Sessiz

Reklam
8/10
·136 syf.·
2018 12. kitabı
Anlamda kapalılıkla tanınır Zarifoğlu.Zarif adamdır.Duygularını hal ve hareketlerle anlatanların yanında bir de şiir ve edebiyatla anlatanlar vardır ya.Zarif adamın hal ve hareketleri de kapalıdır dışa,şiiri de.Hani kendisi de diyor ya "Ben buz dağının görünmeyen yüzüne yazıyorum şiirlerimi." okuyunca bu cümlesini daha iyi anladım.İnce ruhlu bir adamın kalemi,ince ince ruhuna dokunuyor... Şiirin anlamındaki kapalılık aslında gönülle alakalı diyorum,gönlü güzel olan Zarif adamın güzel ifadeleri ile tanışır ruhuna katık eder.Her şiirini,her cümlesini hatta kelimenin durduğu yeri defalarca düşünürseniz yeni anlamlar elde edebilirsiniz. :-)
Edebiyat
Yedi Güzel AdamCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 202321,7bin okunma
9/10
·192 syf.·
2018 11. kitabı
Yusuf Atılgan'ın bu "ÖLÜMSÜZ" romanını bazı sitelerde kötüleyen olmuş.Yusuf Atılgan'ın romanları gerçekten akıl gerektiren kitaplar, anlamak için sadece okumak yeterli değil ayriyeten yorumlama özelliği de olmalı insanda. Bu kitap için “Ensest” içerikli (Bilmeyenler için Ensest:Yakın akrabalar arasında kurulan gönüllü ya da gönülsüz cinsellik) diye okumuştum bir yerde ve buna inanmadığım için açıp okudum kitabı.İyi ki de inanmamışım dedim. Kitabın içinde hiçbir türlü “Ensest” bir düşünce yoktur(Bence ki şöyle). C. Roman boyunca hep “Zehra” teyzesini anımsıyor, hatta babasının Zehra teyzesine yaptıklarını gördükten sonra, her kadında Zehra Teyzesi geliyor aklına ve bir anda uzaklaşıyor. C. Zehra teyzesini kötü anlamda aramıyor, onun şefkatini, merhametini ve kucağında onun saçını okşarken ki huzuru arıyor. Yusuf Atılgan, Aylak Adamı yazarak aslında bizleri anlatmak istemiş ve alışagelmiş pis olayları gün yüzüne çıkartmış. Ben kitabı beğendim, kitap okumayı seven insanların okuması gereken bir kitap olarak görüyorum. İNANILMAZ ŞEYLER KATAR OKUYANA. Ya tiksinirsiniz bu eserden,ya da ayakta alkışlarsınız.O da tamamen "Ensest" ya da "Gönülden Bağlılık" seçimini nasıl yaptığınıza bağlı olarak.Ben 'GÖNÜL BAĞI' tarafını seçtim ve ayaktayım hala alkışlıyorum. Saygılar.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
8/10
·268 syf.·
2018 10. kitabı
Merhaba,hayırlı Ramazanlar. Bir insan bir kitaba aşık olabilir mi? Cidden ben oldum. Yine her cümlesinin altını kazıya kazıya çizdiğim bir roman oldu, diğer Sabahattin Ali eserlerinde olduğu gibi. Hani kurmak istediğiniz cümlelerin aynısını bir başkasından duymak gibi Sabahattin Ali okumak.  Ömer, Macide ve Bedri ekseninde dönen buruk bir aşk hikayesi. Felsefe öğrencisi olan Ömer'in maymuniştahlılığı, kabalığı, düşüncesizliğinin yanında kendisini bilgisiz, cahil olarak nitelendiren Macide'nin kendine aydın diyen diğer insanların arasındaki onurlu duruşu. Sabahattin Ali, sanatla geçinen insanların aymazlığını, kendine aydın diyen insanların aslında karanlığın içinde kayboluşunu ve insanın o bencil, umursamaz doğasını muhteşem tasvirlerle anlatmış. Her eseri benim için altın niteliğinde, abartıyor olabilirim ama benim için yeri hep ayrı yazarlardan biri. Bir kere daha saygıyla anıyorum.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma
9/10
·484 syf.·
2018 9. kitabı
Öncelikle selamlar. "Coğrafya kaderdir." demiş İbn-i Haldun. İşte Serenad bu kaderin üzerine döşenmiş notaların, tarihi gerçeklerin üzerine örülmüş duyguların hikayesi... Ayşe, Semahat, Mari ve Maya Duran. İsme gerek yoktu elbet, onların tek bir ismi vardı. Onlar farklı zamanlarda coğrafyanın kaderine ortak olan KADIN'lardı. Yıllar unutturabilir miydi geçmişi, geçen zaman değiştirebilir miydi acıyı ya da acı olgunlaştırır mıydı bir insanı? "Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler." Her şey Profesör Maximilian Wagner'in bu sözüyle başlamıştı. 59 yıl geçmişti aradan. 59 yıl sonra tekrar geçiyordu Max geçmişinin o hüzün dolu sokaklarından. Aralanıyordu geçmişindeki sis perdeleri ve ortaya insanın içine işleyen notalar çıkıyordu birer birer... Zamanın savurduğu hayatlara ortak ediyordu Zülfü Livaneli bu kitabıyla okuyucuyu. Bazen bir annenin, bir eşin, bir arkadaşın kısacası bir kadının yaşam mücadelesine, ayakta durmak için verdiği savaşlara tanıklık ederken, bazen yürek burkan bir aşk hikayesiyle karşılaşıyordu okuyucu. Bazense eli kanlı iktidarlarla, din, mezhep, ırk gibi sebeplerle öldürülmüş olan milyonlarca masum insanın cesetleriyle dolu tarihe ışık tutuyordu okuyucu Livaneli'yle birlikte. Bu kitap sonun başlangıcıydı. Serenad kitabında bir son yoktu. Max bu kitabın sonunda bir Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğarak, 59 yıl sonra huzura kavuşuyordu. "Dinimi soran olmayacaktı bana. Olur da birisi merak ederse cevabım hazırdı: Müslüman, Yahudi ve Katolik; kısacası İNSAN."
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma