Öğrenciydim. Harbiye'deki Divan Cafe'de bir öğle saatinde Attila İlhan'a rastlamıştım. Meğer her gün aynı saatte -mutat yürüyüşünü yaptıktan sonra - gelir, kahvesini içermiş. Yapayalnızdı. Gözleri okuyucuyu arar gibi bakıyordu. Yanına gidip, tanışmak, bir şeyler sormak istemiştim ki, garson önümü kesiverdi: "Lütfen, müşterimizi rahatsız etmeyin."