Bugün tam cikmis yas problemi çözerken sonuca yaklaşmışken karınca vardı üstümde bir türlü düşmedi en son düşünce bir yerine birşey oldu herhalde debelendi dedim aklım bunda kalacak öldürsem acı cekmese sonra dedim onunki de can herkesi acı çeken öldüremezsin neyse soruya devam ettim çözdüm aklımda kalmış yıllar sonra bile ddgd şükür babamla ben kardeş çıkmadık dgdg sonra bu hayvan normalde dönmüştü.Kırdım sandım bir yerini ama yanlış değilsem araştırma ve Kur'an'a göre ezilir bunlar kırılmaz.İyi dedim bari öldürmedim ama niyetim hep iyidi neyse ki.Kirilma da varmış aslında ama o daha güçlü kuvvette elimden atarken değil orada şok fln oluyormuş esnekmiş fln.
Çalıştığım hastanede hastalarla iletişimdeyken ciddi sorunlar görüyorum. Öncelikle kişisel bakım genel itibarıyla çok kötü. Elbette düzgün giyimli, temiz insanlar var ama sayıları çok az. İkinci bir konu ise gelen insanların ciddi bir anlama problemi var. Aynı cümleyi bazen 2-3 tekrardan sonra anlıyor çok büyük bir kısmı. Geçmişe dönüp baktığımızda özellikle köy enstitüleri döneminde, zihinler berrak, bilgi yaygındı. Güzel bir kıyı bölgesinde yaşamama rağmen bu acı tablo beni çok derinden etkiliyor. İnsanımın cahilleştirildi. Bilinç seviyeleri asgari yaşam için tasarlanmış gibi. Çok ciddi beyin göçü de cabası elbette. Tek çare sağlam bir eğitim programı ve topluma zararlı kurum ve vakıfların, cemaat denen oluşumların kapatılması. Atatürk geleceği gördü biz ise bu cehenneme doğduk.
Reklam
ya insanlar birbirine gorunmeyen ipek iplerle baglanmis iseler? yadaki talehin bir nece defe ayirdigi yollar sadece onlara verilen sansdir? men biliremki biz hec bir zaman ayrılmadıq. ferqli ferqli canlilarin ruhunda : en sevdiyimiz canli pisiklerde, itlerde ve quslarin ruhunda birbirimizi daima ziyarete geldik. gelib kecdiyimiz yollar cox boyuk ve aci idi. ama biz bunu bacarmisdiq, hersey yoluna girmisdi. sadece kecmisdeki etdiyimiz sehvler bizi buraxmadi. daima dalimizca dusduler. bizi hecbir zaman rahat buraxmadilar. biz bunlara baxmayaraq insanlardan, pis dusuncelerden daima qacib birbirimize qayitdiq. bir zerremizi gormek bele bizi xosbext edirdi. cunki ruhumuz oz ekizini tapmisdi. birbirimizin 99 faiz ekizi idik. birbirimize soz vermisdik ki bu haqda kitab da yazacayiq. cunki sozun esl menasinda dillere dastan bir munasibetimiz var. yeri gelende birbirimize dost, qardas, ana ve ata oluruq. tam rahatliqla her istəyimizi yerine yetirirdik ve birbirimizin qoynunda cox safe hiss edirdik. bezi gunlerde 20 30 manat (telebe oldugumuza gore pul miqdari normaldir), bezi vaxtlarda ise bazarstorda qepik qepik yigib ozumuze su almisiq. heyatin her noqtesindeki cetinliyi, xosbextliyi dadib bu aileni yaratmisiq. cox vaxt bizi terifleyirdiler ve hamidan ferqli oldugumuzu deyirdiler. belke de bize nezer getiren seylerden biri de bu idi. ozumuzu basqalari ile kiyaslamirdiq, amma bizi xosbext eden sadece biz idik ve basqa hecne. saatlarla oturub istenilen movzuda danisa bilerdik. birimizin bir problemi olduqda digerinin heyatini sonlandira bilen birseymis kimi davranmagimiz bizi birbirimize daha da baglayirdi. cunki ikimizde "bizsizliyi" dadmisdiq ve o halimizin ne derece de pis oldugunu bilirdik. 1-ci ay. Seherde menim adimla eyni ada sahib bir usagi masin vurmusdu ve o komada
Allah ve kötülük problemi
Kötülük Problemi Nedir? Klasik formülasyonu Epikuros’a kadar dayanıyor, ama asıl felsefi ağırlığını David Hume ve daha sonra Alvin Plantinga, J.L. Mackie gibi filozoflarla kazandı. Basitçe şöyle özetlenir: 1. Tanrı her şeye kadirdir (omnipotent). 2. Tanrı her şeyi bilir (omniscient). 3. Tanrı tamamen iyidir (omnibenevolent). 4. Yine de dünyada kötülük vardır. Bu dört önerme bir arada çelişkili görünür. Eğer Tanrı kötülüğü engelleyebiliyorsa ve engellemek istiyorsa, neden engellemiyor? Engellemek istemiyorsa tamamen iyi değil demektir. Engellemiyorsa güçsüz demektir. Bu soru özellikle doğal kötülükler (deprem, kanser, sel) ve ahlaki kötülükler (savaş, işkence, zulüm) için çok zorlayıcıdır. Teistik Cevaplar İnananlar bu soruya çeşitli teodiseler (kötülüğü savunma) geliştirmiştir. En önemlileri şunlardır: Özgür İrade Savunması En güçlü ve en yaygın kabul görenidir. Tanrı gerçek sevgi, gerçek ahlak ve gerçek iyiliğin ancak özgür seçimle anlam kazanacağını bildiği için insana özgür irade vermiştir. Robot gibi programlanmış olsaydık ne iyilik ne de aşk olurdu. Kötülük, insan iradesinin kötüye kullanılmasının sonucudur. Tanrı sürekli müdahale etseydi özgürlüğümüz ortadan kalkardı. Doğal kötülüklere karşı ise “doğal yasaların tutarlılığı” argümanı getirilir. Evrenin kuralları tutarlı ve öngörülebilir olmasaydı ne bilim olurdu ne de düzenli bir hayat. Acılar, bu kuralların kaçınılmaz yan etkileridir. Ruh Yapımı Teodisesi (Soul-Making) John Hick’in geliştirdiği bu yaklaşıma göre dünya bir “ruhsal jimnastik salonu”dur. Acılar, kayıplar, zorluklar bizi olgunlaştırır, empati kazandırır, karakter geliştirir. Her şeyin mükemmel olduğu bir dünyada cesaret, sabır, fedakârlık gibi erdemler anlamsız kalırdı. Kötülük, ruhlarımızın büyümesi için bir araçtır. **Gizemci ve
Hayatın İçinden Bir Kesit ​Bu uzun bir yazı fakat gerçekler; hepimizin problemi, imtihanı ve ilgisidir. Eğer gerçekten bir şey bir insanın nasibiyse; ne olursa olsun, her ne engel çıkarsa çıksın, Rabbim onu bir şekilde nasip edecektir. Yok eğer değilse; dalda elma olsa koparamazsın, rüzgâr olsa hissetmezsin, ne kadar peşinden koşarsan koş yetişemezsin. ; . Rabbim seni öyle bir yerden ödüllendirir ki; olmayan şeyler için Rabbine şükredersin, olanlar için teşekkür edersin. Önemli olan Rabbine olan inancını kaybetmemen ve umutlu davranmaktır. Rabbimin bizim için hazırladıklarına kalben inanmalıyız, göz ardı edip inancımızı kaybetmemeliyiz. ​Dünyaya gönül bağlayıp hayattan el etek çekmemeli insan. Bazen insanın kalbi buna razı gelmese de, elinden geleni yapıp Rabbimize tevekkül edince; zamanı gelince her şeyin en güzelini yine nasip eder. O dilerse her şeyi içinde olduğun duruma göre farklılaştırır ve yine dilerse seni imtihan eder; bakalım sabredebilecek misin? ​Ve yine ne diyor: "La tahzen (Üzülme ey kulum), Rabbin seninle beraberdir." Kimi zaman olduğumuz durumda bazen şikâyet ederiz, bazen sadece o duruma katlanırız. Fakat durumun farkına vardığımızda; aslında Rabbimin bir bildiği veya imtihan ediyor olduğunu düşündüğümüzde kendimizi kınamamalıyız. ​Biliyorum çok yorgunsun ama inan; geçecek ve Rabbine teşekkür edeceksin. Sadece üzgün olduğun için içine kapanmışsın. Gel gör ki; Rabbimin sana vereceği nimetlerden bihaber olmak ne kadar acı bir durum.
Matematikten nefret eden biri olarak, bir gün matematik hocamdan duyduğum bir söz beni derinden etkilemişti. Söz ona ait değildi; Nobel ödüllü matematikçi John Nash’e aitti: “İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.” O an bu cümle zihnime çarptı ama anlamını kavrayamadım. Uzun süre düşündüm. Ne demek istiyordu? Matematikle adaletin ne ilgisi olabilirdi? Çünkü benim için matematik, anlamsız rakamlar ve çözülemeyen problemlerden ibaretti. Sonra araştırmaya başladım. Ve fark ettim ki sorun matematikte değilmiş. Sorun, bize matematiğin sadece sayılardan ve sembollerden ibaret olduğunu öğreten sistemdeymiş. Oysa matematik; sadece işlem yapmak değil, bir problemi çözebilme cesareti, sebep-sonuç ilişkisi kurabilme becerisi, düşüncelerini düzenleyebilme gücüymüş. Ve belki de en önemlisi: Matematik, “eşitlik” kavramını en saf haliyle anlatır. Eşitliğin ne olduğunu anlamayan bir toplumda ise adalet sadece bir kelime olarak kalır. Bir zamanlar bu ülkede hukuk bölümü sözel puan türündeydi. Yani adaleti dağıtacak insanlar, eşitliği en net anlatan dilden uzak yetişiyordu. Ve acı olan şu ki, mesele sadece hukukçular da değil. Matematik bilmeyen, sorgulamayan, ölçmeyen, karşılaştırmayan bir toplumda; adalet, kişiden kişiye değişen bir duyguya dönüşür. O zaman da adalet, bir terazi olmaktan çıkar… kimin elindeyse onun ağırlığına göre eğilen bir şeye dönüşür.
Düşünce
Reklam
Reklam