Her ne kusur varsa, geçen zamanda;
Suçsuzdur aynalar elâ gözlü yar.
Mecnunlar Mevlâ'yı bulursa canda,
El olur Leyla’lar, elâ gözlü yar.
Abdurrahim Karakoç
Dostoyevski’nin ilk eseri olan İnsancıklar diğer eserlerinden izlerle karşılıyor sizi. Daha doğrusu İnsancıklar’ın izi ve “isi” diğer eserlerine de sinmiş. Yazar bir yandan okuru gerçekliğin içine çekip dönemin Rusya’sının perdelerini aralarken bir yandan da okuru çarpıcı gerçeklerle yüzleştirir. Okur, tam acıyacakken acımanın tuhaflığını fark eder. Herhâlde onlarca psikoloji kitabını harmanlasanız bir Dostoyevski kitabından edineceğiniz deneyemi edinemezsiniz.
(Spoiler yavaş yavaş başlıyor.)
İnsancıklar’da parasızlık kişilerin boylarını kısaltır. Bunu öyle bir yapar ki fark edemezsiniz bile. Yani sanki yanınızdan gariban bir Rus memur geçer, bir kurşun kalem boyutlarında, bu bir gerçekmişçesine inandırır sizi Dostoyevski. Sonra onun boyu uzar ve uzar, memur bir yerlerden para bulmuştur. Dostoyevski bu durumlarda bir gerçeği yüze çarpıyor. Para mı önemli olan? Asla! Dostoyevski karakterleri, örneğin İnsancıklar’da Makar Devuşkin, diğerlerinin gözünde belirdiği kadardır. Diğerlerinin içinde ucube bir hâl alır. Makar Devuşkin, diğerlerine küçük düşmemek için onlarla çay içer, çay ve şeker için para biriktirir.
Bir de Dostoyevski, İnsancıklar’ında ve yine diğer romanlarında görüleceği üzere ana karakterden yola çıkarak “sayfalar dolusu” kınadığı “diğer” kişileri bir anda affeder. Onların tek bir sözüne tav olur. Çünkü tüm bu sıkıntıların onlar tarafından kabullenilmekle son bulacağını sanmaktadır. Karakterler için ölüm bir başkasının gözünden olur. İş yeri arkadaşı onu tok biliyorsa o günlerce yemek yemese bile mutludur.
Uzun lafın kısası, “Yeni Gogol doğuyor!” denilerek lanse edilen bu kitap Dostoyevski’nin doğuşuna şahitlik etmiştir. Mektuplaşmadan çok daha fazlasını içerir. O kadar sarsıcıdır ki, soğuk kış gecelerinde esen rüzgâr teninize işler. Yağan kar yüzünüzde
Mücahede ise yine Arapça bir kelime olup ''cehd'' kökünden gelmektedir ki, manası insanın kendi kendisini geçmesi demektir. Nefsiyle savaşanlara ''mücahid'' denir.