Kestik, fazla arabesk oldu" diyerek sahneyi dağıtıyorum.
İnsanın diline arada "siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz" diyesi geliyor sonra da abartma ya:)
İçimdeki Çocuk Hâlâ Eve Dönmeyi Bekliyor..
İnsan büyüdüğünü ilk ne zaman anlıyordu gerçekten? Takvimler değişince mi? Sorumluluklar artınca mı? Yoksa bir gün ansızın çocukluğunu özlerken yakaladığında mı kendini? Bence insan en çok, içindeki çocuğun sesini daha az duymaya başladığında büyüyordu. Çünkü çocukluk dediğimiz şey yalnızca küçük yaşlar değildi aslında; dünyanın hâlâ mucizevi göründüğü, insanların can yakabileceğini tam bilmediğimiz, sevginin kaybedilebilecek bir şey olduğuna inanmadığımız o kırılgan dönemdi. Ve insan yıllar geçtikçe boyundan önce ruhunu büyütüyordu. Üstelik kimse ona bunun ne kadar yorucu olacağını söylemiyordu. Bir akşamüstüydü. Gökyüzü, yağmur yağacakmış gibi griydi ama henüz tek damla düşmemişti. Şehir her zamanki telaşının içindeydi; insanlar telefonlarına bakarak yürüyordu, kafeler doluydu, arabalar kırmızı ışıkta uzun kuyruklar oluşturmuştu. Hayat herkes için devam ediyor gibi görünüyordu. Ama bazı insanların içinde zaman aynı hızla ilerlemiyordu. Bazıları bir anın içinde yıllarca kalabiliyordu. O da öyle hissediyordu işte. Kalabalığın içinde yürürken sanki herkesten birkaç adım gerideydi. İnsanların yüzüne baktığında hepsinin bir yere ait olduğunu düşünüyor, kendisiniyse yanlışlıkla başka bir hayata bırakılmış biri gibi hissediyordu. İçinde tarif edemediği bir eksiklik vardı; ne sevgiyle tamamen doluyordu o boşluk, ne başarıyla, ne de zamanla. İnsan bazen tam olarak neyin eksik olduğunu bile bilmiyordu ama yine de onun yokluğunu her gün hissediyordu. Yağmur ilk damlasını kaldırıma düşürdüğünde eski mahallesinin sokağına girmişti bile. Bunu bilinçli yapmamıştı aslında. Ayakları onu düşünmeden buraya getirmişti. Çünkü insanın kalbi, unuttuğunu sandığı yerlere bedeninden önce dönüyordu bazen. Sokağın başında durdu. Bir zamanlar dünyanın merkezi gibi gelen o mahalle
Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazı insanlara karşı tek cümle kurasım var: “Abartma kendini, sakin ol. Sandığın kadar önemli değilsin.”
Alıntı
Abartma Ayşenur
Yaşam bazen kibirli bir karıncaya kanat takar ve onu kuşa yem eder… Kendini abartma sakin ol.🤫🤫🤫
Yarabbi niyet ettim döşenmeye...
Selaam.. Çok yazdım çok sildim bunu da yazıp siliyordum ama dedim kızım sena dur! Dök gitsin ulan aaa!🙄 Abi ne bu Kürk Mantolu Madonna hayranlığı pardon vazgeçilmezliği (lafım sevenlere değil tabi ki dileyen başucu kitabı da yapar da, (!!) ben de okumuş bulundum anlatmak istediğim mevzu bambaşka) ya kaç kere daha keşfetimde "sıkıokurların okur diye kendini tanımlaması için okunması gereken kitaplar sıralamasında mı dersin, ilk 5te mi dersin, okurun simyasinda etki bırakan kitaplar arasında mı dersin, filmi dizisi çekilmesi gereken o kitap kategorisinde mi dersin,🤔 wuu say say bitmez daha antin kuntin vardı da neyse uzatmayayım. Maksadım sadece bir fikir paylaşmak iç dökmek varsa farklı fikirlere konuk olmak ☺️🙏🏽 ya bir de bu kitap sen kalk o kadar kitap dururken bu kitap AVRUPADA BİLMEM NE DİLİYLE YENİDEN BASILSIN abowww. Abart kanka biraz daha abart da abartma tozunu iyicene bula yutanlara 😉 hani ne biliyim yani konduramıyorum abicim, belki de biraz fikir ve zihin çemberini genişletmek lazım ya da ufku mu çağ atlatmak lazım anlamadım ki, bolsun gari. Tek düzelik diye yorumluyorum biraz da kendimce şöyle genel bir tabloya baktığımda insanların çoğu bu türü seviyor doğrudur amenna güzel olanları da mutlaka vardır 🙏🏽 ama bu denli inanın gördüğüm abartmasyonları görenler mutlaka vardır ne ettun be bre dili güzel olabilir kalemi güzel olabilir de gidip de ilk 3 ilk 5e koymazsın, ""NORMAL VE BASİT DÜZEYDE"" bir aşk romanını.. Vakit ayırıp okuyanlara selam olsun teşekkürü bir borç bilirim. (Bu arada birkaç kitap daha var aynı bu kategoride de sinirden ve haksızlığın ayrı sinirinden aklıma gelmiyor.🥲) Gün ışığı altında kalan sihirli sayfalara.. ✨📖 oh beee 😮‍💨
Yorum