Suriye, Filistin ve Hicaz’da:
-Türk müsünüz?
Sorusunun birçok defalar cevabı:
-Estağfurullah! idi.
Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık.
Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.
Çıplak İsa, Nâsıra’da marangoz çırağı idi; Zeytindağı’nın üstünden geçtiği zaman, altında, kendi malı bir eşeği vardı. Biz Kudüs’te kirada oturuyoruz. Halep’ten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor.
Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs’te o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.
Ülkücülük aslında Türkçülüğe karşı kurulmuştu. Ve direkt Atatürkçülüğü hedef alarak Türk dünyası için 100 yıl daha Turan projesini erteleme operasyonuydu.
arap ülkelerinin geçmişi, darbeleri, halkın yaşamı, sürekli iktidarda kalabilmek için diktatörlerin yaptıkları ve tabii ki arap baharı öncesi ve sonrası geniş biçimde anlatılmış. orta-doğuda dönen dolapları anlayabilmek iyi bir kitap