Dilsiz işini bırakmış onlara bakıyordu. Ömer'in dumanı her üfleyişinde Dilsiz'in burun kanatları genişleyip daralıyordu. Suratında yavaş yavaş bir anlam canlanır gibi oluyor, kahveyi içen kendisi imiş gibi, gırtlak düğümü bir çıkıyor, bir iniyor. Gözleri Necdet'in fincanına dikilmiş.
Bireysel Psikolojiye yeni başlamış acemiler, bizim nörotiği kendi acılarının sorumlusu saydığımız sonucuna varırlar. Bu yanılgı herhalde ya bilgi eksikliğinden, ya da bizim dilimizi iyi anlatacak biçimde kullanamamamızdan gelmektedir.
“Büyük aşk”ı sıradan insanlar yaşar. Acemiler. İlk aşk -ömrün o merkezî tecrübesi, en aziz ve muhteşem hatıramız- hayata çıplak gözle bakan körlerin nasibidir.