Bir kuyu ve sonsuz bir düşüş. Yere ulaşıp paramparça olmaya talibim artık. Ne zaman başladığını bilmediğim bir sancı. Âh kalbim! Daha ne kadar devam edeceksin savrulmaya?
Hicran: hem olmak, hem olmamak. Olmak, yani mazide
ve gelecekte yaşamak, hatırlamak ve ummak. Olmamak, yani
iki zaman arasına gerilen incecik telde sonsuz bir ürpertiyle
uçurumu seyretmek, uçurumu yani ademi.
Ve sonra yaşamak. Ne sonrası! Her zaman en önce yaşamak... Bilgelik taslayan her insan kadar itici. Neyin var sana ait? Bir yanıltmaca, birkaç perdelik bir oyun bu. İnanmıyorum. Hayır, inandıramazsınız beni kimsenin yaşadığına!