Kitap: Modern Bir Zaman Makinesi
İnsan, zamanın içinde yaşamaz yalnızca, onun tarafından aşındırılır. Her gün biraz daha değişen yüzümüzden önce, hatırlama biçimlerimiz değişir. Bir zamanlar dünyayı yerinden oynatacak kadar büyük görünen olaylar, yıllar sonra zihnin tenha bir köşesinde küçülür. Bazı sesler silinir. Bazı bakışlar bulanıklaşır. Bazı isimler ise uzun süre kullanılmamış bir anahtar gibi hafızanın dibinde pas tutar. Zamanın asıl gücü öldürmesinde değil, dönüştürmesindedir. Çünkü hiçbir şeyi olduğu gibi bırakmaz. Bir dostluğu başka bir şeye çevirir. Bir aşkı başka bir dile tercüme eder. Bir acının kenarlarını törpüler, bir sevincin renklerini soldurur. İnsan dönüp geriye baktığında, yaşadığı hayatı değil, zamandan geçmiş hayatı görür. Belki de yazma isteği tam burada doğar. Kitap bir zaman makinesidir. İnsan kapağını açtığında yalnızca geçmişe gitmez, geçmişin içindeki insanların yanına oturur. Çoktan susmuş sesleri yeniden duyar, kapanmış kapıların önünde yeniden durur. Yıllar önce yaşanmış bir sevinç ya da acı, sayfaların arasında yeniden karşısına çıkar. Kitap, zamanı geri getirmez belki ama okuyanı gerçeğin tam yanına oturtur. Ona, çoktan yaşanıp bitmiş bir hayatın hala insan ruhuna dokunabildiğini gösterir. Çünkü insan, yaşadığı şeylerin kaybolmasına değil, biçim değiştirmesine itiraz eder. Bir günü olduğu gibi saklayamayacağını bilir. Bir sesi cam bir kutunun içine koyup geleceğe taşıyamaz. Fakat o günün bıraktığı ağırlığı, o sesin zihninde açtığı boşluğu dile dönüştürebilir. Yazı, olayların değil, geride bıraktıkları basıncın kaydıdır. Bu yüzden iyi bir metin, geçmişi anlatmaz. Geçmişin hala bitmemiş taraflarını görünür kılar. Yıllar önce yaşanmış bir an, bir cümlenin içinde yeniden ortaya çıkmaz, başka bir biçimde yaşamaya devam eder. Kelimeler zamanı geri getirmez. Ama
Yaşamak, ölümün elinden ödünç alınmış bir vakittir sadece.
Reklam
Baba Ağız dolusu bir kelime, Büyük bir yürek ağrısı. Baba Görüp görebileceğin en yüksek dağ, Varabileceğin en uç yer. Baba Güçsüzlüğün en acı hali, Yetimlik değil bu, kimsesizlik.. Bir baba derim, dilim ayrı yüreğim ayrı kanar. Bir baba derim, yaşanmış yaşanacak yıllarım kimsesizliğine ağlar. Bir baba derim, ötesine dilim varmaz. Bir baba derim, babasızlığıma yürek dayanmaz...
"Babalar günü neden var ki.. daha çok acı çekmek için mi.. "
Duygu ve Düşünce
İnsan kaybettiklerine üzülmüyor verdiği güvenin kaybolmas'na üzülüyor insan her zaman kaybeder herşeyi kaybeder ama güven kalbe saplanan bir hançer misali acı veriyor insana bunlara rağmen hala güvenmeye devam ediyorsa güven vermeye ya acı çekmeye alışık olduğu için'dir yada başka çaresi yoktur insanın nasıl başka çaresi olmaz diyecek iç sesiniz benimde öyle diyor ama etrafında kimseler olmayınca güven dağıtmak kolay oluyor tecrübe edindim şahsen ama yinede iyi insanlar her zaman var ve var olacak kader ne zaman karşımıza çıkarırsa Velhasıl yanlız insanlar güven dağıtır Dolu insan'lar güvenir Ahmet Akif Uludağ
İnsan ve Duygular
Başımıza gelen musibetler, imtihanlar...
...nuranî âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Meselâ: Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur. Ve keza, rahm-ı maderden dünyaya gelen çocuk, mahud tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nâil oluyor. (Yirmidokuzuncu Lem'adan İkinci Bab/1.Nokta) Şualar
Reklam
Reklam