Öncelikle kitaba başlama sebebim kitabın ismi idi.Çok güzel değil mi,SEVDALİNKA.Daha sonra merak edip baktım,anlamı nedir diye.Şimdi sizinle paylaşıyorum.;-)
(SEVDALİNKA:Bosna-Hersek'te gelenekçil bir müzik tarzıdır.Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır.)
Eminim bir daha unutmayacaksınız.:-)
Kitabın sayfalarını çevirdikçe, sırpların milliyetçilikle ırkçılığı nasıl en vahşi bir şekilde karıştırdığına şahit oluyorsunuz akıcı üslupla.Kendi ırklarından ve kendilerine benzeyen insanları sırf -Müslüman- oldukları için nasıl hor gördüklerini, işkence ettiklerini, dört yaşında ki bir kız çocuğuna bile tecavüz etmekten çekinmediklerini okuyup duruyorsunuz, okudukça sinirleniyorsunuz, moraliniz bozuluyor, gözleriniz doluyor. Kimsenin kimseye baskı uygulamadığı, saldırmadığı bir dönem de sırpların ezilen halk duygusu sömürüsü ile üç neslin katili, tecavüzcüsü, Hitleri olduğuna, diğer Avrupa Ülkelerinin bu katliamlara sessiz kalmasına Ayşe Kulin ile bir daha şahit oluyorsunuz.Savaşla beslenen, savaşa sıcak gözle bakan insanların gözüne gözüne sokacaksın böyle kitapları."Savaştan kime hayır geldi ki sana gelsin?" diye soracaksın.Kitabın en beğendiğim yerlerinden biri de okuyucu birden kendini; 1993 yılında değil Ban Kulin(1180- 1204) zamanın da buluyor.Nimeta'nın Hırvat asıllı yasak aşkı Stejo'nun Müslümanlar için, sevdiği kadın için çırpınması kitabın diğer güzel ayrıntılarından sadece biri idi.Sırpların Boşnakları, "Türk piçi" olarak görmeleri Türklere kinlerinin ne boyutta olduğunu bir kez daha belli ediyor.Aslında 1992-1995'de yaşananlar bir Savaş değildi.Tamamen büyük