Kendini bildiğinden beri yasa karşısında, kimsenin yüzünü görmediği bu gücün, kimsenin savunmasına izin vermeden kendisini ortadan kaldırabilecek olan bu erkek öcünün karşısında tir tir titremişti.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kız, üç ayda yaşamını kirletmişti, daha şimdiden kendini topuklarına dek aklına bile getiremeyeceği pisliklere batmış hissediyordu. Şu anda, içindeki her şey çürümek üzereydi. Bir an için kötülüğün insanın başına ne işler açabileceğinin bilincine vardı, bu mayanın yarattığı kokuşmayı gördü; kendisi zehirlenmiş, ailesi yıkılmıştı, toplumun bir köşesi çatırdayıp devriliyordu. Ama gözünü ondan ayıramıyor, onu süzüyor, çıplaklığından tiksinmeye çalışıyordu.
Zaman. Zaman titredi ve döndü ve açıldı. Zaman gerildi ve genişledi ve sıkıştı ve eriyip dağıldı. Zaman konusunda yanılmıştım. Atom tikleriyle ölçülüp bölünebilmesine rağmen, artık başka zihinler de bulunduğundan, zaman kendi başına hareket etmiyordu. Daha doğrusu, kendi başına hareket etse bile, hareketi yalnızca nasıl gözlemlendiğine bağlıydı. Kısmen algıydı zaman. Kısmen zihindeki bir şeydi. Tıpkı olaylar gibi. Evrenin başlangıcından bu yana yaklaşık 10^33 hidrojen saati tiki geçmişti. Yıldızlar doğmuştu. Yıldızlar yaşlanmış, ardından ya patlamış ya da sönüp soğuk küle dönüşmüşlerdi. Galaksiler çarpışmıştı. Canlı hücreler oluşmuştu. Ardından zihinler. Çöllerde şehirler yükselmişti. Sonra çökmüştü şehirler. Uygarlıklar yeşerip solmuştu. Ardından yenileri çıkmıştı ortaya. Hiçbir şey sürmüyor, kalıcı olmuyordu. Canlı yaratıklar, zihin sahibi yaratıklar en geçicileriydi. Gelip gittiler, gelip gittiler, her biri bir nefes kısalığında milyar kere milyar yaşam son buldu. Atomlar özel düzenlerde birleşip çok değerli yaşamı kuruyor, bir süre bir arada tutunuyor, ardından dağılıp cansız maddeye dönüyordu.