Abdülaziz Biçkioğlu

Abdülaziz Biçkioğlu
@aaziz71
Uzman amele
Üniversite
İstanbul
Mardin
14 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2019 21:44
Bu akşamın Payına düşen kitap, nefis çevirisiyle Alberto Manguel'in; adeta Borges'le berabermişiz duygusunu yaşattığı 'Borges' in Evinde ' kitabıydı. Kitabın başından sonuna kadar yalnız Borges' le değil Cemil Meriç'le de beraberdim. Kaderleri birbirlerine o kadar benziyor ki... ( İnanç noktasında net bir ayrışma var ama)... Kitabı bitirince şuna hayıflandım: Borges zirvelere konumlandırılmış, Cemil Meriç ise yurdumun sınırlarının dışına taşınamamış. Bu durum ideolojik bir tavrın sonucu mudur, bunu okuyanın idrakine bırakıyorum. Ne acıdır ki Cemil Meriç'in okunurluğu, bilinirliği, magazin bataklığının şakşakçısı bir gazeteci veya bir topçu, popçu reytingini yakalayamamıştır. Bu minvalde Büyüklerimizin himmetini (dünya gözüyle) görmek isterim... Vesselam...
Edebiyat
Kelimeler ŞehriAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2013231 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şu an burada otururken, felaketin beni yoksun bırakmadığını, bana ilham verdiğini keşfediyorum. Ve yoksulluğumdan istifade ettiğimi. "Özgün anlamın" bir neticesi: Adalet, ona aittir. Kasti bir biçimde inşa edilen yalnızca doğal dünya değil, aynı zamanda olaylar ve tarihtir. Tarihin hakiki derinliği, bizim için erişilmezdir. Bugün adaletin hiçbir alameti yoksa-ki adalet, felaketin ve yoksulluğumun verdiği ilhamın ardından sahip olduğum tek şeydir -, o halde bunun yegane dünya olmadığını kabul etmeliyim. Kelimeler Şehri, Alberto Manguel İ
Sayfa 30 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
1930-1940'lı yılların Türkiyesine dair bir hatıra
"Bir Devir Bir Şahit Melle Sabri, sayfa 70-71, Beyan Yayınları, 2015" (1930-1940'lı yılların Türkiyesine dair bir hatıra) Hatırat severlerin okumasını hararetle tavsiye ediyorum. ... O zaman Suriye'nin durumu Türkiye'den daha iyiydi. Her şey bulunuyordu ve çok ucuzdu. Bizde ise ihtiyaç maddelerini temin etmek zordu. Olanlar pahalıydı. Bu yüzden birçok şey kaçak yollarla Suriye'den getiriliyordu. Türkiye'de tuz bile yoktu. Evet, bildiğimiz yemek tuzu kaçak yollardan Suriye'den getiriliyordu. Bu yüzden çok insan ceza aldı, hapse girdi, hakaret gördü, dayak yedi. Elbiselik ve döşemelik kumaş Suriye'den geliyordu. Avrupa'dan gelen kullanılmış hazır erkek ceket ve paltolar, şeker, saat, erkek ve bayan başörtüleri, terlik, ayakkabı, çay, kahve, don lastiği, hayvanlara ait koşum malzemelerine kadar akla gelebilecek birçok şey oradan geliyordu. Fransız işgalinde bulunan Suriye'de çok düşük gelir seviyesine sahip olan halk, aradığı her şeyi, hem de çok ucuz fiyatlarla bulabiliyordu. Aileler bölünmüş, annesi, babası, kardeşleri ve diğer yakın akrabaları sınırın diğer tarafında kalanlar vardı. Devlet, aile fertlerinin, yakın akrabaların birbiriyle görüşmesine izin vermiyordu. Onun için kaçak yollardan gidip geliyorlardı. Çizilen sınır; milleti, halkı, akrabaları, tarlaları bölmüştü. Böylece kaçak gidiş gelişler başlamış oldu. Garip, manasız ve gayrimeşru bir sınır.
Tarih

Abdülaziz Biçkioğlu

, 1000Kitap'a katıldı.