Emma, başını eğmiş, ayağının ucuyla yerdeki kıymıkları iterek onu dinliyordu.
Fakat şu cümleye:
- Artık kaderlerimiz müşterek değil mi ?
- Hayır, diye cevap verdi. Sizde biliyorsunuz, imkansız bu.
“Saadete rast gelinir mi bir gün, diye tekrarladı; ansızın, tam ümitsizliğe düşüldüğü bir günde.
O zaman ufuklar aralanır, sanki, “İşte o!” diyen bir sestir bu. O kimseye içinizi dökmek, her şeyiniz vermek, her şeyi feda etmek ihtiyacını duyarsınız! Karşılıklı uzun uzadıya konuşmazsanız, birbinizin içindekileri sezersiniz, birbirinizi rüyalarda görürsünüz.”