Psikoloji alanında ezber bozan bir yazar, Psikoloji sektörünü eleştiriyor, haklıda, sektörün mutfağındaki kişiden sektörün iç yüzünü okuyun. İyi ki de okumuşum dediğim kitaplardan...
Devrim, bir tür din haline gelmişti. Özgürlüğün mabedi olan Devrim tapınağına tapınıyorduk. İlahi bi esin yaşıyorduk. erkekler ve kadınlar hayatlarını Dava'ya veriyordu; yeni doğan bebeklerin eskiden Tanrı'ya adanması gibi onları şimdi de Dava'ya adıyorduk. Biz insanlığın sevdalılarıydık.
Rusya'nın Avrupa'nın doğu cephesinde diğer bir önemli devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'yla oluşturduğu tezat oldukça çarpıcıdır. Petro'nun başa geçmesinden hemen önceki iki yüzyıl boyunca, Osmanlı İmparatorluğu askeri, ekonomik ve kültürel açılardan Rusya'dan daha ileriydi (Aslına bakılırsa, Osmanlı İmparatorluğu tarihte çoğu zaman Rusya'dan daha ileridir.) Ama 1700'lerde batılılaşmanın önemini kavrayıp ülkeyi bu yöne götürmeye çalışan bir Osmanlı Sultanı çıkmamıştır. Dolayısıyla, Rusya Petro döneminden itibaren hızlı ve geniş adımlar atarken; Osmanlılar yavaş ilerlediler. Bu durum, Mustafa Kemal Atatürk yirminci yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti'nde hızlı bir modernleşme programına önderlik edinceye kadar devam etti. O zamana kadar da Rusya hem sanayi hem de eğitim alanlarında Türkiye'den daha ileri bir konuma gelmişti.
Günümüzde, Rusya'nın Türkiye'den daha gelişmiş olmasını doğal karşılıyoruz. Ancak; o dönemlerde Rusya'nın başında bulunan Büyük Petro yerine, Osmanlı topraklarında reform yanlısı bir sultan bulunduğunu varsayalım. Bu durumda, Türkiye'nin günümüzde, çok büyük bir güç ve Sovyetlerin elinde bulunan Orta Asya'nın sahibi olma olasılıkları yüksektir. (Orta Asya'da yaşayanlar Müslümandır ve Türklere, Ruslardan çok daha yakınlardır.)