hakkında tek söyleyeceğim biraz dramatik hissettirdi. Yani duygularını aşırı zirvede yaşıyordu ve garip betimlemer vardı. Örneğin: Hamur gibi oldum.
(Hamur derken??? Bundan önce söylediği şey ise Warner'a "cehenneme git" demek.)
Adam'a da ısınamadım yine genel bir sebebi yok, duygular ve karakterler bana geçmedi. Warner ise... Of Warner hakkında detaylıca gömerek konuşabilirim.
Warner karakteri yani Aaron Warner hep editlerini gördüğüm baya sevilen bir karakterdi o yüzden hani adam gibi adam bir karakter okuyacağız sanmıştım ama kendisi bir psikopat çıktı. Şımarık ve istediğini elde edemeyince mızıkçılık yapan bir çocuk gibi hissettirdi. Juliette'i bir obje gibi sahiplenmesi mi dersiniz, zoraki iş yaptırması mı. Juliette ve warner arasında şöyle bir diyalog geçiyor mesela:
"Neden kendi odamda uyuyamıyorum"
"çünkü burada kalmanı istiyorum" nesin sen? Kimsin sennn??? Bu
Yine BOMBOŞ bakın gerçekten BOMBOŞ olan bir serinin daha sonuna geldik. O kadar abartılan bir seriydi ki her kitaptan sonra tamam demek ki diğer kitapta bir şeyler olacak diye diye seriyi bitirdim yanlışlıkla. Her kitabı ayrı bir hüsran, ayrı bir hayal kırıklığıydı. Dillerden düşmeyen Aaron Warner güya ana erkek karakterimiz ama seri boyunca o kadar sönük kalmış ki arada gerçekten ana erkeğimiz bu mu diye düşünüp durdum.Resmen bu seride ziyan olmuştu. Genel olarak karakterler de çok zayıf ve arka planda kalmışlardı ama neyin arka planında kalmışlar bilmiyorum çünkü seride düzgün bir konu da yoktu. Onun dışında yabancı kitaplardan aşırı aşk dolu bir şeyler beklemiyorum zaten çünkü yazamıyolar ama bu kadar "hiç yazılamamış" aşk da görmemiştim. Ha bir aşk vardıysa da bana hiçbir şekilde geçmedi. Kısacası karakterleri boş, kurgusu harcanmış, yazım dili kötü, BOMBOŞ bir seriydi. Siz sakın diğer kitaplara güvenip seriye devam etmeyin çünkü asla beklentinizi karşılamayacak.
Hayal Et BeniTahereh Mafi · Dex Yayınevi · 2021522 okunma
Seriyi okumak için çok geç kalmış olsam da BİTTİ. Türk dizisi gibi bir sondu, gerçi şikayetçi de değilim. Ama en önemlisi şu ki Aaron Warner senden çok hoşlanıyorum.
Hayal Et BeniTahereh Mafi · Dex Yayınevi · 2021522 okunma