Osmanlı İmparatorluğu için Kuzey sorunu, Büyük Petro ile meydana çıkmış bir sorun değildir. Karadeniz'e inmek için, Kuzey-Karadeniz steplerinden geçmek gerekir. Sorunu, Moskof Devleti'nin, Altun-Ordu'nun mirasını adım adım alarak Karadeniz kuzeyindeki Türk-Tatar bozkırını ele geçirmeye başladığı döneme, 16. yüzyıla kadar çıkarmakta abartma yoktur. Bu gelişim, sonraları Boğaz'a kadar genişleyecek siyasî bir yayılışın ilk aşamasıdır. Bölgeyi savunma, Osmanlı Devleti için Kırım'ın, Karadeniz'in ve nihayet İstanbul'un savunulması olacaktır. XVII. yüzyıl sonundaki (1683-1699) çetin uğraş içinde Kırımlılar ve Osmanlı devlet adamları bunu iyi sezmiş ve ilk defa Kırım'ın Ruslara, İstanbul'a saldırma için bir köprü olacağını söylemişlerdir.
Sayfa 11 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
yaşamı senin bahsettiğin hazlarla dolu olanların en budala insanlar olduğu, kötülüklerin zevklerle arttığı ve zihnin zararlı olan birçok haz türünü sağladığını kim bilmez? Bunlar arasında şunları sayabiliriz: kibir, marifetlerini aşırı abartma, başkalarına tepeden bakan şişkin gurur, kendini ilgi alanlarına körü körüne ve düşüncesizce adama, yersiz ve çocukça davalardan aşırı keyif duyma ve ilaveten hakaretlerden zevk alınmasını sağlayan iğneleyici dil, kendini beğenmişlik ve şatafatın zayıflattığı ve uykuya yenik düşen zihnin çöküşü.
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?"
"Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?"
"Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?"
Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi.
"La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?"
Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros.
"Konuşuyor ki," dedim.
Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman.
"Misal?" dedi Aybüke.
"Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen."
Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu.
"Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde."
Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?"
Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda.
Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?"
Kızılgerdan ekibi