Puan vermedi·104 syf.·
2026 417. kitabı
Karmaşık olmayan ilişkiler bir zamanlar vardı herhalde, diye düşünüyordum. Elbette varmış. Belki yine de var ama göz önünde dolaşmıyor.Longos İki bin yıl öncesinden gelen bu hikâye, Midilli Adası'nda doğan, yeşeren ve engellere göğüs geren bir aşkı anlatıyor. Masumiyet, acımasız kader, sadakat, ihanet, tanrıların intikamı ve hatta acımasız korsanların eşlik ettiği bu aşk hiçbirine boyun eğmiyor, yok olmuyor. Sadece lekesiz, masum, karmaşık olmayan ilişkiler ve saf duygulara değil, hayvanlara, bitkilere, rüzgâra, mevsimlere de aynı güçle yönelebilen bu kadim metin insanlığ bir armağan "Sevdalı olanlar acı çekerlermiş.” Daphnis ile Khloe'nin Aşkı Antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı örneklerinden biri kabul edilmesinin yanı sıra pastoral edebiyatın da ilk yapıtıdır. Yazarının kimliği netleşmemiş olsa da romanın okur üstündeki etkisi yüzyıllar sürmüş, nice yazara, ozana, heykeltıraşa, ressama, müzisyene ilham vermiş; Shakespeare'den Goethe'ye, Rousseau'dan George Sand'a, Colette'ten Yukio Mişima'ya birçok büyük edebiyatçının yapıtlarına esin kaynağı olmuş bir Daphnis ile Khloe'nin Aşkı geride bıraktık Hiçbir sevdalı böyle şeylerle ilgilenmez, sevdasına yol açan gövdenin güzelligini gördüğünde ona kapılır, gider. İşte bu yüzdedir ki kimileri bir ağaca, bazıları bir ırmağa, bazıları da yabani bir hayvana âşık olabilir. Sevdalandığından korkan birine acımak gerekmez mi? Ben bir kölenin gövdesine ama özgür bir adamın güzelliğine sevdalandım. S:88
Dünya Klasikleri Edebiyat Roman
Daphnis ile Khloe'nin AşkıLongos · Can Yayınları · 20211,268 okunma
8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,282 okunma
Reklam
Puan vermedi·352 syf.··
2026 43. kitabı
İlk aşkın insanın hayatında bıraktığı izleri ve geçmişin hiçbir zaman tamamen geride kalmadığını anlatan etkileyici bir roman. Beth'in yıllar önce büyük bir aşkla bağlı olduğu Gabriel'in köye geri dönmesiyle birlikte, yıllardır sakladığı duygular ve anılar yeniden gün yüzüne çıkıyor. Bir yanda kurduğu düzen ve eşi Frank, diğer yanda unutamadığı geçmişi arasında kalan Beth'in yaşadığı iç çatışma hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri Beth ve Frank'in kaybettikleri oğullarının gölgesinde yaşamaya çalışmalarıydı. Bu büyük acı, karakterlerin verdiği kararları ve birbirleriyle olan ilişkilerini derinden etkiliyor. Gabriel'in oğlu Leo'nun ortaya çıkması ise Beth'in kapanmayan yaralarını yeniden açıyor ve hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Başlangıçta romantik bir dram okuyacağımı düşünürken, ilerleyen bölümlerde olayların bir cinayet soruşturmasına dönüşmesi beni oldukça şaşırttı. Mahkeme süreci, ortaya çıkan sırlar ve karakterlerin sakladığı gerçekler kitabın temposunu yükseltiyor. Her yeni bölümde farklı bir detay öğrenirken, olayların nasıl sonuçlanacağını merak ederek sayfaları çevirdim. Bu kitapta en sevdiğim şey karakterlerin kusurlarıyla birlikte gerçek hissettirmesiydi. Kimse tamamen haklı ya da tamamen suçlu değil; herkes kendi acıları ve pişmanlıklarıyla mücadele ediyor. Finali ise hem hüzünlü hem de düşündürücüydü. Yaralı Topraklar, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kayıpların, seçimlerin ve geçmişin insan hayatında bıraktığı derin izlerin unutulmaz bir anlatımı. #yaralıtopraklar ,#tavsiyekitap ,#leylaninkitapdunyasi
Yaralı TopraklarClare Leslie Hall · Pegasus Yayınları · 202630 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap adı: Yine De Sevdik Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş Sayfa sayısı :160 Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı "Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın" Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun. Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar. Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında. *"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" * Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu? Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla. *** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter" Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş. Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum. ***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun" ***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli. Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum. Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz" Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,494 okunma
10/10
·496 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:42
Hahhh Allah razı olsun Lore' m ya tam diyorum ulan şeker şeker okumalar yaptırıyor, güldürüp eğlendiriyor en son sayfada vurdun mu bacım sen bize tekmeyi Resmen çok sevinmeyin, yeter bu kadar aşk böcüklüğü dedi ve kazığı böğrümüze soktu O sondan sonra ben üçüncü kitabı nasıl bekleyeyim kadın Serinin devam kitabı olduğu için konusuna dair çok fazla detay vermeyeceğim ama ne yalan söyleyeyim ben ikinci kitabı daha bir çok sevdim. İlk kitapta Ayperi' nin travmalarına hakimdik ama bu kitapta zirveyi yaşadık. Dibine kadar acı çekerken Ayperi'nin yeniden doğuşunu okumak acayip keyiflendirdi beni. (Küçücük yaşından beri çekmiş zaten artık rahatlasın küçük kızım) Ama bu yeniden doğuş süreci epey yorucuydu karakterimiz açısından doğrusu. Ne kadar acı çeksek de kitabın devamında aşka, sevgiye ve komediye dibine kadar doyduk. Ömer Seyirhan sen bambaşka bir mevzusun adamım Seni, sevgini, tutkunu okumak muazzamdı. İlk kitaptan beri düşüyorum sana bil. Benim seride en sevdiğim karakter Melike, arkadaşlar. Kendime dehşet benzetiyorum Allah kahretmesin (dışım Şeyma içim Melike resmen) O kadar güldüm ki Melike' nin olduğu her sahneye ruhumu teslim edecektim az daha. Ömer ve Ayperi'nin sevgililik aşamaları çok güzel ilerletilmiş kitap boyunca. Özellikle düğünden çekip adamı çıkarması beni bir yükseltti sormayın. Şeyma ve Muharrem ilişkisi çok nahif ve tatlı ilerlerken, Yavuz ve Melike cephesi henüz birbirlerine olan hislerini sadece kendilerine saklama aşamasında. (Ama ikisini okumaya bayılıyorum.)   Ben ilk kitapta duvara yazıları yazan kişiyi çok merak etmiştim yorumumu hatırlayanlar bilir bu kitapta sonuca ulaştı sahneye gülmekten öldüm. şimdi benim her kitapta bir şeye dibim düşüyor ya da merak ediyorum ya hani; Allah'ını seven bana Melike'nin çoraplarının linklerini bulsun.
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026178 okunma
Tam yeşil değil
8/10
·308 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:35
Kitap üç bölümden oluşuyor ve onu farklı kılan şey üç bölümü üç ayrı karakterin anlatımı oluyor. Her karakter kendi hikayesinin baş kahramanı olduğu için üç ayrı hikaye okuyormuşuz gibi gelebilir ama onların buluştuğu ortak payda kitabın yazılış amacı oluyor. Bunlar aşk, sevgi, burjuva ve proleterler arasındaki farklar ve yalnızlık. İlonka Peter e verdiği sevginin karşılığını alamaz. Peter ise jüdit e ulaşamadıkça aşık olur ya da olduğunu sanar. Peter judit le olan sınıf farkını asla göz ardı edemez. Ama kendi sınıfından olan İlonka ile de yapamaz. Bu basit ve gayet klasik aşk üçgeni Peter in ne istediğini bilememesi yüzünden oluşur. Sevgiye karşılık veremez ve aşkına sahip çıkamaz korkağın biridir. Burjuva oluşuyla övünmediğini söylese de onun getirileri olmadan yaşayamaz. Sonunda yalnız kalır. Bunlar olurken yani insanlar kendi “küçük” acılarıyla boğuşurken dünya, ikinci “büyük” savaşın eşiğindeydi. Durup üzülmeye fırsat bulamadan kendi sorunları içinde boğuluyorlardı. İlonkanın kızıl hastalığından ölen 2 yaşında bebeği vardı. Dünyada da savaş yüzünden ölen milyonlarca bebek. Peki şimdi hangi acı daha büyük? Kitabın ikinci bölümünü Peter anlatır ve yalnızlığı güzellemeye başlar çünkü hiç kimseyle mutlu olamadığının farkındadır. 8 yıllık İlonka ile olan evliliğini bitirip judit e kavuşup onunla da olamadığını anladığında bize bir hikaye anlatır: Bir adamın hayattaki en büyük arzusu yeşil bir balık kutusuna sahip olmaktır. Balıkçıların iğne, misina ve yemlerini koydukları o metal, yeşil kutulardan… Adam yıllarca bunu düşler. Yaşlanır, ömrü geçer. Sonunda tanrılar ona acır ve istediği kutuyu verirler. Adam kutuyu eline alır, uzun uzun inceler ve hayal kırıklığıyla şöyle der:“Bu tam yeşil değil.” Peter anlar ki judit de onun tam yeşili değildi. Hayatta tam yeşil var
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,444 okunma
Reklam
Reklam