pelin

Bitkileri tüketmemizin altında yatan temel nedene ulaşıyoruz: BİTKİLER TEMİZLEYİCİDİR! Bedene, glikoz formunda kullanmak üzere enerji sağlamakla birlikte, vitamin-mineral formunda da bazı kofaktörleri de temin ederler, yine de asıl amaçları bedeni toksinlerden arındırıp temizlemektir. Esasen, doğal taze hallerinde bitkiler, güçlü detoksifike edici maddelerle donanmışlardır ve bunlar, çoğu insan yapımı kimyasalı, kirliliği ve bedenlerimizde biriken diğer toksinleri tamamen ortadan kaldırırlar.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, laboratuarda farklı besin maddelerini incelersek, içlerinde oldukça çok miktarda vitamin, protein, yağ ve mineral buluruz. Bu bilgi daha sonra çok yaygın ve saygın besin literatüründe yayınlanır ve kafa karıştırmaya başlar. Neden? Çünkü, bir laboratuarda, bitkilerden besinleri ayrıştırmak için her tür yöntemi ve kimyasalı kullanırız; oysa bu yöntemlere insanın sindirim sistemi sahip değildir. İnsan bağırsağının, bitkileri sindirmek ve ondan yararlı besinleri çekmek konusunda çok kısıtlı bir becerisi vardır. Geçmişte insanlar, bitkisel besinlerin sindiriminin insanlar için güç olduğunu ve bu yüzden geleneksel kültürlerin fermantasyon, maltlama, filizlendirme ve pişirme yöntemlerle bitkileri sindirilebilir forma soktuklarını biliyorlardı. Ne yazık ki modern dünyamızda, bu yöntemlerin büyük çoğunluğu unutuldu ve besin endüstrisinin ticari gündemine uygun tariflerle değiştirildi.
Sayfa 12·Kitabı okudu

pelin

, bir kitap okudu
7/10
·512 syf.·
7 günde okudu
·
2025 27. kitabı
Emile Zola
7.5/10 · 5,5bin okunma
Hey ulu Tanrım! Hiç adil değil bu! Toplum iyice yozlaşmış! Her şey erkeklerin başının altından çıktığı halde, suçu kadınlara yüklüyorlar...
Sayfa 452·Kitabı okudu
Ve duvarların bu titremesi, ortalığı kaplayan bu kızıl duman, konutun dört bir yanında cayır cayır yanan, eski çağlardan kalma onurdan yükselen son alev gibiydi. Fauchery'nin bir nisan akşamı, kristal bir kadehin kırıldığını işittiği anda yavaş yavaş başlayan çekingen eğlenceler gittikçe cüretkârlaşmış, çılgınlaşmış ve bu şenlikle doruk noktasına ulaşmıştı. Şimdi artık yozlaşmanın açtığı bu yarık büyüyerek konağın her yanına yayılıyor, çöküşün yaklaştığını haber veriyordu. Kenar mahallelerdeki ayyaşların evlerinde aileler büyük bir yoksullukla, açlıkla, yatağı yorganı sattıran alkol çılgınlığıyla tükenip gidiyordu. Buradaysa, üst üste yığılmış ve bir anda aydınlatılmış bütün bu zenginliklerin çöküşüne eşlik eden vals eski bir sınıfın ölüm çanıydı âdeta; esnek kollarıyla şenliğin tamamına hâkim olan Nana, ortalıkta pek görünmese de bu insanları yozlaştırıyor, o sıcak havada, müziğin aşağılık ritmine ayak uydurarak dolaşan kokusuyla hepsinin ciğerlerine işliyordu.
Sayfa 405·Kitabı okudu