Özet:
Puan vermedi·361 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 14:42
Kitap Molla Kasım'ın Yunus Emre'nin şiirlerini bulup onu aramaya başlamasıyla başlıyor. Daha sonra Molla Kasım Yunus Emre'nin hayat hikayesini yazmak ister. Yunus Emre başta kabul etmese de sonradan razı olur. Ve hikaye Yunus Emre'nin gözünden anlatılmaya başlar. İlk olarak Yunus Emre'nin oğlunu tekrar bulduğu zamana gidiyoruz. Ama oğlu yıllarca yanında olmayan babasına kin gütmektedir. Ve Allah'a karşı isyandadır. Fakat zamanla o da bu hatasından dönecektir. Hikayede bir sonraki durağımız Ucasar'dır. Bu yıllar öncesidir. Evlerine bir ateş düşmesiyle başlar. Köyleri Çekikgöz saldırıları yüzünden harap haldedir. Yunus eşi Sitare'yi ve küçük oğlu İsmail'i korumak için ahırın altındaki mahzene saklar. Kendisi büyük oğulları İbrahim'in yarasını tedavi ettirebilmek için Satı Nine'nin evine koşmaktadır ama iki Çekikgöz'ün ona saldırısı yüzünden bayılmıştır ve oğlu İbrahim orda vefat etmiştir. Ucasar halkı köylerinin harap olması üzerine Sarıcaköy'e gelir. Yunus oğlunu toprağa vermenin acısını yaşamaktadır. Ama eşi Sitare daha çok acı çekmektedir. Hiçbir şeye tepki vermemektedir. Ama herkes umutsuzluk içerisindeyken Sitare'nin bağırından kopan bir ağıt hem herkesi sevindirmiş hem de onu eski haline geri dönmüştür. Kuraklık yüzünden köylü iyice yoksullaşmış ve kimsenin elinde avucunda bir şey kalmamıştır. Kış kapıdadır ve insanların kalacak yerleri yoktur. Sonunda tek göz de olsa herkese kalacak bir yer yapmışlardır. Çekikgöz tehlikesi yine kendini göstermiştir. Köylüler korunmak için etrafa gözcüler koyup tuzaklar kurmuşlardı. Tuzaklar işe yaramıştır Çekikgözün yarısı ölmüştü ama köylülerden de ölenler vardı ve köy harap haldeydi. Yunus, Aslanlı Hünkâr'ın onu daveti üzerine köyden ayrıldı. Aynı zamanda köy için bir az buğday isteyebileceğini düşünüyordu. Aslanlı
Alıntı
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma
4/10
·96 syf.··
2025 65. kitabı
Birkaç tema ve abdallar üzerine yazılan şiirler mevcut. Ben bu şiirleri pek beğenemedim sanırım. Beni saran şiir yoktu yine de şairin eline, emeğine sağlık.
Bahçeler ÇözüldüAlphan Akgül · Granada · 010 okunma
Reklam
4/10
·220 syf.··
2025 10. kitabı
Eski zamanlarda köylülerin “ Abdal” ismini verdikleri sadaka toplayıcıları varmış. Abdallar havanın iyi günleri köyleri gezer sadaka toplarmış, insanlarda; buğday, para, yiyecek gibi bir şeyleri hayrına sevap olsun diye gücü yettiğince yardım edermiş. Günün birinde Abdal ismini verdikleri sadaka toplayan bir insan yolunu bir köye uğratmış. Abdal köy girişindeki çeşmenin yanında dinlenmiş, çeşme başında suyunu içtikten sonra köye doğru yürümüş. Sadaka toplayan insan köylülerin gönlünce verdikleri sadakayı alır dua ederek, teşekkür eder, ev ev dolanırmış. Yolda giderken de kendi kendine “her ne ederse kendine edersin, herkes ettiğini bulur” diye söylenirmiş. Sadaka toplayan insanın söylediklerini duyan bir kadın: - “ben sana kötülük yapayım, sana nasıl kötülük edeceğim bana da hiç bir şey olmaz” demiş. Sinsi plancı kadın:- Sadaka toplayan insana seslenir:- “Amca gel karnını doyur sana et dürümü yapayım da yersin” demiş. Kadın et dürümü yapar içine de zehirleyici ilacı dürümün içine kor ve sadaka toplayan insana verir. Sadakacı insan et dürümünü (ekmek) alır, (yolda yürürken ekmek elinde yemekten çekindiği için) “akşam yemeği olarak köyün çıkışında ki çeşmenin başında yerim” diye düşünür ve dürümü heybesine kor. Adam yine hem gezer hem de söylenir “ne edersen kendine edersin, herkes ettiğini bulur” sözleriyle gezmeye devam etmiş. Bir hayli zaman geçince adam topladığı sadakasını alıp köyden ayrılmış, kendi köyüne doğru yürümeye başlamış. Köyden ayrılan adam uzaklarda yeşil yeşil ağaçlar görür, ağaçların gölgesinde oturup ekmeğimi yerim diye düşünür ve sonunda ağaçların yanına ulaşır. Gölgede oturup dinlenirken yanına bir genç gelir. Genç sürü çobanı, sürünün gitme vakti dolmadığı için sürüsünü ağıla götürememiş ama çok da acıkmış, adama selam verir: -“Amca ekmeğin var
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · İletişim Yayınevi · 20235,5bin okunma
Puan vermedi
Bir dilin kalbi nerededir? Tarihsel süreçte kayda geçirilmiş metinlerinde midir? O dili konuşanların dünyaya bakışlarında, evreni kavrayışlarında mıdır? Kitabın adı bağlamında kalbin, bir eğretileme olduğu söylenebilir. Macit Şayin, Türkçenin köküne doğru bir yolculuğa çıkmış. Söz konusu Türkçe olduğunda kökün, pek tabii kalp olduğu, yürek olduğu da söylenebilir. Us, ög ya da akıl dururken, kök niçin gönülde aranır? Yanıtları kitapta. Mezkur yanıtları okurken, bir yandan Türkçeyi Sami ailesinden, Hint-Avrupa'dan ayıran unsurlara dair düşünmenizi sağlıyor Şayin. Bu yolculuğu uçmaya benzetiyorum. İrtifayı arttırıp Türkçeye -ve dolayısıyla aleme- daha bütüncül bakabilmek için semantik ve etimolojiden yararlanmış. Kaynakçası zenginse de, kitabın denemelerden oluştuğunu belirteyim. Akademik bir çalışma olmaması, Şayin'in uçuşunu kolaylaştırmış. Bu kök yönelişli yolculukta uğradığı belirgin dallar olmuş. Veya damarlar demeli, kitabın adını göz önünde bulundurunca. İlki, doğaldır ki bengütaşlar. "Kök" ve "gönül" sözcüklerinin kö- kökünü ve bu kökten türetilen sözcükleri taşlarda gözlemleyebildiğimiz için bu doğallığın niteliğini kavrayabiliriz. Devamında, Balasagun'lu Yusuf, Kaşgar'lı Mahmut, Türkistan'lı Ahmet'ı görüyoruz. Ve Yunus, Yunus, Yunus. Bolca Yunus. Rumlu Eşrefoğlu. Pir Sultan. Mısırlı Niyazi. Töreliler, tekke, dergah sakinleri, baş kaldıranlar, divanlara kurulanlar. Yani; kağanlar, teginler, beğler, ozanlar, abdallar, aşıklar, veliler ve hatta modern şairler. Şayin konduğu dalların her biriyle söyleşmiş. Her bir dala, köküyle illiyetinin, ilişkisinin niteliklerini ve niceliklerini sormuş. Yani diğer bir deyişle, okuduğu metinlerin anlamlarını çağırmış. Bazı pasajlarda, okumanın edilgen değil, etken bir eylem olduğunun altını çizmiş zaten. Bu etkinliğe
Türkçenin Kalbine DoğruMacit Şayin · Post Yayınları · 202012 okunma
Garip Bülbül Neşet Ertaş Hayatı - Sanatı - Eserleri Cilt 2
10/10
·582 syf.··
Beğendi
·
2023 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 08:37
En uzun ve detaylı kitap incelememdir! İkinci cildi okurken, kitabın okunması bittiğinde nasıl bir inceleme yazabilirim diye düşünerek kimi bölümlerinde notlar aldım. Doğrusu bir yandan kitabı okurken, bir yandan benim gibi 1960'lı yıllarda doğup büyüyenler bilir, bizlerin çocukluğu ilkokul yıllarımızdan başlayarak plaklar dinleyerek geçti. Çocukluktan ergenliğe doğru yol alırken kasetçalarlar teypler çıktı. 1980'li yılların sonuna doğru CD'ler... VHS video kasetleri... 2000'li Yıllarda bilgisayarlar da dinlediğimiz MP3'ler. Bizler Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müzigi ile geçirdik ömrümüzün üçte ikisini. Elbette dinlediğimiz türkülerin büyük bir bölümü okuyanlar farklı, sanatçılar olsa da, bu türkülerin yakıcısı üreticisi,Aşık Veysel, Aşık Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş ve Ali Kızıltuğ, Mulis Akarsu, Aşık Daimi vb. ozanlardı. Uzun sözün kısası bu kitap, benim için kitaptan öte bir başyapıttır. Kitabı okurken kitaptaki bir çok eseri youtube üzerinden de dinleyip, Neşet Ertaş üstadın o eşsiz sesi sazının tınısı ile ruhumu dinlendirdim. Bizlere böylesine muhteşem türküler bırakarak ebediyete intikali nedeniyle kendisini özlemle rahmetle anıyorum, Ruhu şad olsun. Mekânı zaten eserleri ile Dünya var oldukça gönüllerdedir. Altını önemle çizerek belirtmek istediğim bir başka husus ise; kitapta yer alan bugüne kadar duymadığım, dinlemediğim türkülerin melodisini makamını, müzik türünü youtube üzerinden, araştırarak dinledim. Elbette Ustalar Ustası Neşet Ustanın tüm türkülerini alıntılama yapamazdım ancak; gönlümün telini titretenlerden bazılarının sözlerini paylaştım, bu türkülerin okunuşunu da, kitap alıntılarının altında ku, yorum bölümüne ekledim. Okurlar söz alıntılarını paylaştığım türküleri buradan dinleyebilirler, çok farlı kaynaktan videolar eklenmis youtubeye, benim
Biyografi-Kültür-Sanat
Garip Bülbül Neşet Ertaş Hayatı-Sanatı-EserleriErol Parlak · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 041 okunma
Garip Bülbül Neşet Ertaş Hayatı-Sanatı-Eserleri 1.Cilt
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 08:37
Garip Bülbül Neşet Ertaş Kitabını incelemeye başlamadan evvel T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'ne Böylesi güzel bir eseri halkımızın hizmetine sunmaları vesilesi ile çok teşekkür ediyorum. Sn. Prof. Dr. Erol Parlak hocamızın bu muhteşem ötesi çalışması onaltı yıl gibi uzunca bir zaman Neşet Ertaş ustayla yapılan görüşmeler ve birlikteliğinin bir sonucu olarak halkımızın bilgisine arz olunmuş, iki ciltten oluşan bu şahâser kitaplar birer ansiklopedi büyüklüğünde, birinci sınıf kuşe kağıda basılmıs ciltli Kalite yönünden de bir numara. Birinci cilt toplamda 280 sayfadan oluşuyor , bu ilk ciltte Neşet Usta'nın hayatı-sanatı-eserleri anlatılırken kitabın uzunca bir bölümünde Abdalların Aşireti gelenek görenekleri, toplumsal yapıları, yaşam tarzı vb. Çok genis yer verilmiş ilk 150 sayfa bu konuyla geçiyor, bu denli detay biraz insanı okurken usandırıyor diyebilirim. Bu bölümlerden sonra üstadın Çocukluk döneminden itibaren kitap daha akıcı olmaya başlıyor. Kimi kısımlarda kitaptan alıntı vardır. Dünya durdukça, Neşet Ertaş'ın sazının, tınısı, Gönlümüzü ışığıyla aydınlatan, aşklarımızı, sevdalarımızı yüreğimize düşen kor ateşini, özlemlerimizi dile getiren o muhteşem türküleri gelecek nesillerin de  dilinde, yüreğinde, gönlünde yaşamaya devam edecektir. Neşet Ertaş, Ustalar ustası mütavazi kişiliği nahifliği ile ülkemizin her bölgesinde yaşayan her düşüncedeki insanın yüreğine dokunmuş, gönlünde yer edinmiş büyük bir halk ozanıdır. Gönül kapısı aralanıp söylemeye başladığında bir ırmak gibi çağlar. Hiç bir Türkiye Cumhuriyeti insanı yoktur ki, onun ezgilerini söylememiş, onun Türküleri ile duygulanmamış olsun. Kimi zaman Sevdiğine, Ey sevdiğim benden ayrı gezersen gönlünün yarini bulamıyasın diye sitem etmemiş, aşkın coşkusunu yaşarken, sevda
Biyografi-Kültür-Sanat
Garip Bülbül Neşet ErtaşErol Parlak · Kültür ve Turizm Bakanlığı · 201941 okunma
Reklam
Reklam