Şimdi ise durum çok farklı. Ne yapacağımıza dair kesin bir plan yok. Canımız nasıl isterse vaktimizi öyle geçiriyoruz. Yapacağımız işleri planlama konusunda nasıl inisiyatif alacağımız bize hiç öğretilmediği gibi, bu zamana kadar hep yardımla ve destekle ilerlemiş kişiler olarak can simidiyle yüzme öğrendikten sonra öylece denize atılmış gibiyiz. Boğulup gideceğimize hiç şüphe yok. Nasıl çalışacağımızı bilmediğimiz gibi kendimizi nasıl motive edeceğimizi de bilmiyoruz.
İrade terbiyesine hiç önem verilmiyor, ama insan kendi hayatını sahip olduğu enerjiyle düzene koymaz mı? İnsanın kendi içinden gelen gücü olmadığı takdirde, en parlak kabiliyetler bile sönüp gitmez mi? İnsanın en büyük ve en soylu başarılarındaki en önemli etken irade gücü değil midir?
İnsan zihninde belirli kalıplar oluşunca zekâ, dikkat, düşünme kabiliyeti ve muhakeme yetisi kullanılmaya kullanılmaya körelir. Eğer insan kendisine zihinsel bir uğraş bulmazsa, tüm enerjisini vampir gibi emecek uyuşukluk bataklığına düşmesi kaçınılmazdır.