Epikuros statik ve dinamik hazlar ayrımının sadece beden için değil, aynı zamanda ruh için de geçerli olduğu düşüncesindedir. Bedende yeme, içme vb. yönünde bir arzunun doyurulma süreci içinde sahip olunan dinamik hazzın ruhtaki karşılığı, bir arkadaşımızı görmenin veya bir problemi çözmenin bizde meydana getireceği ansal veya kısa süreli 'sevinç' duygusudur. Bedenin fiziki acıdan korunmuş olması ve fiziki bir acı duymaması anlamındaki statik hazzının ruhtaki karşılığı ise ölüm, ölümden sonraki hayatta cezalandırılma gibi korkulardan, endişelerden kurtulmuş olmanın meydana getirdiği ruhsal huzur, ruhsal dinginlik ve kaygılardan korunmuş olma hali olacaktır.
Böylece Epikuros her iki hazzı da kabul etmekle birlikte, açık bir şekilde asıl anlamında hazzın birinci hareketsiz, sakin hazlar yani acı ve kaygıdan korunmuş olma duygusunun verdiği haz olduğunu söyler, ikinci anlamdaki hazzı ise reddeder:
"O halde hazzın, erek ve amaç olduğunu söylerken; bazı kimselerin bilgisizlik, önyargıyla veya bilinçli olarak bizim görüşümüzü çarpıttıkları gibi, sefih insanların hazlarını veya duyusal hazları kastetmiyoruz. Biz hazla bedende acının, ruhta ise kaygının yokluğunu kastediyoruz. Zevkli bir hayatı meydana getiren şey, aralıksız içki sofraları ve alemler, cinsel hazlar, balıklar ve zengin sofraların verdiği zevkler değildir. Seçilmesi ve kaçınılması gereken her şeyin nedenini araştıran, insan ruhunda en büyük karışıklıklara yol açan yanlış inançları kaldırıp atan sakin akıl yürütme, muhakemedir"
Epikuros'un bu sözlerinden, bir kez daha, onun neden hareketsiz hazları(statik) tercih ettiği, hareketli hazlara(dinamik) iyi gözle bakmadığı anlaşılmaktadır. Epikuros yeme, içme, cinsel ilişkiler ve benzeri şeylerin haz olduğunu inkar etmemektedir. Ancak onlar, deyim yerindeyse