Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu.
Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.
Ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu; bence çok normal. Gerçek âşık acı çeker ve susar.
89.
"Senden birşeyler beklerken, acı çektim; ama, seni bir yere oturttuktan sonra, rahatladım, acı çekmiyorum artık" dedin bana.
Bu 'memnun' da olmam gereken birşeydi, herhalde; ama, sana artık acı bile veremiyor muydum—senin bir 'yer'ine oturtulup kalmış, mıydım— Bu düşünceydi, bana, acı veren...
Yaşam, yitim acısıdır.
Yaşamak, yitirmenin
acısını çekmektir.
Ölüm yitmekse,
yaşam da yitirmektir.
Yaşamak, yaşamın nasıl
tükendiğini yaşamaktır.
Yaşam yıkımsa,
yaşamak yıkmaktır.
Ölüm bitmekse,
yaşam tükenmektir.
Yaşam yitirmekse,
birlikte yaşamak,
yitirtmektir.