Bazen acı dinmez, bazen de yağmur Sevgilim gülümse, her şey unutulur Suskunuz bu akşam üstü Hasrete yanmışız, neylersin
Büyük aşklar,beraberinde büyük acılar getiriyordu.
Reklam
Anne, aşk ne acı bir şey Beni seven kız var ya Hani gece uyuduğum Sabah uyandığım Şimdi arkadaşımı seviyor Ama ben ikisiyle de Gülümseyerek konuşuyorum.
İd Boyutunda Yaşamak
Zevk ve acı. Hayatın anlamı. Merak edilir, sorulur her yerde. İşte söylüyorum! Hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden, çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır. Hayat = zevk - acı. Sonuç pozitifse yaşamışsındır hayatı. Negatifse ölmüşsündür doğduğun gün. Tabii bir de sıfır ihtimali var. Bu durumda ise zamanın yetmemiştir hayatı anlamaya. Erken ayrılmışsındır partiden, göremeden sonunu... Böyle düşündüm ben yıllarca. Ne kadar eksik oysa! Ne kadar ilkel. Ne kadar korkunç. Nasıl bir insan kendini bu denli aza indirebilir? Nasıl, sadece iki zıt elektronik sinyalin bütün varlığına hâkim olmasına izin verebilir?..
Sayfa 423 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Ah Nastyenka!
Daha fazlasını da biliyorum: En güzel yıllarımı heba etmişim! Artık bunun farkındayım ve fark etmiş olmaktan acı duyuyorum, çünkü sizi bana Tanrı yolladı iyilik meleğim benim, bana bunları kanıtlamak için yolladı. Şimdi yanınızda oturmuş sizinle konuşurken geleceğe korkuyla bakıyorum, çünkü gelecekte yine yalnızlık, yine o yavan, o gereksiz yaşam var; gerçek- ten de yanınızda oturup bu mutluluğu tattıktan sonra artık neyin hayalini kurayım! Tanrı sizi korusun küçük kız, ilk defasında da beni geri çevirmediniz ve artık şu ömrümde iki akşamcık yaşayabildiğimi söyleyebiliyorum!
Sayfa 27
Duygu ve Düşünce
Ferrarisini sattıktan sonra da mutlu olabildi mi? Bilinmez. Bilgiye bu sırrını sormak gerek. Ya da hayatın içinde hikayeleri aslında yüzlerinden henüz okunmayan, keşfedilmeye henüz bekleyen ve arayıp bir türlü bulamadığımız ya da yetinmediğimiz adına kimisi için huzur denilen, kimisi için aşk ya da sevginin dayanılmaz cazibesine yapılan ama ulaşılamayan o yolculuğu nihayetlenenlerimiz henüz var mı? Arayaduralım, aslında bu yolculuğu tamamlamış yaşamın anahtarını eline almış insanlar belki de yanıbaşımızda… On kap yemek kazanma hırsımızın aslında bir kap yemek yeme limitimizle yarıştığı , on arabamız varken sadece birine biniyor olabileceğimiz acı ve tezat gerçeği mi? Yoksa on evimiz var olsa bile sadece birinde oturabileceğimiz gerçeği midir henüz keşfedilmeyi bekleyen… Bütün bu farkındalıklar insanların sadece nesnelere aşık olduğunu anlatmak için sanırım yeterli . Ne yani şimdi bizler bindiğimiz aracımızla mı arkadaşız, evimizin soğuk duvarları yeterince sırrımızı saklayabiliyor mu? Ruhumuzdan eksilt ettiğimiz her insan imgesel olarak bir nesnedir bizim için… ya ruhu olan şeyleri sevin ya da her nesne zaten ihtiyaçlarımıza cevap verecektir…
Sayfa 136 - İmla·Kitabı okudu
Reklam
Reklam