İnsana ontolojik yaklaşım, manası
İnsanın cevheri büyüktür, mahiyeti yücedir, cinayeti de büyüktür. İntizamı da mühimdir, kâinatın diğer varlıklarına benzemez; intizamsız olamaz. Evet, ebede namzet olan büyüktür; ihmal edilemez, abes olamaz. Mutlak yokluk ile mahkûm olamaz. Adem-i sırfa (mutlak yokluğa) kaçamaz. Cehennem ağzını, cennet de nazlı ve nazdar kucağını açmış, bekliyorlar.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
S: Nazm ve nizam-ı tâmme ne ile sabittir? Elcevab: Nev'-i beşerin havâs ve cevasisi hükmünde olan fünun-u ekvan istikra-i tâmme ile o nizamı keşfetmişlerdir. Çünki; her bir nev'e dair bir fen ya teşekkül etmiş veya etmeye kabildir. Her bir fen, külliyet-i kaide hasebiyle kendi nev'indeki nazm ve intizamı gösteriyor. Zira, her bir fen kavaid-i külliye desatirinden ibarettir. Demek şahsın nazarı, nizamı ihata etmezse, cevasis-i fünun vasıtasıyla görür ki, insan-ı ekber insan-ı asgar gibi muntazamdır. Her bir şey, hikmet üzere vaz' edilmiştir. Faidesiz abes yoktur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gerçek karakterlerin abes durmadığı tek kurgusal biçim tarihtir.
Tarihselcilik Dalâleti
... Bu tarihselcilik dalâleti, sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk'a acziyet izâfe etmektir. Cenâb-ı Hak, toplumların yapısı değiştiğinde dâimâ peygamberler göndererek zamanın ihtiyaçlarına göre kanunlar vaz etmiştir. Rasûlullah Efendimiz ise âhir zaman peygamberidir, son peygamberdir. O'nun getirdiği hükümler, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın ihtiyaçlarına cevap verebilecek mâhiyette hükümlerdir. Bunun aksini düşünmek; insanoğlunu yaratan, dolayısıyla onu kendilerinden çok daha iyi tanıyan ve sonsuz ilmi ile, olmuş ve olacak her şeyi bilen Cenâb-ı Hakk'a acziyet izāfe etmek gibi, dehşetli bir sapıklığın ta kendisidir. Cenâb-ı Hakk'ın verdiği akılla yine Cenâb-ı Hakk'ın hükümlerini tartışmaya kalkışmak kadar abes bir durum olamaz. Böyle bir ahmaklığa düşenlere, şu âyet-i kerîmeleri hatırlatmak gerekir: "De ki: Siz dîninizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir." (el-Hucurat, 16) "...Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azâba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gâfil değildir." (el-Bakara, 85)
Sayfa 50 - Erkam Yayınları, İstanbul - 1434 / 2013·Kitabı okudu
İnsanoğlu kendi vücûdunu ısıran bir sineğe bile kızıp onu cezalandırmak istemekte, diğer taraftan da bir kahvenin hatırını kırk yıl saymakta değil midir? Dolayısıyla kendisinden bir ömür boyu sâdır olan müsbet ve menfî davranışların Allah indinde karşılıksız kalacağını zannetmek kadar abes bir düşünce olamaz. Zira bu dünyada zâlimin zulmü, mazlumun âhı; kâfirin küfrü, mü'minin de îmânı vardır.
O kadar ince bir ölçü ile tanzim edilir ve tartılır ki, akl-ı beşer hiçbir yerde hakikî olarak hiçbir israf, hiçbir abes görmediği gibi; hikmet-i insaniye dahi, herşeyde en mükemmel bir intizam, en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor.
Sayfa 178
Alıntı