(pek spoiler içermiyor fakat kitabı okursanız yazdıklarımı daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum)
"Seni bir makine biçmine sokmuşlar. Seçme hakkını elinden almışlar. Toplumun kabullendiği davranış türlerine boyun eğmek zorundasın." sf 142
Herhangi bir şeyi sınırlandırmak, kendimizi sınırlandırmak güçtür. Zevk dediğimiz duyguyu ise sınırlandırmak istemezsin dahi. Zevk dediğin şey bazen 9. senfoniyi dinlemek bazen bir adamı ölümüne bıçaklamaktır. Kötü kabul ettiğimiz her davranıştan zevk almak canicedir. İyi kabul ettiğimiz her davranışta, duyguda yabanlık vardır.
İnsanoğlu yabani duyguları önemsemez. Onun çıkarına ters düşmediği sürece orda olsa da sıkıntı yoktur. Olmamalıdır da zaten. Saf iyilik denen şey zırvalıktan ibarettir. Her iyi davranış bir çıkar uğruna yapılır. Peki kötü davranış?
Belki zevk belki sıkılmışlık. Hüküm sürdüren etik kurallarından kendini sıyırıp atmış bir adamı nasıl ikna edersin ki kötülük yapmamaya?
Kitabın baş çatışması iyi ve kötünün ne olduğudur. Shaskespeare, iyi ve kötünün olmadığını sadece düşüncenin onu öyle yaptığını söylemişti. Katılıyorum, iyi ve kötü yoktur. Fakat ya bu düşünce dediği şey kontrol edemeyeceğimiz güçler tarafından değiştirilmiş ise.
Alex'in iyi ve kötüsü mutlak iyi ve kötüler değildi. Bir başkasının yaptığı kötüğü görünce bunun iyi bir şey olmadığını düşünürdü. Kendisi yaptığında ise onun iyisiydi. Onun iyisi bir başkasının kötülüğüydü. Bir başkasının iyiliği, onun kötülüğü. "Ludovico Tekniği" Alex için kötü bir şeydi. Fakat toplum adına iyi bir şeymiş gibi görünüyordu.
Toplum bireylerden oluşur. Toplumun özü bireylerdir. Birey için süistimal ise toplum için de öyledir. Bireyler sonunu getirirse toplum da yavaş yavaş çürür ve yok olur. O halde esasa alınması gereken şey bireyin iyiliğidir.
Kötülük her zaman