*ÂHİRET AZAPLARI ÇOK ACIDIR - 2* İmam-ı Rabbânî hazretleri "kuddise sirruh", *Mektûbat* (hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo...) kitabının birinci cild doksan sekizinci mektubunda buyuruyorlar ki: Hep doğru söyleyici her ne söyledi ise, hepsi doğrudur. Şaka, eğlence, sayıklama sözler değildir. Tavşan gibi gözü açık uyku ne kadar sürecek. Bu uykunun sonu rezil, rüsvâ olmak ve eli boş, mahrum kalmaktır. Mü'minûn sûresinin 105. âyetinde meâlen; *(Sizi abes olarak, oyuncak olarak mı yarattım sanıyorsunuz? Bize dönmeyecek misiniz zannediyorsunuz?)* buyuruldu. Her ne kadar, böyle sözleri dinleyecek hâlde olmadığınızı biliyorum. Gençsiniz. İçiniz kaynıyor. Dünya nîmetleri içindesiniz. Herkese sözünüz geçiyor. Her istediğinizi yapabiliyorsunuz. Fakat, size acıdığımız için, iyilik etmek istediğimiz için bunlar yazıldı. Elinizden bir şey kaçmış değildir. Tevbe edilecek, Allahü teâlâya yalvaracak zamandır... *Türkiye Takvimi* turktakvim.com *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Günlerin sudokusu ellerinden çözülürken, akşam üstü meltemi durakları kaçırdı. Merdiven indi ve merdiven çıktı yeniden gerisin geriye, yol yürününce göründü; gerisi kayboldu. Bulanık bir yüz, bulanık bir algı doğurdu, hiç kimseye fisıldarken yeniden bir düşü sustu. Yığın seslendi, heveslendi. Kelimelerini özenle seçti derken fütursuzca saçtı. Abes bir akşamüstü bir diğer günün haftabaşına bağlanırken pazartesi öncesi sendromunun tadını aldı, kanıksadı
Reklam
Susmuş bir yanardağ Dinmiş bir rüzgâr Sönmüş bir yıldız Bir ırmak, yatağından sessizce nasıl kayabilir? Bir hayat, kendisinin neresinde durur? Sorulması abes bir soru bu hâlâ Bir ateş topu gelip de çarpınca, tek bir soru kalıyor geriye: Bir hayat bir hayatın neresinde durur? | Nazan Bekiroğlu |
Şiir
Cihânın şeş ciheti ve âfâkın her kûşe-i bî-vefâsı, bu gavgâ-yı muhabbet ve velvele-i aşk u şevk ile öyle mâmûr u meşhûn olmuştur ki; şu nâçâr u bî-çâre kulun mizaç-ı latîfi, kesret-i kelâm-ı aşktan gınâ-yı tâm bulup, mide-i rûhum hılt-ı muhabbetten mültehib ve mütehevvî olmuştur. Sağ u yesârım, pîş u pesim bu sevdâ-yı bî-esâsın nâleleriyle muhat olup, nefsim bu levs-i mecâzîden nefret ü ikrah eylemektedir. ​Lâkin ne fâide ki; feryâd-ı bî-ihtiyârım abes, nâle-i bî-karârım beyhûde ve nutk-ı belâgat-şîarım nâfiledir. Zira asrın gûş-ı hûşuna urulan bu efsûn-ı aşk, sadâmızı sarsar-ı ademe mahkûm eylemiştir. coraline
DİNLEYEN, OKUYAN, ANLAYAN KİM?
Bir şeyleri bir yerlere not almaya her kalkıştığımda bunun belki biraz gülünç ama daha çok acınası bir tarafı olduğunu fark ediyorum ve küçük yakıcı tereddütler yaşıyorum son zamanlarda. Bazen kalemi elimden bıraktığım da oluyor. Tırnaklarını dünyaya geçirmeye çalışanlardan olmadım hiç, şimdi ellerimi uzatmak bile gelmiyor içimden artık bazı şeylere. Bunca konuşma çabası ne için, bunca anlatma gayreti? Dinleyen kim? Kulak veren samimiyetle? Seni duyabilmek için yolunu değiştiren? Hem niye yapsınlar bunu? Ne var sende onları bu kadar ısrarla sana yöneltecek? Söylenmiş sözler, sadece sana söylenmese olmayacakmış gibi gelen sözler... Söylenmese oluyor işte! Sen söyledin diye söylenmiş de olmuyor zaten, havada baloncuk gibi patlayıp gidiyor bütün kelimeler... Koş istersen peşlerinden, baloncuklarını topla da götür evinde sakla! Yapabiliyor musun? Yok, sen kendine acıyorsun sadece. Kendini taltif etmek için bir şeyler arayıp duruyorsun, geç bunları! Zaten herkes geçti, sen de geç artık bir zahmet! Yerinde sayıp gülünç olma! Kelimeler anında istiflenip alt alta üst üste raflara sıralanırken, milyonlarca hayatî şey milyonlarca başka hayatî şeyle yan yana getirilip rastgele ya da taammüden ıskartaya çıkarılırken, ne önemi var artık böyle köhnemiş sözlerin, gûya kafa yorulmuş bütün o ifadelerin, sanki insanın bütün sırlarını çözecekmiş gibi kuruntuyla örülmüş bütün o cümlelerin? Ses sesi örtüyor artık, söz sözü görünmez, duyulmaz kılıyor. İnsan koca bir gürültüye dönüşüyor giderek, insandan çıkan her şeyle birlikte. Kimse kimseyi aramazken bulmayı ya da bulunmayı beklemek ne kadar abes! **Ve ne kadar acıklı ve aslında itici bekleyenlerin hâli! İnsan bir ezber artık, düşünmeden tekrar edilen bir tekerleme... Sözden elbise dikmeye gayret edenler bil ki sinek avlayacak
gökhanözcanyazıları
Şimdi su için savaklar açıyorum. Kolayca erişsin varmak istediği noktaya diye. Hiç nazire yapmıyorum kimse bana yol olmadı diye haritanın küçuk bir parçasında. Lakin bilmezliktende gelmiyorum en kısa yolu izlediğini ışığın. Şimdi diyorum, başka bir zaman diliminde hükmüm kalmadığı için, hatta şimdi demeyide unutuyorum. Unutayım ki, aklıma her düştüğunde yalnızlık paradoksu, beni bütün zamanlardan azade bir serkeşliğe bağlamasın diye. Anlatmamayı seçeyim en iyisi, aşkı aşkla anlatmak kadar abes bir şey olduğunu bilerek, en iyisi anlatmayacağım sözcükleri, zamansız durumların cepkeni olarak kullandıgım babamın gençlik fotoğraflarına iliştireyim
Reklam
Reklam