Ülkü Acar

Ülkü Acar

, bir kitap okudu
10/10
·672 syf.·
7 günde okudu
·
2021 43. kitabı
Tahsin Yücel
8.6/10 · 797 okunma
Reklam
8/10
·240 syf.··
2021 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2021 06:23
Mezbaha 5 ile tanımıştım Kurt Vonnegut'u ve okuduğum ve iyi savaş karşıtı kitaplardan biri olarak yer etmişti bende. Kedi Beşiği'ne de iyi bir beklentiyle başladım ve beni hayal kırıklığına uğratmadı yazar. Dünya tarihinde , maalesef, yaşanmış bir büyük trajedinin, Hiroşima'ya atılan atom bombasının Amerikalı önemli şahsiyetlerin 'o gününe' tam anlamıyla nasıl yansıdığını anlatacağı Hristiyan bakış açılı bir kitap yazmaya niyetli Jonah (ya da John, Sam de diyebilirmişiz)'ın sürüklendiği macera içerisinde kalemini her şeye dokundurmuş Vonnegut. Tamamiyle kurgu karakterler ve hayali bir ülke ekseninde din, siyaset, bilim, insanlık, savaş, kahramanlık vs.... gibi konuların hepsine kısa ama öz ve net cümlelerle, deyim yerindeyse, sataşmış. Modern dünyanın bir eleştirisi olmuş kısacası. Ve bu dünyanın her an bir felakete, feci bir sona ne kadar yakın olduğunu anlatan bir kurgu... Yazarın oldukça kendine mahsus bir anlatım biçimi var, bunu Mezbaha 5'te de görmüştüm. Kısa kısa, çok düşünülmeden öylesine söylenmiş, çok da özenilmemiş hatta yer yer birbirinden kopuk gibi duran cümleleri okudukça ve o tarza alıştıkça aslında ne kadar zengin bir anlatım sunduğunu kavrıyorsunuz. Uzun ve tumturaklı cümleler tercih etmeden diyeceğini diyor ve net bir şekilde duruşunu ortaya koyuyor. Okuduğum ikinci kitabıyla kelemini ve hayal gücünü sevdiğimi tescillemiş oldum :) Bu arada Kedi Beşiği, En İyi Roman dalında Hugo Ödülü adayıymış (1964) ; Mezbaha 5 ise aralarında Hugo (1970), Nebula (1969) nın da olduğu bir çok ödüle aday olmuş, finalistleri arasına girmiş ama her iki kitap da hiç bir ödül alamamış. Bu çok beğendiğim iki kitabın bahsi geçen ödülleri kaptırdığı kitapları okumak yeni hedefim olabilir :) Ve hemen olmasa da sıradaki Vonnegut kitabım Şampiyonların Kahvaltısı.
Kedi BeşiğiKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 20161,505 okunma
9/10
·128 syf.··
2021 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2021 07:58
Çok acıdır bir yakının adım adım ölüme gidişine tanıklık etmek. Ölüm döşeğindeki annesinin bir taraftan her bir an bu dünyadan yavaş yavaş çekilişine, bedeninin gün be gün 'çürüyüşüne' ama ruhunun tezat bir şekilde ölüme direnip yaşama tüm gücüyle sarılmasına tanıklık ederken diğer yandan anılar denizine dalıp 'sorunlu' bir anne-kız ilişkisinin muhasebesini yapıyor Simone de Beauvoir. "Bizi özellikle üzen şey, annemin can çekişmeleri, dirilmeleri, bir de kendi çelişmelerimizdi. Acı ile ölümün giriştiği bu yarışta, ölümün birinci gelmesini candan dilemekteydik..." diye açıklıyor kendisi ve kız kardeşinin hislerini... "...Çocukluğunda, bedeni, gönlü, kafası ilkelerle yasaklardan örülü bir koşumun içine sıkıştırılmıştı...Kollarını, kendi eliyle çekip iyice sıkması belletilmişti ona. Kanlı canlı, ateşli bir kadının varlığı sürüp gidiyordu içinde: Ama eciş bücüş, sakatlanmış, kendine yabancı kesilmiş bir varlıktı bu...." Bu ve benzeri satırlarını okuyunca 'Simone de Beauvoir annesine çekmiş' diyor insan, lakin annesi gibi 'kapan kıstırılıp, ruhunu bir kafese sıkıştırmayı' kabul etmemiş, başkaldırmış. Güçlü kalemi ne güzel aktarmışken hem annesinin yaklaşan ölümünün ayak seslerinin kendisinde ne hissettirdiğini, hem de geriye dönüp baktığında annesinin 'kendisi olamadan' bitirip tükettiği hayatını. Böyle bir manzara karşısında hangisi daha çok yaralar acaba insanı? "...Bugün yaşamamışım! İnsan yaşamayı bu kadar sevince, ölmek güç iş doğrusu."
Sessiz Bir ÖlümSimone de Beauvoir · İmge Kitabevi Yayınları · 2019900 okunma